Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...
Orhan Gökdemir

Orhan Gökdemir

Kürt-Yahudi Kongresi

Çözüm Almanya’da, AB’de, ABD’de değil, burada. Kol kola gireceğiz, acıları dindireceğiz, mecburuz. İntihar etmeyeceksiniz, buyurun mücadeleye!

Yayın Tarihi: 05.09.2025 , 18:27 Güncelleme Tarihi: 06.09.2025 , 00:01

ABD ve AB’nin desteğinde Filistin’de planlı bir soykırım sürerken “yeni Almanya”nın başkenti Berlin'de bir “Kürt-Yahudi Kongresi” düzenlenecek. 7 Eylül’de Berlin’de yapılacak etkinliğin düzenleyicisi “Yahudi-Alman Değerler Girişimi” ve “Almanya Kürt Toplumu”ymuş. Kongrenin konusu Yahudi ve Kürt düşmanlığı, tabii İslamcı-milliyetçi ideolojilerin güçlenmesi. Göz yaşartıcı bir duyarlılık örneği.

Önemsiz iki dernek tarafından düzenlendiği iddia edilen etkinlik Alman hükümeti ve İsrail Büyükelçiliği temsilcilerinin katılımıyla bambaşka bir anlama büründü. Yani etkinlik aslında bir Alman-İsrail ortak girişimiydi. Konuşmacılar arasında Almanya Yahudileri Merkez Konseyi’nden Shila Erlbaum, Yazar Rebecca Schönebach, İsrail Berlin Büyükelçiliği’nden adı lazım değil bir temsilci, Almanya Kürt Toplumu Başkanı Ali Ertan Toprak, Almanya İçişleri Bakanlığı temsilcisi Christoph de Vries var. Nasip olursa Kürt ve Yahudi düşmanlığını masaya yatıracaklar, evirip çevirip bir çözüm yolu arayacaklar. Almanya Ortadoğu’da Kürtler ve Yahudilerden başka mağdur görmüyor özetle. Emperyalizmin yeni seçilmiş halklarıdır. 

Ama soykırım öyle hamasi nutuklarla, göstermelik etkinliklerle örtülebilecek bir suç değil. İnsanlık ailesi geriye dönüp baktığında nasıl Nazilerin suçlarından utanıyorsa Siyonistlerin suçlarından da utanacaktır. Ve soykırımcı Siyonistlerin işbirlikçisi olarak ABD ve AB’yi en başa yazacaktır. Güçleri ve adları ne olursa olsun insanlık ailesi bu suça bulaşanları nefretle ve utançla anacaktır. 

***

Alman devlet aygıtı insanlığın ve Alman halkının aleyhine pek çok işi birlikte yürütüyor. Ukrayna’daki faşistleri ve İsrail’deki Siyonistleri sınırsızca destekliyor. Ortadoğu’da halkların zararına gizli kapaklı işler çeviriyor. Silahlanıyor ve silahlandırıyor. Silahlandırıp halkların üzerine saldıkları arasında İslamcı cihatçı çeteler de var. Ortadoğu’daki laik hükümetleri AB’li dostları ile el ele verip devirdiler. Bölgemizdeki zifiri karanlık onların eseri. 

İnsanlığa düşman olan kendi halkının gözünün yaşına bakar mı? Hıristiyan Demokrat Almanya Başbakanı Joachim-Friedrich Martin Josef Merz “Refah devleti artık sürdürülemez. Sosyal yardımlar sisteminin köklü biçimde gözden geçirilmesi gerekiyor” dedi birkaç gün önce. Halkını “Bonn Cumhuriyeti sonsuza dek sona erdi” diyerek tehdit etti. Yıkıldı dediği Bonn Cumhuriyeti 1945’ten sonra kurulan Almanya Cumhuriyeti’dir.

Halbuki Almanya kendi vatandaşına verdiği sosyal yardımdan fazlasını İsrail'e bağış olarak aktarıyor. Kendi vatandaşına yardımı esirgerken Ukrayna’nın hava savunmasını güçlendirmeyi ve Kiev’e her yıl dört motorize piyade tugayı donatacak miktarda askeri teçhizat sağlamayı teklif ediyor. Yeter ki savaş sürsün diyor. Ukrayna'nın Avrupa'daki ana askeri teçhizat tedarikçisi Almanya. Almanya'nın halka yetmeyen bütçesinden Ukrayna'ya tahsis ettiği yardımlar yıllara göre şöyle; 2022 1,6 milyar avro, 2023 5 milyar avro, 2024 7,1 milyar avro, 2025 4 milyar avro. 

