Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...
Fadime Uslu

Fadime Uslu

Bakışın iktidarı: Gombrowicz ve McEwan’da arzu politikaları

McEwan ile Gombrowicz’in kesiştiği bu çizgide, pornografi artık sadece cinselliğin değil, bütün bir dünyanın teşhir edilme biçimidir. Her öyküde yeni bir sahne kurulurken göz her şeyin hem faili hem tanığıdır.

Yayın Tarihi: 24.11.2025 , 01:09 Güncelleme Tarihi: 24.11.2025 , 01:10

“Hiç ama hiçbir şey yoktu. Benim onlar dışında beslenen pornografim dışında hiçbir şey.”

Witold Gombrowicz’in Pornografi başlıklı kitabı bu cümlenin etrafında şekilleniyor. Yazar, hikâyesi aracılığıyla itiraf edilmeyen tutkuların, yasağa duyulan ilginin, tecavüzün, şiddetin kaynağını sorguluyor. Modern toplumun bakış üzerinden kurduğu tahakküm biçimlerinin, arzuyu düzenleyen kültürel mekanizmaların izini sürüyor. Modern öznenin sadece isteyen değil seyreden bir özne olduğunu, bakışın arzuyu üretirken denetleyen bir nosyona sahip olduğunu vurguluyor.

Ian McEwan, İlişkiler adlı öykü kitabında bu temayı merkeze alıyor.

McEwan kitaptaki öyküleri görüntü, izleme, izlenilme, voyeurizm kavramlarını, görmenin aracısı olan sinematografik anlatım yöntemiyle biçimler. Bunu aynalar tekniği kullanarak geliştirir. Biçimle öz arasındaki denge böylece kendiliğinden kurulur. Bu teknik aracılığıyla modernizmin “görsel düzenekleri”nin -kamera, perde, vitrin- bireyin zihninde nasıl bir gözetleme rejimi yarattığı teşhir edilir. Okur hikâyeyi izleyen bir seyircidir artık. Modern toplumun sürekli yenisini ürettiği imgeler arasında dolaşır bu seyirci.

Kişi, zaman ve mekâna dair yaratılan görüntü temsil ettikleri durumu vurgularken onu izleyen kişi olarak okurun duyumlarına yönelir. Başkasının yaşamlarının mahremiyetini, mahremiyetin gizemli yönlerini öne çıkarır. Bunu atmosfer anlatısıyla sağlar. Okurun atmosferin içine doğallıkla girip olan biteni izlemesi için alan açar yazar. Okur da metni dikizleyen gözdür artık. Sorgulayan bilinç bir süreliğine devre dışına alınmıştır. Bu dönüşüm, bakmanın salt estetik değil aynı zamanda politik bir eylem olduğunu hatırlatır bize. Sergilenen, tüketim toplumunun görerek sahip olma arzusunun yansımasıdır.

Öznenin, toplumsal kabulde yasak olarak benimsenen davranışları teşhir edilir. Bir süre sonra, teşhir edilenin aslında bambaşka bir durumu açığa çıkarmak için kullanılan işlevsel detaylar olduğu görülür. Doğal olanla toplumsal yasaklar karşı karşıya getirilerek her iki durum arasındaki insanın parçalanmış zihni, üçüncü seçeneği arayışı sıradan insanların yaşamlarındaki kesitlerde betimlenmiştir. Bu parçalanma bugünün insanının hem gözetleyen hem gözetlenen bir varlık olarak ikili kimliğini yansıtır. Bugünün dünyası bireyi her an görünür olmaya zorlayan bir mekânsal-politik düzen kurar. McEwan kişileri bu düzenin içinde arzularıyla normlar arasında sıkışır.

Genellikle şaşırtıcı finaller kurar yazar. Finallerde insanın birincil doğasıyla sonradan edinilen kültürel kimliğinin çatışmasını vurgular. Son cümleyle aslında öykü yeniden başlar. Gözün zihne ilettiği yanıltıcı efektleri, yanılsamadan doğan kaosun karanlığı, zihnin aynalar gibi parçalanıp anlamı arayışı son cümlelerin etkisiyle oluşur. Modern dünyanın temel gerilimi buradadır: Gerçeklik ile imge, deneyim ile temsil arasındaki kopukluk yerini geri dönülmez bir biçimde birbirine bırakmıştır.

