Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...
Korkut Boratav

Korkut Boratav

Bir söyleşi: ABD, Venezuela ve emperyalizm

Bu yüzyılda Latin Amerika’da hukuku zorlayan “düzmece yargılamalar” ile sürdürülen sivil darbeler yeğlenmekteydi. Doğrudan ABD işgaliyle gerçekleşecek 21’nci yüzyılın ilk örneği Venezuela mı olacak?

Yayın Tarihi: 27.11.2025 , 19:17 Güncelleme Tarihi: 28.11.2025 , 00:02

Venezuela’yı işgal gündemde mi?

-ABD Venezuela çıkışlı iki gemiye saldırı düzenledi. Trump hem Venezuela hem Kolombiya'yı askeri müdahale ile tehdit etti. ABD'nin Latin Amerika politikası açısından yeni, daha doğrudan ve saldırgan bir döneme mi geçtik?

ABD dış siyasetini belirleyen Ulusal Savunma Stratejisi Trump’ın ikinci başkanlık döneminde değiştirildi. Obama yönetiminde Çin’den kaynaklanan dış tehdit önceliğine dayanan strateji, artık, anavatana (ABD’ye) ve Amerika kıtasına (esas olarak Latin Amerika’ya) odaklanacaktır. 

“ABD’ye” (yani “ülke içine”) odaklanan bir dış siyaset anlayışı aslında anlamsızdır. Trump faşizmi bu ilişkiyi göçmenler aracılığı ile kurmaktadır: ABD’de Trump’ın hedeflediği göçmenler büyük ölçüde Latin Amerikalıdır. Girişleri önlenmeli, mümkün mertebe ülke dışına çıkarılmalıdır. Trump, Göçmen ve Gümrük İdaresi’ni (Immigration and Customs Enforcement), ülke içinde terör saçan güçlü bir komando birliğine dönüştürdü. Görünüşü (ten rengi, giyim/kuşamı) aykırı olanları topladı; belgeleri şüpheli olan herkesi önce kamplara götürdü. Latin Amerikalıları uçaklara doldurarak ülkelerine, talihsizleri El Salvador’un korkunç zindanlarına taşıdı. 

Öte yandan ABD’nin Latin Amerika’daki “solcu” rejimlere karşı hoşgörülü olmadığı da iyi bilinir. Latin Amerika’da sayısız yatırımı olan Amerikan şirketlerinin çıkarlarını da gerektiğinde askerî darbelerle korumak gelenekselleşmiştir. Guatemala’da 1954’te United Fruit Company’yi millileştiren başkan Arbenz’in, Şili’de 1973’te bakır madenlerini kamulaştıran Allende’nin darbelerle devrilmesi iyi bilinen örneklerdir. Son örneklerden biri de “lityum zengini Bolivya”da solcu başkan Evo Morales’e karşı 2019’daki darbe girişimidir. 

Sosyalist Allende’ye karşı Şili’deki 1973 darbesi, ayrıca, Latin Amerika’yı neoliberalizme taşımanın ilk örneği olarak da kullanıldı. Bu örneği, sonraki yıllarda Arjantin ve Brezilya’nın da askerî rejimler altında neoliberal politikalara geçişi izledi. 

Dünyanın en zengin ham petrol kaynaklarına sahip olan Venezuela’da 1999’da solcu Chavez’in seçilmesini hemen izleyen günlerde ABD’nin açık katkısıyla yapılan başarısız darbe de bu örneklere eklenebilir. Maduro yönetimine karşı da sonraki başarısız darbe girişimleri, çok ağır ekonomik yaptırımlarla bütünleşti. ABD’ye göçmen ihraç eden Latin Amerika ülkelerinin ilk sıralarında Venezuela’nın yer almasına katkı yaptı. 

Trump’ın direktifi ve “uyuşturucu ticareti” suçlaması ile Venezuela kıyılarındaki batırılan teknelerin sayısı son bilgilere göre 20’ye; öldürülenler 80’e çıkmıştır. İlk saldırıdan sonra Venezuela İçişleri Bakanı Cabello sorgulamıştı: “Taşındığı iddia edilen uyuşturucu nerededir? Niçin kimseyi tutuklamadılar?” Yanıtlanmadı. Sonra da Kongre’de ve ABD medyasında benzer soruları Trump yönetimi “kanıtlarımız var” diye geçiştirdi; bugüne kadar kanıt gösterilmedi. Sağ kurtulan birkaç kişinin balıkçı olduğu anlaşıldı.

Sonunda Trump CIA’yı Venezuela’da gizli bir operasyon için görevlendirdi. 24 Kasım’da yürürlüğe giren bir kararname ile de Venezuela Cumhurbaşkanı Nicolas Maduro ve hükümetini yabancı bir terör örgütü olarak ilan etti. Bu suçlama, Maduro’nun Güneşler Karteli adlı bir uyuşturucu kartelinin reisi olduğu iddiasına bağlanıyor. Ne var ki, çok sayıda kaynak bu kartelin gerçekte var olmadığını da açıklamaktadır (örneğin CNN, 24 Kasım 2025). 

Venezuela’nın ABD yönetimince yabancı bir terör örgütü olarak ilan edilmesi, başkan Trump’ın Kongre kararı olmadan askerî bir operasyon yapmasına imkân veriyor mu? ABD Anayasası’nda bu seçenek yoktur; ama Trump, “seçilmiş bir başkan” olduğu için yetkili olduğu iddiasındadır. “Yaptım; oldu bitti…” yöntemini defalarca uyguladığı için pek fark etmiyor. 