Sosyal yardım sistemine topyekûn saldırıya hazırlanan Şansölye Friedrich Merz hükumetinin “vatandaşlık geliri” olarak bilinen yardımlardan yapmayı düşündüğü kesinti ise, şimdilik, 5 milyar avro. Yani Ukrayna savaşı sürdürebilsin diye verdikleri miktarla aynı.  

***

Halkına bu kadar acımasız olan Merz, İran'a hava saldırıları düzenleyen İsrail'e “Hepimiz adına kirli işleri yapıyor” diyerek teşekkür ediyor. “İsrail’in varlığını korumanın” ülkesi için tarihsel ve siyasal bir yükümlülük olduğunu belirtiyor. Gazze'de bir soykırım yaşandığını reddediyor. Filistinli mültecilere kapıları kapattılar. Filistinli “STK”lara, hatta İsrail’deki muhaliflere verdikleri fonları kestiler. Dediklerine göre İsrail'i soykırımla suçlamak antisemitizm. İsrail'i alenen soykırımla suçlamak tutuklanma sebebi. 2023'te, Saksonya-Anhalt eyaleti vatandaşlık başvurularına ilişkin yasalarını değiştirerek eyalette yaşayan herkesin “İsrail'in var olma hakkını tanıdıklarını ve İsrail Devleti'nin varlığına karşı yöneltilen her türlü çabayı kınadıklarını” belirten bir belgeyi imzalamasını zorunlu kıldı. Federal Hükümet, 2024'te, vatandaşlık kazanmak için zorunlu teste İsrail Devleti'nin var olma hakkıyla ilgili sorular ekledi. Cumhuriyeti yıkık Almanya artık faşizmin ve Siyonizm’in kölesidir. 

***

Burada bir paranteze ihtiyaç var. Konferansın düzenleyicileri arasında gösterilen ve Almanya Kürt Toplumu Başkanı olarak kodlanan Ali Ertan Toprak Başbakan Merz’in partisi “Hıristiyan Demokrat” CDU’ya üye. Bir ara milletvekili adayı da olmuş. Seçim çalışmaları sırasında hukuk ve siyaset okuduğunu beyan etmiş, araştırılmış, böyle bir eğitiminin olmadığı ortaya çıkmış. Bizim “Müslüman Demokrat” sahte diplomalıların siyasi akrabasıdır. Bir ara Alman militarizminin en büyük destekçisi “Yeşilli” Cem Özdemir'in danışmanlığını yapmış. Hayatı tipik bir siyasi dolandırıcılık hikayesi. Aynı zamanda fanatik bir İsrail taraftarı. İsrail’in yaptığı her şey haklı ona göre. Çünkü Orta Doğu'da sömürgeleştirilmiş tek bölge Kürdistan. Filistin için “22 Arap devleti olmasına rağmen, dünya Filistinliler için 23'üncüsünü talep ediyor” diyor. Şöyle devam ediyor; “Varlığını savunan İsrail'e tüm dünya saldırdığında yorgun bir şekilde gülümseyebilirim. İsrail devletinin var olma hakkını ve Kürt halkının kendi kaderini tayin etme hakkını savunmaktan asla vazgeçmem.” 

Geçin Kürt toplumunu falan, bu diplomasız Toprak tam bir kifayetsiz Merz’dir. Kürtlerin ve Yahudilerin arkasına saklanarak herkese ateş etmek ortak noktaları. Tabi konumları gereği arsız ve ikiyüzlüdürler. Bakın, bütün bunlar olurken o Alman Devleti ülkemizdeki seçilmiş şahıslara insan hakları ödülü dağıtmaya devam ediyordu. Karşı karşıya olduğumuz böyle bir utanmazlıktır. 

***

Soykırım sürüyor. Birleşmiş Milletler, Uluslararası Af Örgütü, İnsan Hakları İzleme Örgütü, OXFAM ve diğer birçok araştırma kuruluşu, İsrail'in Gazze'de BM Soykırım Sözleşmesini ihlal ettiği kanısında. Yüz bine yakın insanı bombalarla öldürdüler. Bunların 50 bini çocuk. Yüz binlercesi açlıkla-susuzlukla ölüme terkedilmiş durumda. ABD’nin ve AB’nin desteklediği işte bütün bunların sorumlusu olan Siyonistlerdir.  

