Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...
Fadime Uslu

Fadime Uslu

İnkılap Yolunda

Bazı cümlelerdeki yanlış, içinde yer aldığı söylemin yanlışlığını doğrular. Zeki Faik İzer’in “İnkılap Yolunda” tablosu için söylenen “Cumhuriyetin sınıfları yok eden ideolojisini gözler önüne serer” cümlesi de böyledir.

Yayın Tarihi: 27.10.2025 , 09:17 Güncelleme Tarihi: 27.10.2025 , 09:21

Bazı cümlelerdeki yanlış, içinde yer aldığı söylemin yanlışlığını doğrular. 

Zeki Faik İzer’in “İnkılap Yolunda” tablosu için söylenen “Cumhuriyetin sınıfları yok eden ideolojisini gözler önüne serer” cümlesi de böyledir. Bu yargı karşı devrimcilerin, cumhuriyet kazanımlarını, emperyalizme karşı verilen mücadeleyi, kuruluş yıllarındaki aydınlanma hareketini bütünüyle yadsımasının ifadesidir.

Çağdaş Türk resim sanatında adı ilk modernist ressamlar arasında anılan Zeki Faik İzer’in 28 yaşındayken tamamladığı İnkılap Yolunda tablosunun ilhamı Delacroix’nın Halka Yol Gösteren Özgürlük tablosudur. İki resmin bugüne kadar pek çok yayında karşılaştırıldı. İzer’in 1830 Temmuz Devrimini betimleyen Delacroix’nın resmindeki kompozisyon planının örnek alınması eleştirildi. Oysa sanatta yeniyi inşa etmenin geleneksel yollarından biriydi bu: Çok bilinen bir eserin kompozisyon şemasını örnek almak ve ona getirilen özgün yorumla düşünceyi dile getirmek. Resim sanatı bu çizgide gelişti, rönesans ressamı bu hattı izledi. Sadece resimde değil, sanatın birçok dalında kullanılan yöntemlerden biriydi bu. 

İzer’in resmi için yapılan eleştiri şöyle sürüyordu: madem Halka Yol Gösteren Özgürlük örnek alınmıştı, İzer’in figürleri neden Delacroix’nınkiler gibi toplumsal sınıfları yansıtmıyordu? Yoksa cumhuriyet halkın içinden doğmamış mıydı? Eleştirinin asıl nedeni, devrime karşı isyan eden figürlerin resimde temsil edilme biçimi miydi? Yakın zamana kadar resme yapılan “Cumhuriyetin sınıfları yok eden ideolojisini yansıtıyor,” yorumunun temel nedeni devrime karşı yapılan isyanın bastırılması mıydı yoksa?

Bu soruların tartışma zeminini genişletmeden önce İnkılap Yolunda tablosuna, yapıldığı döneme biraz daha yakından bakmak gerekir kanımca. 

Resim, cumhuriyetin onuncu yıl sergisi için hazırlamıştı. Çağdaş Türk Sanatı kitabında Sezer Tansuğ, dönemin sanat ortamını şöyle değerlendiriyor: 

“10. Yıl Türkiye’de her sanat alanında etkinliklerin gerçekleştiği ayrıcalıklı bir önem taşır. 1933 Ekim ayında Ankara’da düzenlenen ve temaları çoğunlukla Türk Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet devrimlerinden oluşan “İnkılap Sergisi”ni bu etkinliklerin başında saymak gerekir. Bu sergi bir bakıma ilk on yılın sanat yönünden muhasebesidir. Türk sanatı çağdaş evrensel ortamda hangi ulusal düzey kriterlerine sahip çıkmakta, sanat kültürü ve eğitimi hangi göstergeyi oluşturmaktadır? 10. yıl şüphesiz son değil, yeniden başlangıçtır. Bu ilk aşamadır ve bu aşamada Türk resim heykel sanatları, Batı sanatıyla eskisinden çok daha yakın ve sıkı ilişkilere girmiştir. Bunun yanı sıra kişisel üslûplar kendilerine ait ayrımların daha çok bilincine varmak isteğindedirler. İlk on yılda sanat eğitimi kurumları modernleştirilmesi, üniversite reformuyla (1933) eski medrese artığı köhnemiş zihniyet temsilcileri ve “sahte çağdaşların” tasfiye edilmesi, toplum hayatında devrimleri benimseyen dinamizmle eşdeğerdir.”1

