Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...
Korkut Boratav

Korkut Boratav

Trump’ın ticaret savaşı ve Çin

Mao’nun ABD’ye meydan okuması bugün dünya sisteminin zirvesinde bir nükleer güç olarak yer alan Çin tarafından Trump’a hatırlatılmaktadır. Ciddi bir uyarı olarak algılayacak mı? Bilemiyoruz.

Yayın Tarihi: 17.04.2025 , 23:59 Güncelleme Tarihi: 18.04.2025 , 00:02

Trump’ın 'Bağımsızlık Günü'

Trump, bir başkanlık kararnamesi ile 2 Nisan 2025’te ABD’nin gümrük tarifelerini yukarı çeken bir dizi değişiklik yayımladı ve aynı tarihi “bağımsızlık günü” olarak ilan etti. 

“Bağımsızlık Günü”, böylece, ABD’nin korumacı bir dış ticaret politikasına tekrar geçişinin resmî tarihi olarak kayda geçti. Gerçi önce Trump, sonra da Biden yönetimleri, Çin’e karşı ayrımcı, tek taraflı önlemler uygulayarak uluslararası serbest ticaret ilkelerinin bekçisi olan Dünya Ticaret Örgütü kurallarını çiğnemişti. 2 Nisan’da ilan edilen gümrük tarifeleri bu ayrımcılığı Çin dışına da taşıdı; genelleştirdi. 

Yeni gümrük tarifeleri, asgari yüzde 10’dan başlıyor. 60 civarında ülke veya ticaret bloku arasında daha yüksek düzeylerde farklılaşıyor. Farklılaşma derecesi, ilgili ülke ile ABD arasındaki dış ticaret dengesine göre belirleniyor. Hizmetler hariç dış ticarette ABD’nin açık verdiği ülkelere daha yüksek (“cezalı”) oranlar uygulanacaktır. “Cezalı oranların tespitinde”, arkadaşımız Hayri Kozanoğlu’nun “basit bakkal hesabı” olarak adlandırdığı bir formül kullanılıyor (BirGün, 8 Nisan). 

Tarife oranlarındaki farklılaşmada 2024’ten örnekler verelim: ABD’ye 439 milyar dolar dış ticaret fazlası veren Çin’e uygulanacak gümrük tarifesi yüzde 34; dış fazlası 236 milyar dolar olan AB’ye yüzde 20 olarak belirlendi. Bu farklılaşmanın yüzde 45-50 arasındaki zirvesinde dört yoksul Güneydoğu Asya ülkesi yer alıyor. Hammadde ihracatında uzmanlaştıkları için ABD’ye dış ticaret fazlası verdikleri anlaşılıyor.

Ticaret Savaşı’ndan Trump’ın beklentileri

Trump’ın “bakkal hesabı yükseltilen gümrük oranları” ile başlattığı ticaret savaşı, pahalılaşan ithalatın ülke içinde üretileceği; sonunda ABD’nin dış ticaret açığını ortadan kaldıracağı beklentisine dayanıyor. Ne var ki, kahve, çay, kauçuk gibi ürünlerde ihracat sayesinde Amerika’ya dış fazla veren Güneydoğu Asya ülkelerine uygulanan yüksek oranlı (“cezalı”) tarifelerin ABD’yi bu ürünlerde ithal ikamesine yönlendirmesi pek beklenemez… 

Trump’ın “otomatik ithal ikamesi” beklentisi, kırk yıllık neoliberal dönemde tedarik zincirleri içinde bütünleşen dünya ekonomisi ile uyumsuzdur. Biden yönetiminde ABD Güvenlik Danışmanı olan Jake Sullivan, bu konuda gerçekçi tespitler yapmış ve çözümü açıkça Çin’i örnek alan ve devletin üstlendiği bir sanayi politikası içinde önermişti. Bu doğrultuda iki yasanın (“Chips Act” ile “Inflation Reduction Act”) 2022’de Kongre’den geçmesi de sağlanmıştı.1 

Sonuçları henüz belli olmayan sanayi politikası tasarımını Trump sahiplenmiyor. 19’ncu yüzyılda Avrupa’da, hatta Amerika’da işlevsel olan korumacılığı, iki yüzyıl sonraki çok farklı dünyada olduğu gibi tekrarlamaya kalkışıyor. 

20’nci yüzyılda önce büyük buhran yıllarında Türkiye ve Latin Amerika’da; 1950 sonrasında ise Hindistan gibi yeni bağımsızlaşan ülkelerde planlama ile bütünleşen ithal ikameci sanayileşme örnekleri yaşandı. ABD, bu tarihsel deneyimlere tamamen yabancıdır.

'Cezalı tarifelere' tepkiler ve sonrası…

2 Nisan 2025’in farklılaşmış gümrük tarifelerine ilk tepkiler, AB ve Çin’ den geldi. AB Komisyonu, ABD’nin uygulayacağı yüzde 20’lik gümrük oranına; ayrıca da çelik ve alüminyuma karşı belirlenen daha yüksek tarifelere karşı bir dizi önlemi belirledi; kesinleştirmek üzere 15 Nisan’da toplanmayı kararlaştırdı (Reuters, 10 Nisan 2025).