Savunma ve Dışişleri bakanları, Venezuela rejimini değiştirmeyi hedefleyen askerî seçeneğin gündemde olduğunu açıkladılar. Bu yüzyılda Latin Amerika’da hukuku zorlayan “düzmece yargılamalar” ile sürdürülen sivil darbeler (“lawfare”) yeğlenmekteydi. Brezilya ve Ekvador’da solcu rejimler bu yöntemle iktidardan uzaklaştırılmıştı. Doğrudan ABD işgaliyle gerçekleşecek 21’nci yüzyılın ilk örneği Venezuela mı olacak? Gerçekleşirse sıranın 1959’dan beri devrimci bir rejim içinde yaşayan Küba’ya, 1979’ dan beri Sandinista’ların yönettiği Nikaragua’ya gelmesi olasıdır. 

Emperyalizm niçin saldırganlaştı?

-ABD'nin başta Latin Amerika ve Orta Doğu olmak üzere sivil darbeler vb. dolaylı müdahalelerden askeri saldırganlığa geçmesinin sebepleri ne olabilir? Uluslararası bir krize /çelişkiye yönelik bir çözüm arayışı mıdır?

Amerikan emperyalizminin saldırganlaşması, Soğuk Savaş’ın son bulmasını izleyen dönemde dünya sisteminin ABD’nin ödünsüz hegemonyasında tek kutuplu bir niteliğe dönüşmesini sağlamak için başlatıldı. Neo-con akım bu stratejiyi “ne pahasına olursa olsun 21’nci yüzyıl Amerikan yüzyılı olacaktır” sloganı ile ifade etti. Buradaki “ne pahasına olursa olsun” ifadesi, silahlı müdahale seçeneğini de içeriyordu. 

Sovyetler Birliği’nin tarihe karışması, iki kutuplu Soğuk Savaş dünyasına da son vermişti. Komünist rejimlerin bazı özelliklerini koruyan veya geçmiş dönemde Sovyet blokunun desteğinden yararlanmış ülkelerden kaynaklanabilecek direnme eğilimleri ve potansiyelinin de yok edilmesi gerekiyordu. Bunu sağlamak için dünyamız son 25 yılda bir dizi kanlı rejim değiştirme operasyonuna tanık oldu. 

İlk dalga 1999’da Balkanlar’da Sovyet sosyalizminin “yumuşak” bir türü içinde yaşayan bağlantısız Yugoslavya’nın parçalanmasını hedefledi. Operasyonda ABD ve Avrupalı müttefikler silahlı müdahaleyi nadiren, sadece Sırbistan’a karşı kullandı. Etnik kökenli, çok kanlı bir iç savaş istenen sonucu verdi.

Rusya’da Gorbaçov ve Yeltsin ABD emperyalizmine teslimiyet gösterdiler. Rus milliyetçiliğini sahiplenen ve emperyalist tasarımı algılayan Putin ise direnmeyi yeğledi.

Rejim değiştirme girişimleri eski Sovyet cumhuriyetlerinde de yürütülüyor. Ukrayna’da Rusya-dostu cumhurbaşkanı 2014’te “Meydan Darbesi” ile iktidardan uzaklaştırıldı. Yeni başkan Zelenskiy, üç yıldır Batı ittifakının Ukrayna halkını “vekaleten kurban ederek” Rusya’ya karşı yürüttüğü savaşın da uygulayıcısıdır. 

Kuzey Afrika’dan Afganistan’a, Batı Asya’ya uzanan İslam coğrafyası 21’nci yüzyılda ABD ve NATO müttefiklerinin ortaklaşa yürüttüğü çok kanlı rejim değiştirme operasyonları / savaşları içinde yaşamaktadır. Öncelikli hedef olarak, İsrail’i de içeren kolektif emperyalizme karşı çıkmış olan milliyetçi, laik rejimler seçildi. Milyonlarca ölüme yol açıldı. Irak’ta Saddam, Libya’da Kaddafi öldürülerek, Suriye’de Esad rejiminin açık yenilgisi ile sonuçlanan operasyonlar başarıya ulaştı. El Kaide’yi destekleme gerekçesiyle başlatılan Afganistan savaşı ise son aşamada ABD’nin yenilgisi ve ülkeyi terk etmesi ile sonuçlandı.

İsrail, Suriye’de ABD’nin açık ortağı oldu. Gazze’ye Amerikan desteğiyle yürüttüğü soykırım insanlığın bir yüz karası olarak tarihe geçti. Bu kanlı savaşlar, İslam dünyasında milyonlara ulaşan mağdurun Batı Avrupa’ya göç dalgalarını tetikledi; Kuzey Akdeniz, İskandinavya, Almanya, hatta Britanya’da neo-faşizmin hortlamasına katkı yaptı. 

Ukrayna savaşının Rusya’yı tehdit eden bir boyuta taşınması ve ABD’nin Pasifik’teki müttefikleri ile NATO benzeri bir bloklaşmayı Çin Halk Cumhuriyeti’ne karşı kullanma girişimleri nükleer bir savaşı tetikleyebilir. 

Soğuk Savaş döneminde dünya halklarının barış mücadelesi nükleer silahlanmayı sınırlayan anlaşmalara yol açmıştı. Bu mücadele tarihe karışmış görünüyor. Canlanması gereklidir. Kolektif emperyalizm çürümüştür ve bu çürüme saldırganlaşmasına yol açmıştır. Barış mücadelesi, bilinçli bir anti-emperyalist mücadele ile bütünleşmelidir.


23 Kasım 2025’te BirGün Pazar’da yayımlanan söyleşi. soL Haber okurları için de küçük eklentilerle aktarıyorum.

Yazarın Son Yazıları