Selim Yalçıner
Başbakan Elgin Koçubaba (10) Satrancın Zorunlu Ders Olmasını İstiyor
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:08 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:08
Başbakan Elgin Koçubaba (10) çok kısa bir süreliğine de olsa, 23 Nisan'da başbakanlık koltuğuna oturduğunda, neler istediğini açıkladı. İstekleri, çeşitli bakanlıkların alanlarına giriyor, özetle şöyle:
"SBS'nin kaldırılmasını istiyorum. Okula gidemeyen çocuklar için daha fazla çalışmalar yapılmasını ve satrancın zorunlu ders olmasını istiyorum. Bilim ve sanat merkezlerine daha fazla destek olunmasını, bilimsel çalışmaların artırılmasını istiyorum. Dünya bize atalarımızdan miras kalmadı. Onu çocuklarımızdan ödünç aldık. Ağaçlandırma konusunda çalışmalar yapılmasını istiyorum. Fabrikalarda üretimin artırılmasını, kendi ürünümüzü kendimizin üretmesini istiyorum. Başkanlık Sistemi'nin gelmesini istemiyorum. Ulu Önder Atatürk ülkemiz için Cumhuriyet'i uygun gördü. Ülkemiz için en iyisinin Cumhuriyet olduğunu düşünüyorum."
Şimdi, koltuğa oturduğunda konuşmasına başlayıp başlayamayacağını sorduğu Başbakan'dan (Recep Tayyip Erdoğan) "Yetki artık senin. İster asarsın ister kesersin," yanıtını alan Başbakan Elgin Koçubaba'nın kimseyi asıp kesmeyi pek düşünmemesi, 'satrancın zorunlu ders olmasını' istemesi ve son derece akla yakın, yurtseverlik kokan isteklerde bulunmasına dayanarak, neler yapabileceğine değil, yapmayacağına gelebiliriz.
Yazımızın bundan sonraki bölümünde, görevi kısa sürmüş de olsa, Elgin Koçubaba'dan başbakan diye söz edeceğimizi baştan belirtelim ve kuşkularla boğuşan kimilerini rahatlatmayı amaçlayalım.
Evet, Başbakan, satranca da meraklıysa, ki öyle anlaşılıyor, o zaman hamlelerini yaparken, an azından beş altı, merakı derinse yedi sekiz hamle sonrasını düşünecek ve kendisini ikinci hamlede mat edecek bir hataya düşmeyecektir.
Başbakan, bağımlı, gerici ve piyasa yanlısı bir politika izlemeyecek, ülkesini ABD ve AB'nin uydusu haline getirip hıristiyan mı müslüman mı olduğu belli olmayan tarikatların etkisi altına sokmayacaktır.
Başbakan, CİA'de –evet, orada- çatışmaların önlenmesi konusunda çalışmalar yapan 'önemli' 'bilim insanları'nı bile herhalde dinleyecek ve her aşaması başarıyla yürütülecek ve en az yedi yıl sürecek bir girişimle 'Kürt Açılımı'nı ancak hayata ( o da belki!) geçirebileceğinin bilincinde olarak, bir kaç ay içinde 'biz yaptık oldu' kıvamında acemiliklerle ülkenin bu en kanlı sorununu çözdüğünü düşünmeyecektir.
Başbakan, 95 yıllık bir başka acılı sorunu bir kaç ay içinde çözümleyeceğini, ABD Başkanı Obama'ya söyleyip de kendini ve ülkesini bağlamayacaktır.
Başbakan, tüm ülkenin kabul ettiği haklarını alabilmek için direnen, bu amaçla sendikalarının –başka nereye gitsinler ki?- önüne giden işçileri gazlamayacak, polis zoruyla dağıtma tehdidinde bulunmayacaktır.
Başbakan, Tekel işçilerinin direnişini 'ideolojik' olmakla suçlayıp aslında kendisinin her olayı kendi ideolojisinden gördüğünü itiraf etmeyecektir.
Başbakan, açıklamasının son bölümünde değindiği başkanlık sistemi karşıtlığı uyarınca, kuvvetler ayrılığı ilkesini kuvvetler birliği ilkesine dönüştürüp kendi padişahlığına yol açacak girişimlerde bulunmayacaktır.
Başbakan, kendisine yönelen her eleştiriyi, eski dönemlerden anımsatmalarla yanıtlamayacak, eleştirilere demagojiyle karşılık vermeyecektir.
Başbakan, başarısızlıklarının yükünü ses, film sanatçılarına, yazarlara yıkmak için toplantılar düzenlemeyecek, baştan görüşlerine hiçbir şekilde itibar etmediği insanlara, çevrelere şirin görünmeye çalışmayacaktır.
Başbakan, haklarındaki iddiaların ortaya bile konulmadığı insanları yıllarca hapislerde tutmayacak, haksızlıkların savunucusu olmayacaktır.
Başbakan, taş atan çocukları kitlesel biçimde hapislere kesinlikle atmayacak, desteklenmeleri gerektiğini belirttiği küçüklerin ve ailelerinin perişan olmalarına yol açmayacaktır.
Başbakan, 'velev ki kendisini destekleseler bile' ülkenin çeşitli yerlerindeki örgütlü cinsel suçları masum göstermeye çalışan gerici basın ve yayın kuruluşlarını baş tacı etmeyecektir.
Başbakan, kuşkusuz, kendisini destekleyecek kuruluşları devlet bankalarından verilen çok uygun kredilerle besleyip medya dünyasında güçlü kılmaya çalışmayacaktır.
Başbakan, açılım yapmaya çalıştığı Ermenistan'ın Türkiye'de kaçak çalışıp bir kaç kuruş kazanmaya gayret eden yoksul yurttaşlarını kovmakla tehdit etmeyecektir.
Başbakan, ülkesinde hayvancılığı öldürdükten sonra artan et fiyatlarını ucuz ithalat –bu olanak var idiyse neden bugüne kadar kullanmayıp insanlara dünyanın en pahalı etini yedirdin sorusunu akla getirmeden- yapma tehdidiyle göstermelik olarak düşürme girişiminde asla bulunmayacaktır.
Başbakan, ülkesinde insanları istediklerini söyleyebilme özgürlüğünden, bu özgürlükler kağıt üzerinde var olsalar bile, deve kiniyle korkutup vazgeçirmeyecektir.
Başbakan, ülkesinde işsizlik ve pahalılık kol gezerken, ekonomik krizin hiçbir zarar vermediğini yineleyip durarak dolaşmayacaktır.
Başbakan, daha bir çok şeyi yapmayacaktır.
Ne yapacaktır?
Satrancı zorunlu ders yapacaktır. Bilim ve sanat merkezlerini geliştirecek, çocukların geleceğe doğru dürüst hazırlanmalarını sağlayacaktır. Çevreye zarar verilmesini önleyecektir.
Başbakan Elgin Koçubaba'nın neler yapacağına ve yapmayacağına, çok kapsamlı olmasa da, değindik.
Sıra, nelerin yapılıp yapılmayacağına 23 Nisan dışında da karar verilmesinde, geri kalan 364 günde.