Rapor-tespit falan hepsi hikâye tabii. BM Genel Kurulu, 1975’te, “Siyonizm ırkçılıktır” diye bir karar almıştı. ABD önüne geçti, kararın kadük kalması için elinden geleni yaptı. Sonunda kaldırtmayı başardı. Ölçüsüzlük ve kuralsızlık çağı başkanı Trump’ın, İsrail Başbakanı Bünyamin Netanyahu hakkındaki tutuklama kararından dolayı Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne yaptırım uygulaması düzenin hukukuna örnek. Türkiye’deki Anayasa Mahkemesine döndürdüler hepsini. Mahkemesi var ve fakat yasası yoktur. Çıplak bir inanç ve vahşi bir şiddetle karşı karşıyayız artık. 

Demokrasi ve insan hakları” soğuk savaş için uydurdukları iki mitten ibaretti. Şimdi Trump marifetiyle kapısına kilit vurdukları USAID aracılığıyla fon yağdırdıklarının listesine bir bakın; tamamı demokrasi ve insan hakları alanındadır. Çünkü USAID “komünizmle mücadele” aparatıdır; fonladıkları demokrasi ve insan hakları da komünizmle mücadele silahları. Beslediler, büyüttüler ve şimdi terk ediyorlar. İhtiyaç kalmamıştır. İhtiyaçları çıplak bir inanç ve vahşi bir şiddetten ibarettir. Düzenleri aslına döndü. Avrupa’da ve ABD’de “demokrasi” varsayımına dayalı bütün kurumların içini boşaltmışlardı. Şimdi geride kalan boşları da kaldırıp atıyorlar. 

Yeryüzünü silmeye karar verdiler. Ukrayna’da faşizmi, İsrail’de Siyonizm’i temize çektiler. Balkanlardan başladılar, Orta Doğu’yu un ufak ederek ilerliyorlar. İlerledikleri her yere şeytani tohumlar ekiyorlar. Bu Işid’lileri, bu Golanileri peydahlayanlar onlar. Suriye’yi sildiler, yerine cihatçı dukalıklar diktiler. Büyük Orta Doğuda bir tek Büyük İsrail ve Büyük Kürdistan’a yer kaldı haliyle. Artık emperyalizm yancısı, demokrasi foncusu ve Siyonist yancısı olmayana hayat hakkı yok.

Milliyetçi Haşerat Partisi ile Adamı Kalkındırma Partisi kafa kafaya verip sorundan payımıza düşeni çözmeye işte bu şartlarda karar verdi. Geriye kalanlar da komisyona koştu demokrasi gelecek falan diye. Kim kaybetmiş ki sen bulasın? Yoksulların ve mazlumların payına sadece faşizm, soygun ve soykırım düşüyor artık. 

Ama soykırım öyle hamasi nutuklarla, göstermelik etkinliklerle örtülebilecek bir suç değildir. İnsanlık ailesi geriye dönüp baktığında bugün yaşadıklarından utanacaktır. Güçleri ve adları ne olursa olsun insanlık ailesi bu suça bulaşanları nefretle ve utançla anacaktır. 

***

"Sen burada olmayanı arayan bir budalasın…" Genç Werther’in Acıları’nda böyle diyor Goethe. Roman basıldıktan sonra Almanya’da bir intihar dalgasına neden oldu. İntihar edemeyenler Werther kılığına büründü, sokaklar mavi ceket sarı pantolon giyen duygulu ama budala gençlerle doldu. 

Artık demokrasi ve insan hakları boş bir masal. Olmayan şeyleri arayanlar ise birer budala. Ama acıda bir eksiğimiz yok, işte her şey ortada. Halka ve insana düşman bir düzen yıkarak, parçalayarak üzerimize doğru geliyor. Çözüm Almanya’da, AB’de, ABD’de değil, burada. Kol kola gireceğiz, acıları dindireceğiz, mecburuz. İntihar etmeyeceksiniz, buyurun mücadeleye!

Orhan Gökdemir 'ın Son Yazıları