Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Kemal Özer

İki Dönüm Noktası, Yaşanan'la Yüzyüze

Yayın Tarihi: 07.05.2021 , 23:35 Güncelleme Tarihi: 07.05.2021 , 23:35

İki yıldönümü arasındaki günlerdeyiz. 16 Haziran geride kaldı 2 Temmuz'a ise yaklaşıyoruz. Benim için genel anlamlarının, önemlerinin ötesinde başka bir konumları var. Her iki tarihte yaşananlara da salt yurttaş olarak bakmıyorum aynı zamanda bir sanatçı olarak ilgiliyim.

Yurttaş olarak 'yaşanan'ın anılarıyla, acılarıyla her ikisinin tanıklığını yaşıyoruz. Yitirilenler içinde yapıtlarını bildiğimiz, sanat anlayışlarını paylaştığımız dostlar, ortak çalışmaların paydasında yakınlaştığımız arkadaşlar var. Onlarla, onların yazgılarıyla bir daha yüzyüze geldiğimiz günleri ya bir daha yaşadık, ya bir iki hafta sonra yaşayacağız.

Sanatçı olarak baktığınızda, seçiminizi yaparken 'yaşanan'ı, ona bakmayı odak almışsanız, ayrıca ilgi alanına girdiğiniz günler. 'Yaşanan'ı yazmak, 'yaşanan'a bakmak hem 16 Haziran için, hem 2 Temmuz için birer dönüm noktası. 16 Haziran'ı yaşandığı günlerde şiire dönüştürmüştüm. Ayrıntıları ele almadan, genel bir kavrayışla bakmaya çalışmıştım "16 Haziran Akşamının Şiiri"nde:

16 HAZİRAN AKŞAMININ ŞİİRİ

Hâlâ durur o akşam, belleklerinde,
mayalanır durur, birlikte bakmanın derinliğiyle,
önüne geçilmez coşkusuyla, birlikte yürümenin,
bir ağızdan söylemenin güzelliğiyle bir şarkıyı,
birlikte sahip çıkmanın bir öfkeye
bir hesabı birlikte ödetmenin
"düşen kalır, bırakın ağlamayı"
demenin kutsal ve hüzünlü aleviyle
yaşayıp durur o haziran akşamı.

Birlikte baktılar her şeye,
tek tek bakınca göremedikleri,
içine giremedikleri evlere baktılar,
bir yabancı gibi sığındıkları parklara,
bir ucundan geçip de yalnızlık çektikleri
koca koca alanlara,
tutamadıkları inceliklere baktılar
ellerinin nasırıyla,
kaçırılan değerlere baktılar, korunan bankalara.

Önlerine çıkarılan parmaklıklar
demirden değildi artık,
kendi sesleriyle konuşmuyorlardı
ağızlar karşılarında,
ve yerlerinde başka bir şey
dikilip duruyordu engellerin.
Yani korunan ve kaçırılan neyse
oydu yollarını tıkayan da,
üstlerine çeviren de oydu namluları.

Apaçık gördüler kim neyin hizmetinde,
gördüler kendi eğittikleri demir
düşman edilmiş ellerinin emeğine,
suyuna ter kattıkları çeliğin
gördüler çevrildiğini göğüslerine.
Ürettiği ne varsa, daha özgür,
daha yoğun, daha anlamlı yaşamak için,
esirgendiğini gördüler insandan
ve kavgasız elde edilemeyeceğini hiçbir şeyin.

Birlikte yaratılanı birlikte devşirip
evlerine dönenlerin o haziran akşamı
her sokağa çıkışları bir gerçeği belirtir:
Yaşamın güç ve onurlu kavgasında
omuz omuza olmak verimli bir ırmak gibidir,
yeni tohumlar saçar geçtiği tarlalara,
yürekleri yeni zaferlerle doldurur.
Ve birlikte duyulacak yeni sevinçlere kadar
o haziran akşamı mayalanır durur.

O günden bugüne, sürekli gündemimde kaldı bu bakışı genişletip arkasını getirmek. Bir izlek seçip onun odağında yazmak, sonra da yazılanı kitap halinde ortaya çıkarmak bir seçimdi benim için. 16 Haziran sürekli gündemimde o günden beri. Başka tasarılar araya girdi ve hepsi de sonuçlandı. Ama 16 Haziran hep yıldan yıla aktarılan bir tasarı olarak kaldı. Yaptığım araştırmalar, sesli ve yazılı tanıklıklar hâlâ elimde. Çeşitli başlangıçlar da öyle. Biri 12 Eylül'le kesintiye uğradı. Biri ise birkaç örnekten öteye gidemedi.

Son kez bu tasarıya ad olarak 16 Haziran Kavşağı demiştim. Şu günlerde 15 yıllık 2 Temmuz tasarısı bitti ve yayınlandı: Temmuz İçin Yaralı Semah - Yangın Şiirleri. Gündemin ilk sırasına bir daha 16 Haziran Kavşağı yerleşti. Şiirin son iki dizesini çağrıştırarak: "Ve birlikte duyulacak yeni sevinçlere kadar / o haziran akşamı mayalanır durur."

2 Temmuz bir dönüm noktasıydı. 16 Haziran bir başka dönüm noktası. Hem yurttaş olarak hem sanatçı olarak, bir kez daha yüzyüze getiriyor 'yaşanan'la.

Kemal Özer 'ın Son Yazıları