“Cumhuriyet’in İlk Yılları Türk Resim Sanatı Etkinlikleri” başlıklı çalışmasında Dilara Gürler de dönemi şu sözlerle açıklar: “1933, Cumhuriyet idaresi için anlamlı ve çok mühim bir yıldı. Zira yeni rejim, on yıl gibi kısa zamanda elde ettiği başarıları hem yurda hem de dünyaya duyurmak, genç devletin güçlü bir şekilde ayakta durduğu mesajını vermek ve halkın inkılaba bağlılığını sağlamlaştırmak istiyordu. Bu sebeple Cumhuriyet Bayramı hazırlıkları ve kutlamaları ekim ayından önce başladı. 22 Nisan 1933’te kutlamaların nasıl yapılacağı konusunda detaylar belirlendi. 11 Haziran 1933 tarihinde “Cumhuriyet’in İlanının Onuncu Yıl Dönümü Kutlama Kanunu” çıkarıldı. Cumhuriyet’in onuncu yılının en önemli sanatsal faaliyetlerinden biri de “Birinci İnkılap Resim Sergisi’ydi.2

Hazırlıklarına Doktor Reşit Galip Bey’in önerisiyle başlanan bu ortak hareketin amacı Türk ressamları ile heykeltıraşlarını, bir fikir ve ideal birliği altında toplamaktır. Dikkat çeken eserler arasında, Zeki Faik İzer’in  “İnkılap Yolunda” tablosunun yanı sıra Şeref Akdik’in, “Okuma Yazma Kursu/Millet Mektebi”, Arif Kaptan’ın “Cumhuriyetin Gençliğe Tevdii”, Turgut Zaim’in “Doğu ve Batı Halklarının Gazi Mustafa Kemal’e Arz-ı Şükranı” eserleri vardır.  

“İnkılap Yolunda” üzerine çalışma yapan Tanju Cantay, İzer’in kompozisyon düzenlemesinde Atatürk'ün 6 Şubat 1933 günü Bursa'da yaptığı konuşmanın "Türk genci, inkılapların ve rejimin sahip ve bekçisidir" sözlerinin etkili olduğunu söyler. Yanı sıra “1 Ağustos 1933 günü İstanbul Üniversitesi'nin kuruluşunun ve 1933 yılında başlatılan, Ankara Üniversitesi'nin kuruluş çalışmalarının, 1931 yılında Türk Tarih Kurumu'nun, 1932 yılında Türk Dil Kurumu'nun kurulmasının, Cumhuriyet'in onuncu yılında temeli atılacak Menemen Kubilay Anıtı ile ilgili hazırlıkların sanatçının tercihlerini belirleyen olaylardır,” der.3

İzer, "On Senelik Resim Hayatımız" yazısında Halka Yol Gösteren Özgürlük’den etkilenmesinin nedenini, kendisi gibi Türkiye'de yeni kuşağın da Delacroix'yı sevmesini istemesi ve onun eseri sayesinde düşüncesini serbestçe yansıtabilmesi olarak açıklamış, eserinin Atatürk devrimlerine bağlılığın bir tezahürü olduğunu belirtmiştir.4

Zeki Faik İzer, yirmi üç yaşındayken Avrupa’da eğitim için açılan sınavı kazanıp Paris’e gider. Orada André Lhote Atölyesi’nde çalışır. Müze etütleri sırasında etkilenir Delacroix’dan. Sanatçının retrospektifi çalışmasını yapan Gül İrepoğlu, İzer’in “Lhote’un atölyesinde kendi üslubunu bulmaya çalıştığını, bu sırada resimlerini örnek aldığı Delacroix’yı kendi mizacına uygun gördüğünü söyler. “Ingres’e duyduğu hayranlıktan da vazgeçmez,” deyip şu yorumu aktarır: “Delacroix’nın rengi ile Ingres’in deseni ressamın sanat çizgisinde birbiriyle çatışmadan yerlerini alırlar.”5

