Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Kemal Özer

Gündem ve Açılımlar

Yayın Tarihi: 07.05.2021 , 23:36 Güncelleme Tarihi: 07.05.2021 , 23:36

Yeni yılın ilk günleriyle birlikte gündemi hızlıca belirleyen yeni olaylar birbiri ardına sıralandı. Bunların başında elbet İsrail'in Gazze saldırısı geliyordu. Acı dolu sahneler birbirini izlerken tepkiler de yayılarak gelişti. Hemen her alanda örnekleri görülmeye başladı.

Sanat ve kültür alanı da bunların içinde yer almakta gecikmedi. Özellikle şiir, benzeri tepkilerde daha önce görüldüğü gibi yeniden sesini yükseltmeye yöneldi.
Ozanların, yine daha önce görüldüğü gibi, akıllarına ilk gelen, Gazze için dizeler yazmak ve bunları bir araya getirerek bir tepki şiiri oluşturmaktı.

Son örneği Hrant Dink için yazılan Yetimler Ağıtı'ydı ve kimi eleştirilere de uğrayan bir sonuç çıkmıştı ortaya. Yapıştırma yoluyla tek tek yazılmış dizelerden bir şiir bütünlüğü elde etmek sanatsal açıdan olanaklı görülmese de, tepki göstermenin ve 'yaşanan' karşısında ilgisiz kalmamanın bir yoluydu yine de.

Bu yolu yeniden denerken, asıl üzerinde durulması gerekenin 'yaşanan'la ilişkiyi bir daha gözden geçirmek olduğunu anımsamakta/anımsatmakta yarar var. Tepki bir vicdan sorunu olabilir, ama şiir de bir vicdan sorunu mu diye bir daha sorulmalı.

'Yaşanan'la ilişkiyi, bu ilişkinin nasıl olması gerektiğini bilen ve yaşayan ozan için Gazze saldırısı gibi bir olayla karşılaşmak, o olayın esinlemesi ile yazmak sözkonusu değildir. 'Yaşanan'ın her zaman içindedir çünkü ve yazmak yalnız belli zamanları değil yaşananı sürekli içselleştirmektir.

Yılın ilk günlerinde, Nâzım Hikmet'in yurttaşlık durumuyla ilgili gelişme de gündemde yerini aldı. Saygınlığının geri verildiği gibi bir anlayış, topluca tepki gördü haklı olarak. Ona bu saygınlığı sağlayan yaşamıyla sanatıydı öncelikle. O yaşam ve sanat, toplumdaki ve dünyadaki yerini, önemini hiçbir zaman yitirmemişti.

Nitekim 107. doğum yıldönümü kutlanırken, yeni bir açılıma daha adını vermek üzereydi. Nâzım Hikmet Akademisi'nin kuruluş çalışmaları sürdürülüyor ve 2009 içinde gerçekleşmesi bekleniyordu.

Yine aynı günlerde o, bir başka atılımda da yerini almaya hazırlanıyordu. İstanbul'un 2010 Kültür Başkenti projesine eleştirel bir tutum alarak, "sermaye ile sanatsal üretimin yakınlaşmasına kuramsal, ideolojik ve sanatsal bir üretkenlikle karşı çıkmayı hedefleyen" yeni bir platform kurulacaktı. 2011 Platformu, amacını gerçekleştirirken, üretim ekseninde "Bizim İstanbul" ve "Sanatın Toplumsallaşması" gibi iki ana temayla yola çıkacaktı.

Platformun kuruluşu ve yapacaklarıyla ilgili ilk bilgiler, salt kurum olarak Nâzım Hikmet Kültür Merkezi'nin proje içinde yer almasıyla değil, sanat alanlarında "en klasik üretim yöntemlerinden çağdaş sanatların en yenilikçi formlarına kadar üretimin önünün açılması" vurgusuyla bile, onu doğru okumanın temelde yer alacağını göstermeye yeterli.
Önümüzdeki günler, bu projenin amacı ve hedefleri belirginlik kazandıkça, yeni heyecanlarla bizi yüz yüzü getirecek görünüyor.

[email protected]
www.blogcu.com/kemalozer
www.kemalozer.net

Kemal Özer 'ın Son Yazıları