Türkiye NATO’dan acil olarak çıkmalıdır

23/05/2015 Cumartesi
Türkiye NATO’dan acil olarak çıkmalıdır

Geçenlerde Yunanistan Komünist Partisi, Syriza-Anel hükümeti dışişleri bakanının Antalya’da yapılan NATO toplantısında diğer dışişleri bakanlarıyla kol kola “We are the world” (Biz dünyayız) şarkısını söylemesini fena halde topa tuttu.

Bize düşen ise, okuyucuların affına sığınarak, “Nah dünyasınız, size yakışan şarkı sözü; “Biz dünya halklarının ezeli düşmanıyız” olurdu”, demek.

Evet, NATO bir karşı-devrim örgütüdür, sadece düzenli orduları kapsamaz, bütün NATO ülkelerinde kontr-gerillanın da şefidir.

Evet, birçok ülkede sayısız kundaklama, cinayet, suikast ve darbe girişimin sorumlusudur.

Evet, daha Yugoslavya’da, Irak’ta, Libya’da işlediği cinayetlerin acıları dinmemiştir.

NATO’dan çıkılması bir ilke sorunudur.

Ama burada kast ettiğimiz ilkelerin ötesinde NATO’dan acil olarak çıkılması gerektiği. Aksi takdirde Türkiye’nin kendine ait olmayan, topyekün ve aptalca bir savaşa bulaşma olasılığı hızla yükseliyor.

ABD’nin İkinci Dünya Savaşı sonrası elde ettiği dünya hegemonyası sarsılıyor. Bu hegemonya askeri gücü kadar iktisadi gücüyle de ilişkiliydi ve bunlara yaslanarak doları bir dünya parası olarak ileri sürdü. ABD’nin dünyayı sömürmesinde ve hegemonyasını sürdürmesinde dolar baskınlığının çok büyük bir payı var.

Şimdi ise dolardan ciddi bir kaçış eğilimi yaşanıyor. Rusya, Çin ve İran gibi ülkeler dış ticaretlerini dolar dışındaki paralarla yapmaya başladılar ve bu durumu askeri olarak koruyabilecek bir güce erişiyorlar.

Oysa ABD için dolar başatlığı bir ölüm kalım sorunu. Örneğin, Kaddafi yönetimindeki Libya’nın dış ticaretini doların dışına alma girişimi nedeniyle saldırıya uğradığı ve Kaddafi’nin öldürüldüğü söyleniyor.

Dünya inanılmaz bir hızla bu hegemonya krizinin etrafında bloklaşıyor ve askerileşiyor.

Bu çok kısa özetten sonra şimdi tekrar Antalya’da yapılan toplantıya dönebiliriz. Toplantının ana hedefinin Rusya olduğu anlaşılıyor. Rusya’ya karşı alınacak önlemlerin içinde “Çok Yüksek Hazırlıklı Müşterek Görev Kuvveti”nin oluşturulması da var. Üç ila beş bin askerden oluşacak ve iki üç gün içinde kriz(!) bölgesine ulaşabilecek bu birliklerin oluşumuna ve liderliğine Türkiye talip oldu.

Bu profesyonel katiller birliği 2016 yılında hazır olacak ve NATO aynı yıl Varşova’da Rusya’yı daha fazla mengeneye almak için stratejilerini konuşmak üzere devlet başkanları toplantısı yapacak.

Yani gerçekten çok fazla zamanımız yok. Türkiye derhal NATO’dan çıkmalı ve dünyada şekillenen bloklaşmanın dışında olduğunu ilan etmelidir.

Oysa Türkiye’ye ve seçim sürecine dönüp bakıyorsunuz, giderek bir felakete dönüşme olasılığı olan gelişmeler hiç gündemde değil.

Bir yanda hapishaneden başka yatacak yeri kalmamış ve her türlü kriminal olaya teşne AKP, diğer yanda düzenin en iyi onarıcısı olacağını iddia eden partiler.

Bu yaşamsal koşullarda ucuz seçim vaatleri ile yoksulların, emeklilerin umudunu sömürmek utanmazlıktan başka nedir? Ya da ucuz emek gücünden ve kuralsız sömürüden başka cazibesi olmayacak mega kentler önermek?

Öte yandan, blokların, askerileşmenin ve uluslararası rekabetin dışında bir dünya var. Röno işçilerinden Fransa’daki kardeşlerine, Soma maden işçilerinden Ukrayna’daki madencilere, Tuzla işçisinden Kore’deki tersane işçilerine, Tarsus’taki işsizlerden Baltimor’daki işsizlere, Denizli’deki tekstil işçilerinden Çin’deki oyuncak işçilerine, göçmen tarım işçilerinden Akdeniz’de boğulanlara, dünyanın her yerindeki sağlık, eğitim, bilim, ulaşım, haberleşme emekçilerine …

Dünya biziz ve emperyalist hegemonya krizini eksen alan kavga bizim değil.

Biz başka bir dünyayı eşitlik ve özgürlük eksenindeki kavga ile kuracağız.