Fide Lale Durak, “Düzeni Korkutan Halka Yol Gösteren Özgürlük!” başlıklı yazısında6 Delacroix’nın resmini var eden tarihsel koşulları anlatıyor. Resmi çözümlüyor. İnkılap Yolunda ile birlikte değerlendiriyor ve her iki resmin toplumsal hareketi ileriye taşıyan niteliğini vurguluyor. 

İnkılap Yolunda açık bir kitap gibi sergileniyor önümüzde. Karakterlerin her birindeki ve genel yapıdaki kütle bütünlüğü öne çıkıyor. Renk düzenindeki coşku, hacimsel kararlılıkla bağlanıyor. Anlık hareketle durağanlık deviniyor. Cumhuriyetin bütün kazanımları tuvalde temsiliyet kazanıyor. Devrimin karşı cephesi edilgen bir sahaya çekiliyor.

Açıkça görülmesine karşın yanlış çeşitli biçimlerde tekrarlanıyor.7 İnkılap Yolunda için söylenen, “Cumhuriyet’in sınıfları göz ardı eden ideolojisi” sözü resmin sağ alt bölümündeki isyancıların savunuculuğu olarak tarihteki yerini alıyor.

Cumhuriyet devriminin halka karşı yapıldığına inananlara Aydemir Gülerin şu sözleri karşılık veriyor:  

“Devrimin karşıtlarını baskılaması ise bir yasadır. Otorite kurmayan kazanamaz. Dinci gericiliğin baskılanması, anti-emperyalist, bağımsızlıkçı bir ideolojinin karşıtlarını meşruiyet sınırlarının dışına süpürmesi zorunludur. Kurtuluş Savaşı-Cumhuriyet paketini tepeden inmecilikle eleştirmek bu açıdan geçersizdir. Bir dönüşümü devrimci kılan eskimiş üretim ilişkilerini tasfiye etmesidir. Her üretim ilişkisinin egemenleri ve onlara uygun ideolojik yapılar, politik rejimler vardır. Tarihi ilerleten yeni ile eski arasındaki kavgadır.”8

  • 1

    Sezer Tansuğ, Çağdaş Türk Sanatı, Remzi Kitabevi Yayınları, İstanbul 1991, s.179.

  • 2

    Dilara Gürler, “Cumhuriyet’in İlk Yılları Türk Resim Sanatı Etkinlikleri”, Atatürk Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü Dergisi, 4, Ankara 2010, 96-97.

  • 3

    Tanju Cantay, “İnkılap Yolunda” 60. Yılında Bir Eseri Yeniden Değerlendirmek, Mimar Sinan Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Zeki Faik İzer Bildirisi, İst. 1994, s.3.

  • 4

    Zeki Faik İzer, "Türk Ressamı Uyan", Yeni Adam, 1/4, İstanbul 1934, s. 6.

  • 5

    Gül İrepoğlu, 2005 Zeki Faik İzer, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul 2005

  • 6

    Fide Lale Durak, “Düzeni Korkutan halka Yol Gösteren Özgürlük!”, soL Haber, 25.10.2025

  • 7

    Elçin Poyraz, Devrimi Kopyalamak: Zeki Faik İzer ve Delacroix, Erişim: www.altust.org/2013/06/devrimi-kopyalamak-zeki-faik-izer-ve-delacroix/ Zay Zay Online Dergi, 6 Haziran 2009 Zay Zay Online Dergi. www.zayzay.wordpress.com

  • 8

    Aydemir Güler, Ortaklaşa, “Türkiye Cumhuriyeti bir ‘hata’ mı?”, Ortaklaşa, Ekim 2025, S.1.

Fadime Uslu 'ın Son Yazıları