Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Kemal Özer

Yenilenen Bir Heyecan Kaynağı

Yayın Tarihi: 07.05.2021 , 23:36 Güncelleme Tarihi: 07.05.2021 , 23:36

1980'den sonra değişen toplumsal ve siyasal koşulların yarattığı yasaklayıcı ve kısıtlayıcı ortam, belki biraz daha gecikmiş olarak, ama sanat ve edebiyat dünyasında da etkisini arttırdığı zaman birtakım direniş odaklarının doğmasına yol açmıştı. Bu odaklardan biri, kültür ve sanat merkezlerinin kurulup yayılmasıyla ortaya çıktı. Buralarda haftalık, aylık izlenceler düzenlenmeye başladı. Çeşitli sanat türlerinde yapıtlarla ve sanatçılarla izleyiciyi buluşturan etkinlikler gündeme geldi. Etkinliklerin izleyiciye ulaşması yanı sıra, insanların sanata yönelmesini sağlayacak hem araştırıcı, hem yaratıcı çalışmalara ortam hazırlanmaya çalışıldı. Kitaplıklar ve çeşitli sanat türlerinde oluşturulan atölyeler yoluyla.

Bu direniş odaklarında örgütlenen, her şeyden önce, heyecandı. Karartılan, daraltılan, yasaklanan, kısıtlanan bir dünyaya karşı boyun eğmek istemeyen bir heyecan. Ürünleri alındıkça daha da yayılacak, kapsamına aldığı alanlarda yeni yeni filizlenmelerle yaşamı zenginleştirecekti bu heyecan. Nitekim bir yükseliş dönemi yaşandı ve sayıları hızla arttı bu tür direniş odaklarının. Heyecanla buluşulan yerler, bu heyecanı dönüştürme aşamasında çeşitli nedenlerle tavsadı, geriledi, beklentilerin uzağına düştü zaman içinde.

Bir zamanlar o heyecanı duyanlardan, onu dönüştürme aşamasında yer almaya çalışanlardan biri olarak, kültür ve sanat merkezlerinin bir direniş odağı olmaktan uzaklaşıp sıradanlaşması, sıradan bir buluşma yeri haline gelmesi, bana çıkışı olmayan bir gerileme gibi görünmedi tam tersine, nedenleri üzerinde durulması gereken, çözüm üretici çalışmaları hak eden bir deneyim olmayı sürdürdü.

Son bir yıl içinde, kültür merkezlerinin bir direniş odağı olarak eski konumuna kavuşabileceği yönünde beslediğim umudun boşuna olmadığını yeniden görmeye başladım. Önce İnsancıl Şiir Atölyesi'nde, ardından Nâzım Hikmet Kültür Merkezi'nde (NHKM) o heyecanı yeniden duymamı sağlayan bir birikimle yüz yüze geldim. Nerelerden başlayıp bugünlere nasıl geldiğini izlemekte olduğum İnsancıl girişimi, karşılaştığı zorlukları aşmak için, dönüştürücü gücün tek yönlü işlememesi gerektiğini gösterdi bana. Çalışmaları yalnız katılımcılara yönelik olmamıştı çünkü, girişimcilerin kendisini de geliştirmişti. Yılları alan bu çalışmalar, katılımcılara yaşamı kavrama, kültür ve sanatı bu kavrayışın üstüne oturtmada alçakgönüllü, ama sağlam bir altyapı sağlarken, girişimcilere de yönetici olma sorumluluğuyla "birlikte üretme"nin paylaşımcı ortamı arasındaki ilişkiyi tanıtmıştı.

Toplantılarına ve çalışmalarına yeni katıldığım NHKM de, önceden bildiğim, etkinliklerinde arasıra yer aldığım bir oluşumdu. Son bir yılda daha yoğun katılmakla bende yenilenen heyecanın kaynağı, bu oluşumda da yönetim/paylaşım dengesinin kurulması kadar, yaratıcı enerjinin dışa vurulması yolunda katılımcılarca gösterilen atılganlık oldu. Bu atılganlığın, geçmişteki sıradanlaşmadan koruyacak, oluşumu bir direniş odağı kimliğine götürecek yanı, gerçeklerle yanılsamaları birbirinden ayıracak bir yapılanmanın genç insanlarda şimdiden yarattığı heyecan. Bir yandan resimden tiyatroya, müzikten edebiyata, karikatürden yontu ve sinemaya her sanat dalında birbirine koşut, birbirini bütünleyen ürünleri ortaya çıkarmak, bir yandan da ürünü besleyecek ortamı araştırmak, ulaşacağı alanları yaygınlaştırmak diye tanımlanabilir bu heyecan.

Atılganlık bir yapılanmayla birlikte etkili olacaksa, bu yapılanmanın temelinde hangi değerlerin yer alacağını genç insanların araştırması ve bulduklarını gün ışığına çıkarması, heyecanın en sevindirici yanı. Kuşkusuz sahip çıkılacak değerlerin başında Nâzım Hikmet geliyor ve onun araştırmalara yol gösterecek "yeniden üretim"e yönelik bir yorumla ele alınması gerekiyor. Aziz Çalışlar'a sahip çıkılmasının önemi üzerinde dururken, vurgulamak istediğim buydu. Sabahattin Ali'den Behice Boran'a bir dizi anma ve değerlendirmeden edebiyat şenliği gibi toplu etkinliklere, her sanat dalında ayrı ayrı atölye çalışmalarından yeni ürünlerin sergilenmesine uzanan, üzerinde durulacak pek çok ayrıntıyı unutmaksızın, yapılanma konusunda gösterilen değerbilirliği anlamlı bir yaygınlaştırma atılımıyla bütünleştirecek iki girişime de değinmekte ayrıca yarar var.

Bunlardan biri, sanatsal yaratıcılığı işyeri ortamında emekçilerle buluşarak/buluşturarak geliştirme oluşumu. Biri de, sanatsal yaratıcılığın iki evresinden birer sanatçıyı ortak bir yapıtta buluşturma girişimi. İlk ürünleri bugünlerde ortaya çıkmış ve çıkmakta olan girişimlerin her ikisi de, bir kültür merkezinin hem sanatı hem sanatçıyı aynı çatı altında bir araya getirdiği halde, yalnız orda bırakmayacağı, yaşamın olanca zenginliğiyle kavranılıp seslenilen kesimin genişlemesini nasıl sağlayacağı yolunda birer deneyim. Aynı zamanda Nâzım Hikmet'in "yeniden üretim"e yönelik bir yorumla nasıl ele alınacağına, kültür merkezi oluşumunun nasıl yeniden bir direniş odağına dönüştürüleceğine yönelik birer gösterge.

Kemal Özer 'ın Son Yazıları