Çin ise o kadar gecikmedi. 6 Nisan’da ABD’den tüm ithalata uygulanan gümrük tarifesini yüzde 34 oranına çıkardı. Ayrıca, 18 Amerikan şirketine karşı bir dizi önlem aldı; 7 ender minerali ihracat yasağı listesine ekledi (Peoples Daily, 7 Nisan 2025). 

Trump, Çin’in bu hamlesini ticaret savaşını hızlandırarak karşıladı: Başta yüzde 34’lük yeni gümrük tarifesi olmak üzere 6 Nisan kararlarını kaldırmazsa, Çin’e uygulanan toplam gümrük tarifelerini 9 Nisan’da yüzde 125’e çıkaracağını ilan etti. (South China Morning Post, 9 Nisan 2025). 

Bu uyarıyı Çin Bakanlar Kurulu ABD’ye dönük gümrük tarifelerini yüzde 84’e sıçratarak karşıladı (Peoples Daily, 9 Nisan 2025). Trump, Çin’i “küresel piyasalara saygısızlık etmekle” suçladı ve yüzde 125’lik gümrük oranını uygulamaya başladı: Bu eklentiler iki ülke arasındaki dış ticareti fiilen önleyecek düzeydedir. Trump ek bir kararını daha ilan etti: 60 civarında ülkeye karşı (yüzde 10’luk ortalamayı aşan) “cezalandırıcı” gümrük tarifelerini 90 gün boyunca donduracaktır. “Dondurma müjdesi” herhalde kalıcı olacaktır. 

Ticaret savaşının patlak vermesi, 4 Nisan sonrasında New York borsasında işlem gören hisse senedi ve tahvil fiyatlarında 2008 ve 2020’deki finansal krizleri andıran boyut ve doğrultuda çöküntü ve çalkantıları tetiklemişti. Yeni bir kriz işaretleri Trump/Musk ikilisini endişeye sürüklemiş olmalıdır. Çin dışındaki ülkelere karşı gümrük savaşına son veren “dondurma”, sonraki günlerde borsaların normale yönelmesine katkı yaptı. 

Hong Kong’ta yayımlanan SCMP gazetesine göre, “diğer ülkelere tarife artışlarını dondurma” kararı, “ABD’nin görünüşte dünyaya karşı sürdürdüğü ticaret savaşının aslında Washington ile Beijing arasında olduğunu göstermektedir” (SCMP, 9 Nisan 2025). İki dev ülke arasındaki kapsamlı bir ekonomik savaşın olası sonuçlarını tartışan çalışmalar artmaktadır. ABD’nin galip, hatta kazançlı çıkamayacağı yaygın görüştür. İleride gözden geçirmek istiyorum. 

Çin, Mao’yu hatırlatarak ABD’yi ayrıca uyarıyor

Gümrük savaşı yoğunlaşarak bir hafta sürdü. Son bulurken Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, Trump’ın ülkesine yönelttiği suçlamaları bir demeçle yanıtladı: “Burası Çin’dir; biz provokasyonlardan ürkmeyiz; geri çekilmeyiz.” Sözcü Mao Ning bu kısa demece (ayrıca adaşı da olan) Mao Zedong’un 1953 tarihli bir konuşmasının videosunu ekledi (Beijing Scroll, 10 Nisan 2025).

Başkan Mao’nun konuşması, ABD’nin işgaline karşı Çin Halk Cumhuriyeti’nin (ÇHC’nin) Kore’de 1950-1953 yıllarında sürdürdüğü ABD Saldırısına Direnme ve Kore’ye Yardım Savaşı sırasında yapılmış. Başkan Mao şunları söylüyor: “Savaşa son verme kararı bize bağlı değildir. Daha önce Başkan Truman’a bağlıydı; ileride de Başkan Eisenhower’e veya kim Başkan seçilirse ona ait olacaktır. Ne kadar sürerse sürsün biz yenik düşmeyeceğiz; muzaffer oluncaya kadar savaşacağız.”

ABD-Çin arasındaki ticaret savaşının son aşamasında Mao’nun 72 yıl önceki bu konuşmasının kullanılması farklı bir uyarı özelliği de taşıyor. Tahmin edebiliyoruz. Yeni Trump yönetiminde, Taiwan gerilimini tırmandırarak ÇHC’ye karşı silahlı bir çatışmayı tetiklemeye niyetli “şahinler” yer almaktadır. Amerikalı bazı uzmanlara göre Trump’ın Ukrayna-Rusya arasındaki barış arayışı çabalarında, Çin’le göze alınan bir silahlı çatışmaya odaklanma gereksinimi etkili olmuştur. 

Kore savaşı, ÇHC dört yaşındayken, nükleer silah sahibi tek ülke olan ABD’ye karşı göze alındı; ABD ve müttefiklerinin Kuzey Kore’yi işgalini önledi; bir ateşkes ile sonuçlandı. Başkan Mao’nun o tarihte ABD’ye meydan okuması bugün dünya sisteminin zirvesinde bir nükleer güç olarak yer alan Çin tarafından Trump’a hatırlatılmaktadır. Ciddi bir uyarı olarak algılayacak mı? Bilemiyoruz. 

Yazarın Son Yazıları