Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...
Korkut Boratav

Korkut Boratav

Gazze soykırımından sesler

Bu yazıda, soykırımın iki canlı tanığının anlattıklarını aktarmak istedim. Yakın tarihi lekeleyen bu insanî trajediden anıların kayda geçmesi önem taşıdığı; ayrıca da iyi yazarların ürünleri olduğu için...

Yayın Tarihi: 11.12.2025 , 21:50 Güncelleme Tarihi: 12.12.2025 , 00:00

Soykırım ve ateşkes: Bir panorama 

Gazze’yi unutmayalım. 2’nci Dünya Savaşı sonrasının en ağır soykırımı orada yaşandı. İsrail Uluslararası Adalet Divanı ICJ’de yargılanmaya başladı. ICJ davayı bugüne kadar sonuçlandırmadı; İsrail’i uyaran ara-kararlar aldı; direktifler yayımladı. 

ABD’nin baskısı sonunda İsrail ve Hamas bir ateşkeste anlaştı. Başkan Trump’ın kişisel gözetimini öngören anlaşma 10 Ekim 2025’te yürürlüğe girdi. 17 Kasım’da da BM Güvenlik Konseyi’nce onaylandı. Oylamada Rusya ve Çin veto haklarını kullanmadı; çekimser kaldı. 

Ateşkes, soykırıma katkı yapan ABD’ye ayrıcalıklar getirdiği için “arızalıdır”. İsrail de ateşkesi sürekli çiğnemektedir. Bu konuyu ileride değerlendirmek istiyorum.

Bu yazıda, soykırımın iki canlı tanığının anlattıklarını aktarmak istedim. Yakın tarihi (ülkemizin de yanı başında) lekeleyen bu insanî trajediden anıların kayda geçmesi önem taşıdığı; ayrıca da iyi yazarların ürünleri olduğu için... Bugünün Gazze’si, değerli yazarların, sanatçıların yetiştiği bir ortamdır. Daha önce Cannes Festivali’nde belgesel filmi gösterilen Fatma Hasuna’yı anlatmıştım. Bugün de soykırımdan duyarlı sesler taşıyan Ahmed Abu Artema ve Hend Salema’yı tanıyalım.

Ahmed, İsrail’in yok ettiği kentine dönüyor

Ahmed Abu Artema, 1984 Gazze doğumlu Filistinli bir gazeteci. 

Yazısı, İsrail’in zorlamasıyla evini terk etmek zorunda kalan bir kadından söz ederek başlıyor: “Gazze kentinin Şeyh Rıdvan mahallesinden yaşlıca bir kadın, ayrılmak üzere olduğu evinin kapısını öperken söylenmektedir: ‘Bu ev benim her şeyimdir. Ellerimle duvarlarını ben ördüm; tamamladım. İstemeden ayrılıyorum; yüreğim dayanamıyor.’ Dönerse ev yerinde kalacak mı; bilemiyor.” 

Ahmed yazısını sürdürüyor: “Gazze’yi haritadan silmek eskimiş bir İsrail hayaliydi. Bir zamanların İsrail başbakanı Yidzak Rabin bu beklentiyi, ‘bir gün uyandığımda Gazze’nin denize batıp yok olduğunu görsem diye hayal ediyorum’ diye açıklamıştı. Gazze’yi yok etme fırsatı 7 Ekim sonrasında ortaya çıktı.” 

Ahmed Abu Artema, bu “fırsat”ın İsrail tarafından nasıl kullanıldığını da açıklıyor: Önce 1,5 milyon Filistinli’nin yaşadığı Refah kentinden başlanıyor. Mayıs 2024’te tüm nüfus silah zoruyla kentten sürülüyor; ardından meskenlerin tümü tahrip edilerek dev bir enkaz yığınına dönüştürülüyor.  

Sıra, sonra, Güney’de Han Yunis kentinin yıkımına, Cebeli sığınmacı kampının boşaltılmasına; Kuzey’de Beit Lahia ve Beit Hanun’a geliyor. Sonunda da Gazze Şeridi’nin fiilen başkenti, direnmenin sembolik odağı olduğu için Gazze Kenti’nin boşaltılmasına, yıkımına özen gösteriliyor. 

Bu felaketler zinciri içinde Ahmed için doğduğu, büyüdüğü, yaşadığı kent Refah ayrıca da önemlidir. İsrail bombardımanı başlayınca Refah’ı terk etmiş; ateşkesten hemen sonra dönmüş. Gidişini, dönüşünü anlattığı yazısı da, “Kentiniz yok edilirse neler hissedersiniz?” başlığı altında yayımlanmış.1Aktaralım: 

“Kentimizden ölüm tehdidi yüzünden, sırf taşıyabileceğimiz eşyayla ayrıldık. Bombardıman yoğunlaşınca insanlar, eşya bile alamadan, sadece çocuklarını kurtararak evlerinden kaçtı. Binlerce, binlerce insan aniden sokakta tek başına kaldı. Sığınacak bir çatıdan, yaslanacak bir duvardan bile yoksun olarak… Yılların emeğini, hayat boyu birikimlerini, güzel günlerin anılarını, mutlu bir gelecek hayallerini geride bıraktılar. Terörle mücadele iddiasıyla başlatılan İsrail operasyonu altı aydan fazla sürdü ve tüm kentin yıkımıyla son buldu."

