Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Kemal Özer

"Filistin'in Nâzım Hikmet'i" KEMAL ÖZER

Yayın Tarihi: 07.05.2021 , 23:36 Güncelleme Tarihi: 07.05.2021 , 23:36

Mahmut Derviş'in ölümü, dünyada olduğu gibi ülkemizde de çeşitli yankılara yol açtı. Bu yankıların çoğu, belirli haber kaynaklarından dolaşıma çıkarılan bilgilere, yorumlara dayanıyordu. Adı ülkemizde bilinen bir ozandı Mahmut Derviş, şiirleri dilimize çevrilmişti, Nâzım Hikmet Ödülü de verilmişti hatta. Üstelik Filistin'le ilgili gelişmelere göre kimi zaman sıkça gündeme getirilirdi.

Ama anılmalarında, daha çok yaşam öyküsünün siyasal yaşamla iç içe birtakım ayrıntıları üzerinden konuşulurdu. Buna karşılık, yazdığı şiirlerin başarılı çevrildiğini, ülkemizde sanatsal başarısının yeterince algılandığını söylemek zordu. Çeviri alanında, Arapça bilmek onu çevirmek için yeterli sayılıyordu ne yazık ki.

Oysa sesi, seslenişi öne çıkaran, coşkulu bir söylemi, çağdaş görünümlü bu söylemin Arap şiir geleneğinden kaynaklanan özellikleri vardı. Arapçadan yapılan çevirilerinde bu özelliklerini yansıtacak bakışı göremiyordunuz. Geriye yalnızca sözel bir aktarma kalıyordu. Önemini ve değerini, yaşam serüveniyle savaşımcı kimliğinin ötesinde kavramanıza olanak bırakmadan.

Ölümü üzerine gündeme gelen yankılar, bütün bunları bir kez daha anımsattı. Ama benim asıl üzerinde durmak istediğim, "Mahmut Derviş Filistin'in Nâzım Hikmet'idir" yakıştırması oldu. Bu başlık altında yazılanlara baktığımızda, sözünü ettiğimiz genellemelerle karşılaşıyor, yaşam serüveni ve savaşımcı kimliği dışında sanatının özelliklerine değinilmediğini görüyoruz.

Nâzım Hikmet'le Mahmut Derviş arasında kurulacak bağıntı çok yüzeysel kalıyor böylece. Her ikisinin de ülkesinde yasaklanmasına karşın halklarınca sahip çıkılması, her ikisinin de sürgünde yaşarken bile şiir yazmayı sürdürmesi vb gibi birkaç saptamayla yetiniliyor. Sanatları arasında birbiriyle örtüşecek ya da birinin ötekine kaynaklık edecek özelliklerine değinilmeden.

"Filistin'in Nâzım Hikmet'i" yakıştırması yapılırken, Mahmut Derviş'in genellemeler dışında sanatsal kimliğiyle kavranamadığını görmek nasıl önemli bir göstergeyse, Nâzım Hikmet'in (ayırıcı niteliklerini, bu niteliklerin temelinde yer alanları değerlendirir düzeyde) kavranamadığını görmek de öyle, hatta daha önemli bir gösterge.

Bu gözlemleri yaptığımız, bu gözlemlerin çağrışımlarına kapıldığımız günlerde, aldığımız bir haberin heyecanı daha da etkileyici oldu. Bu bir girişim haberiydi ve Nâzım Hikmet'le ilgiliydi. Kurulması düşünülen Nâzım Hikmet Akademisi'nin tasarımına ilişkin ayrıntıları içeriyordu. Heyecan, böyle bir gereksinimin duyulması kadar, gereksinimin NHKM çatısı altında giderilmek istenmesinden de kaynaklanıyordu.

Kuşkusuz bu girişim, ilkeleri ve hedefleriyle tartışmaya açılacak, ayrıntıları inceden inceye gözden geçirilecektir. "Filistin'in Nâzım Hitmet'i" yakıştırmasından yola çıkarak ilk söyleyeceğim, başıboş yargılara alanı bırakmamak için Nâzım Hikmet'i ve onun bütün yaşamıyla/yapıtıyla içererek temsil ettiği sanatsal değerleri temellendirmeye yönelik bu tür çalışmaların bir çatı altında toplanmasının önemli bir gelişme olacağı. İkinci söyleyeceğim de, klâsik akademisyen tutumuna bağlı kalmayan, yani yaşamın olanca canlılığı içinde, o canlılığı üretime dönüştürecek biçimde bir akademik çalışmayı hedefliyor olacağı.

Girişimin amacıyla ve hedefleriyle ilgili ayrıntılara başka bir yazıda değinmek üzere.

[email protected]

www.blogcu.com/kemalozer

Kemal Özer 'ın Son Yazıları