McEwan, kurduğu sahneleri bir tiyatro locasındaymış gibi izlettiği okurunu hiç ummadığı anda kendi pornografisiyle yakalar. Öyküleri artık masumiyetin geri dönmemek üzere modern anlatı alanlarını terk ettiğinin örneğidir.

Gombrowicz’in Pornografi kitabında izleyen gözün baktığı nesne, izlenildiğini bildiğinden saflığını kaybederek dürtüleri harekete geçirmeye odaklı erotik bir özne haline gelir. Davranışları karşısındakini kışkırtmaya yönelir. İstek isteği; birbirine dönüşen özneyle nesne teşhiri üretir. McEwan da bu izleği sürdürür. “Sözgelimi, Tutsak Bir Maymunun Düşündürdükleri” adlı öyküde, anlatıcı daha ilk bölümde anlatısının teşhire dayalı olduğunun işaretlerini verir. Burada teşhir yalnızca kişisel bir iç döküm değil, dayatılan görünür olma zorunluluğunun bir eleştirisidir. Her şeyin sergilendiği bir kültürde bireyin iç dünyası bile bir vitrin nesnesine dönüşür.

Görülme, anlaşılma beklentisiyle gerilimini barındırır. Kişinin tek başınayken yaşadığı sıkıntının öteki tarafından fark edilme ihtiyacından doğan bir gerilimdir bu. Modern şehir insanı bu gerilimi yalnızca ilişkilerde değil, tüketim kültürünün her alanında yaşar; reklam panoları, dijital ekranlar, vitrinler ve medya, bakışı sürekli uyaran ve yöneten mekanizmalara dönüşür. McEwan karakteri, bu kültürel gözetim ağı içinde kendi içsel çıplaklığıyla karşılaşır.

Ian McEwan’ın öykü atmosferlerinde kentsel dokuyla bütünleşen ilişkilerin gerilimi hakimdir. Hikâyesi anlatılan kişilerin zaaflarıyla erdemlerinin kesiştiği anda öyküde kırılma anları yaşanır ve bu genellikle ev içlerinde olur. Çağdaş kent tasarımcısı Corbusier’e göre ev bakanın gözüdür. Bu söz, modern mimarinin yalnızca bir barınma değil, bir “görme aygıtı” olduğunu hatırlatır. McEwan’ın öykülerinde evin yanı sıra bütün iç mekânlar ve mekânın düzenlenme biçimi bu rejimin sembolleridir. Kişi tek başına evin içinde bile yalnız değildir, bakış her yeri kuşatmaktadır. Arzuyu tüketen birey, tüketirken yeniden üretmeye başlamıştır. Doyum değil sürekli uyarım peşindedir.

Bedenin bir tüketim imgesine dönüşmesiyle mahremiyetin metalaşması eş zamanlıdır. McEwan’ın anlatıları arzunun metalaştığı modern çağın anatomisini gözler önüne serer. Modern kültürün görme yöntemini yansıtan ayna işlevi görür. McEwan ile Gombrowicz’in kesiştiği bu çizgide, pornografi artık sadece cinselliğin değil, bütün bir dünyanın teşhir edilme biçimidir. Her öyküde yeni bir sahne kurulurken göz her şeyin hem faili hem tanığıdır. Şiddetin, arzunun ve bakışın birbirini çoğaltan döngüsü, modern toplumun hem ortak gözetimini hem de teşhir edici tüketim alışkanlıklarını yansıtır. Mahremiyetin metalaşması ile bedenin bir gösteri nesnesine dönüşmesi aynı sürecin farklı yüzleri haline gelir. Artık bakış, yalnızca görmenin değil hükmetmenin, arzuyu yönlendiren normların ve şiddeti sıradanlaştıran kodların aracılarıdır.


Ian McEwan, İlişkiler, Çeviren: Dilek Şendil, Turkuvaz Kitap, İstanbul 2010
Witold Gombrowicz, Pornografi, Çeviren: Berran Ersan, İstanbul 1991

Fadime Uslu 'ın Son Yazıları