Ahmed dönüşte neler yaşıyor? “Ateşkesin ilk günü Refah’a döndüm ve yıllarca yaşadığım kenti tanıyamadım. Caddeleri, sokakları, bildiğim semtleri bulmaya çalıştım; hiçbiri yoktu. Bizim mahalleye girdim; o da yok olmuş… İsrail buldozerleri evlerimizi toptan yıkmış, enkazı tek bir tepeye dönüştürmüş. Başım ağrıdı, fenalaştım; enkaz tozları taşıyarak mahallemden ayrıldım.” 

“Bir kenti yok etmek, kişinin varlığına, ruhuna, onu büyüten, yetiştiren belleğe karşı bir cürümdür. O kent tekrar inşa edilebilecek binalardan, sokaklardan oluşmaz; köklerimizi, anılarımızı taşır. Sağlam yere bastığımızı hissettirir. Caddelerinde yürürken mutlaka bir tanıdığınız sizi durdurur, hal-hatır sorar.”     

“Otuz yıl önce beni okula götüren cadde budur. Gün aşırı falafel ve humus aldığımız lokanta da buradaydı. Akşamları komşularla karşılaştığımızda siyaset ve spor konuştuğumuz köşe buradaydı. Şu anda İsrail tanklarının, buldozerlerin toplandığı şu yüksek tepeye de yirmili yaşlarımda güneşin batışını seyretmek için çıktığım olurdu.” 

İsrail, Hend Salama’nın komşularına saldırıyor

Hend Salama Abo Selow, Filistinli bir kadın yazardır. Gazze El Ezher Üniversitesi’nde Tıp öğrencisidir. Aktaracağım yazısında2Gazze’deki yakın geçmişini şöyle anlatıyor: 

“İki kere evimi mecburen terk ettim; bir kere bombalandım; kaç defa ölümü atlattığımı hatırlamıyorum. Yine de en talihli Gazzeli’lerden biriyim.”

“Bu olaylardan en ölümcülünü Ağustos 2024’te yaşadım. İlk defa değildi, ama en korkuncu oldu. Gece yarısına doğru bir arkadaşımla telefonla sohbet ediyordum. Kardeşim Mohammed karşımda TV haberlerini izliyordu. Annem, babam, kız kardeşim yatmışlardı. Aniden İHA gürültüleriyle birlikte çığlıklar duydum. Önce komşular arasında bir tartışma çıktığını sandım ve telefon sohbetimi sürdürdüm.” 

“Birdenbire, ne olduysa, kendimi bir kalabalığın içinde buldum. Soluğum kesildi. Evimize 400’ten fazla insan girmişti. Komşulardan birine ne olduğunu sordum. Haber almışlar; İsrail evlerini bombalayacakmış; bizim eve sığınmışlar. Vahim bir haber; çünkü bizim sokakta binalar birbirine yapışıktır. Birinin yıkılması diğerlerini de sürükler.”

“Aniden babamı işitttim: Acele edin; bombalanacağız diyor ve 3’ncü katta çocuklarıyla uyuyan kız kardeşimi hatırlatıyor. Hemen koştum; onları aşağıya getirdim. Hastalıklı düşünceler saplanmıştı: Öldürülürsek kimse bilmeyecek, kimse bize ulaşamayacak. Yalnızlıktan, karanlıktan, ölümden nefret ediyorum.”

“Gazzeli’lere göre, bombardımanlarda giriş kantı güvenli olurmuş. Bizimkileri alt kata sürükledim. 21 kişi bir odaya sıkıştık. Hemen sonra İsrail yanı başımızdaki binayı vurdu. Bomba ayaklarımın altındaki toprağı sarstı. Camları kırdı. Duvarları deldi. Ağaçları yaktı.”

“Bir süre insan sesi duyamadım. Soluk alamadım, kımıldayamadım. Sadece barut dumanı gördüm. Yoluna çıkan her şeyi sürükleyen bir fırtına sonrası gibiydik… Etrafıma baktım; ufak tefek yaralanmış insanlar; dehşet içinde titreşmekte. Babamı göremedim. Kımıldatamadığım bacaklarım canlandı, kanadıklarını fark etmedim, tüm gücümle babamı aramaya koştum. Şarapnel parçaları hâlâ düşmekte, duvarlar dağılmaktaydı. Babamı merdivenlerde buldum; fosfor ve barut kokusundan bayılmış. Kuzey Gazze’den bir sağlıkçı onu taşıdı, ilk yardım uyguladı, canlandırdı.” 

“Hayatta kaldık, ama bugüne kadar o tüyler ürpertici geceyi çözümleyemedim. Anısı kanamakta, acı vermektedir. Sonra güneş doğdu. İnsanlar evlerine döndü. Her şey yanmış. Su boruları, lağım kanalları, internet, tüm altyapı yok olmuş. Dünyadan kopmuşuz; görülmüyoruz, işitilmiyoruz, tanınmıyoruz.”

“Yine de uyandık ve hayata tutunduk. Evlerimiz bombalanmış; ertesi gün yeniden inşaya başladık. Enkazı temizledik. Dehşet verici gerçeğe komşular olarak meydan okuduk. Yıkımı onarmak için ortaklaşa çözümler aradık; herkes kendi tarzında katkılar yaptı.”

“Aile olarak haftalar sonra yeniden birleşebildik. Fakat hasarın izleri kaldı. O korku filmini sık sık tekrar yaşıyoruz.” 

  • 1

    Ahmed Abo Artema, “How Does It Feel When Your City is Destroyed?”, Palestine Deep Dive, 27 Kasım 2025. 

  • 2

    Hend Salama Abo Selow, “The Night  Israel  Attacked Our Neighbourhood”, Palestine Deep Dive, 30 Kasım 2025. 

Korkut Boratav 'ın Son Yazıları