Kemal Özer
İlk Çağrışımlarıyla İki Kitap
Yayın Tarihi: 07.05.2021 , 23:36 Güncelleme Tarihi: 07.05.2021 , 23:36
Yazımın gündeminde iki kitap bulunuyor. İkisi de yeni yayınlandı. Gündeme girmelerinin nedeni, her ikisinin de üzerinde durulması gereken özellikleri olması. Kitaplardan biri, daha önce de adını andığım, Radde. Sanat Cephesi yayınları arasında yer alıyor ve bir usta ile bir genç yazarın (Cemil Kavukçu ile Barış Çağrı Genç'in) öykülerini bir araya getiriyor.
İkinci kitap, iki gün önce elime geçti. İthaki Yayınları'ndan ve 5. Sanattan 5. Kola: Orhan Pamuk adını taşıyor. Dört yazarın (Kaan Arslanoğlu, Ergin Yıldızoğlu, Nihat Ateş, Ali Mert) aynı doğrultuda yazılarından oluşuyor.
İki kitabın da gündeme girmesinin hem değişik, hem birbiriyle ilişkili nedenleri var. Orhan Pamuk ile ilgili kitabın çıkış noktası, belki görünüşte Nobel ödülünün yol açtığı gelişmeler. Ama aslında çok daha eskilerden, Orhan Pamuk adının edebiyat dünyamıza düşmesinden başlayıp ardı ardına yayınlanan kitaplarıyla örüle örüle bugüne uzanıyor. Nobel ödülü alırken yaptığı konuşma ("Babamın Bavulu") aslında bir bakıma doruk. Orhan Pamuk üzerinden yapılan dayatmanın, (kendimize, dünyaya ve sanat/edebiyat anlayışımıza nasıl bakacağımızı) güdülemenin doruğu.
Bu konuşmada ortaya çıkan, Nobel öncesi ve sonrası yine Orhan Pamuk'un yazılarıyla/söyleşileriyle bütünlenen güdülemeye, ödül tartışmalarının kafa karışıklığına yol açması sonucu, tam anlamıyla tepki gösterilememişti. Özellikle Orhan Pamuk'un Babasının Bavulu'ndan yeni yazarlar çıkmasına, genç yazarlara yönelik özendirmelere dikkat çekilmesi, yeterince gündeme gelmemişti.
5. Sanattan 5. Kola: Orhan Pamuk kitabı, işte bu bakımdan önemli. Orhan Pamuk üzerinden yapılan dayatmanın, güdüleme çabasının özünü irdeliyor. Bu irdeleyişinin boyutları tek tek ele alınıp ayrıntılarına inilmeli, kitap kapsamlı bir bakışla değerlendirilmeli kuşkusuz. Bunun yapılması gerektiğini düşünüyor, vakit geçmeden de yapılacağını umuyorum. Burada yalnızca can alıcı bulduğum bir noktaya değinmekle yetineceğim.
Ergin Yıldızoğlu, yazısında "estetik yöneticilik" kavramıyla sanat kavramı üzerinde durarak şöyle diyor: "Sanat ürünü realiteye karşı durur, onun bütünlüğünü, istikrarını tehdit eder. Estetik yöneticilik ise, toplumda medya tarafından genelleştirilen, en düşük ortak paydada toplanan beğeni/haz verici biçimlerden, aldığı parçalara, "yükselen değerlere" uygun, dolayısıyla realite içinde benimsenecek, kolaylıkla metalaşarak satın alınabilecek bir ürün yaratır."
Orhan Pamuk'un söyledikleriyle yazdıklarına bu noktadan bakıldığında, onun neyi nasıl dayattığı, nasıl bir dayatma odağı olduğu daha açık anlaşılacaktır. Radde kitabına bir de bu açıdan dönüp baktığımda ise, güdülemeye karşı aşılanmış sağlam bir yaklaşımı görmenin sevincini yaşıyorum.
Kitaba yazdığım sunuşa "Anlamlı Bir Buluşma" başlığını koymuş, öykü dünyasının içine girdiği son aşamadan yakınarak, uzun süredir nasıl sağlıklı bir bakışın dışına taştığını vurgulamıştım.
Radde'nin genç yazarı Barış Çağrı Genç, yazdığı öykülerle olsun, kendisine usta olarak Cemil Kavukçu'yu görmesiyle olsun, sağlıklı bir sanat geleneğiyle buluşmayı seçmişti. Orhan Pamuk'la ilgili kitap, bu seçimin hangi koşullarda yapıldığını anımsatarak şimdi daha anlamlı görünüyor gözüme.
Sanat Cephesi'nin yayınladığı kitaplar, izlediği yayın politikası, aldığı ve bundan sonra alacağı sonuçlar için de aynı başlığı bir daha kullanıp bu girişime de "anlamlı bir buluşma" diyebiliriz.