Petrol ambargosu İran’ı mı, ABD’yi mi vuracak?

10/11/2018 Cumartesi
Petrol ambargosu İran’ı mı, ABD’yi mi vuracak?

Şu ambargo işi, ABD’nin tek taraflı ve tamamen keyfi olarak, 2015’te imzalanan (İran ile ABD, Almanya, Fransa, İngiltere, Rusya, Çin arasında) Nükleer anlaşmadan çekilmesiyle başladı.

Uluslararası haberleri yakından izlemeyen bir okur, İran’ın son üç yılda nükleer silah geliştirmek için girişimde bulunduğunu sanabilir, ama ABD ambargosuyla bu konunun hiç alakalı olmadığını söyleyelim. Belki öncesinde İran’ın bir niyeti olabilirdi, ama şimdi değil. Zaten ABD bile bu konuda bir delil filan sunmaya kalkmadı, sadece bu anlaşmanın ABD çıkarlarına zarar verdiğini söylediler.

Uygulanan bu insafsız ve mantık dışı ablukanın ABD açısından muhakkak nedenleri var.

Öncelikle, Irak, Lübnan, Yemen ve Suriye’de İran ile ilişkili Şii siyasi ve askeri güçlerin ABD emperyalizminin çıkarlarına zarar verdiğini düşünüyorlar.  Ayrıca, dünya petrol piyasalarında önemli bir yeri olan İran’ın petrolü dolar dışındaki paralarla ihraç etmeye en meyilli ülke olması ABD’yi tedirgin ediyor. ABD’nin emperyalist dünyada hegemonyasını sürdürebilmesi için petrolün dolara bağlı olmasının 1970 petrol krizinden beri tanımlandığını biliyoruz.

Muhtemelen bu ambargo ile ABD, İran’ı mali bir çöküntü noktasına getirmeyi ve içeride müdahale edebileceği toplumsal bir kargaşaya sürüklemeyi amaçlıyor. Bu imkânsız da değil, son bir yıl içinde İran’da hızlıca parlayan ve sönen olaylar ekonomik nedenli ayaklanmaların bir zemini olduğunu gösteriyor.

Geçen Ağustos ayında ilk kısmı uygulamaya konan ambargo otomobil ve maden sektörünü kapsıyordu, geçen haftasonu ise ikinci ve petrol ihracatıyla ilgili kısım başlatıldı. Yaptırım listesinde 700’den fazla İranlı isim, yüzlerce İranlı banka ve kurum yer alıyor. İran Hava Yolları da yaptırım listesinde. ABD açıkça hegemonik gücünü kullanarak bir ulusu boğmaya çalışıyor. Bu şirketlerle bir şekilde ilişki kuran diğer ülkelerin şirketleri de tehdit ediliyor.

Ambargonun İran üzerindeki etkilerini izleyip göreceğiz.

Ancak her şey karşıtıyla var.

Günümüzün, ne 2. Dünya Savaşı sonrasına, ne 1990’lara benzemeyen koşullarında ABD bir tarafı yamamaya çalışırken başka bir taraftan kaybediyor ve gerilemesini durduramıyor.

Ambargo başlar başlamaz, sekiz ülkenin (Türkiye, Çin, Hindistan, Yunanistan, Güney Kore, Japonya, Tayvan ve İtalya) geçici olarak İran’dan petrol alabileceği bildirildi. Aşağıdaki grafiğe bakarsanız, bunun nedenine anlayabilirsiniz.

Şekil: Grafik İran’ın petrol ihracatının yüzde olarak ülkelere dağılımını gösteriyor (ABD Enerji Bilgi Yönetim İdaresi)

Grafikte görüldüğü gibi İran’dan en çok petrol alan ülkeler başlangıçta ambargodan muaf tutuldu. Trump bunu petrolün çok pahalanmasını istemedikleri şeklinde açıkladı. Bunun haklılık payı var belki ama asıl sorun bu ülkelerin ambargoya rağmen petrol alımına devam edecek ve bu ticareti dolar dışında yürütecek olmalarıydı.

Ambargo ile birlikte dolardan kaçışın hızlandığı görüldü. İran bütün ticari ortaklarıyla alışverişte zorunlu olarak dolar dışı para birimlerini veya mal takasını tercih ediyor. Öte yandan Çin ve Rusya, Hindistan ve Rusya gibi ikililer aralarındaki ticareti yerel para birimlerine kaydırıyorlar.

Ama asıl darbe Avrupa Birliği’nden geldi. 1945 sonrası ABD ve Avrupa devletleri ilk kez bu kadar sert bir şekilde karşı karşıya geldiler. Avrupa Birliği bu ambargodan kurtulmak için yan yollar tarif etti. Bunlardan biri özel amaçlı şirket (Special Purpose Vehicle) olarak çevrilebilecek bir çeşit özel bir ticaret bankası kuruldu. Diyelim ki, İran İtalya’ya petrol gönderdi, karşılığı bir kredi olarak kaydedilecek ve sonra Fransa’dan istediği malları bu kredi karşılığında edinebilecek. Böylece ortada hiç dolar transferi olmadan İran ile ticari ilişkiler sürecek. Bu yeni ticari devreye Rusya ve Çin’in de dâhil edilmesi, ileride Hindistan, Türkiye gibi ülkelerin de katılma ihtimali bu gelişmenin ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.

Alman ve Fransız yetkililer, ABD’nin en önemli ticari silahı haline dönüşen ve bankalar arası elektronik para transfer sistemi olan SWİFT’e karşı yeni bir transfer sistemine gereksinim duyduklarını açıkladılar. Buna benzer alternatif sistemlerin geliştirilmesi için Çin ve Rusya bir hazırlık yapmış durumda.

Şöyle genellersek daha iyi anlaşılacak, ABD emperyalist düzen içinde diğer ülkelerin sermaye sınıflarının çıkarını temsil etmekten uzaklaşıyor, hatta ayak bağı oluyor.

İran ambargosunun ABD için bir dönüm noktası olup olmayacağını anlamak için biraz bekleyeceğiz.

Ama ne derler, ava giden avlanırmış.