Çakalların şirinlik dansı

27/02/2016 Cumartesi
Çakalların şirinlik dansı

Obama’nın önümüzdeki ay Küba’yı ziyaret edeceği, hatta bir toplama kampı olan Guantanamo hapishanesinin başka bir yere taşınacağı açıklandı.

Oysa Küba Devriminin hızla sosyalist bir devrime dönüşmesiyle büyük bir şok yaşayan ABD’nin bugüne kadar Küba’ya yapmadığı kötülük kalmadı. Sabotajlar, karşı devrimcilerin finanse edilmesi ve işgal tehdidi bir yana ABD’nin 57 yıldır uyguladığı ekonomik ambargo bir soykırım olarak nitelendi.

Bu şirinlik nereden geliyor?

ABD’nin emperyalist sistemdeki hegemonyası başlıca Çin tarafından zorlanıyor, bütün dünyada içinden geçtiğimiz günlerde ittifaklar yeniden yapılanıyor. Çin henüz ABD’ye karşı askeri açıdan üstün değil ancak potansiyel bir tehdit.

Ve Çin’in taktikleri Birinci Dünya Savaşı öncesi Almanya’nınkilerle benziyor. Almanya başta Osmanlı olmak üzere Müslüman ülkelere şöyle sesleniyordu: “Bizim hiç daha önce Müslümanlara karşı bir kabahatimiz oldu mu?” Suç listesi kabarık İngiliz ve Fransızlara işaret ediyorlardı.

Çin de böyle. Sınır komşusu ülkelerle tarihi gerilimleri olabilir, ama deniz aşırı ülkelere karşı daha önce işlenmiş hiçbir suçu yok.

Hele ABD ile karşılaştırınca … Onca darbe girişimi, mali tuzaklar, CİA’nın işkencehaneleri, açık işgaller, yağmalar.

ABD demek çakallık demek.

Gördüğümde inanamamıştım, Çin’in denizaşırı ülkelere yaklaşırken bütün diplomatik belgelerinde şu laf var: “Win-Win”

Herhalde eski bir Çin atasözü diye düşünmüştüm. Oysa tam da “Kazan-kazan” anlamına geliyormuş. Yani ben de kazanacağım, sen de.

Bu bir yanılsama, kapitalizmde hep kaybeden bir taraf olur. Buna karşılık kısa vadede Çin’in yatırım ve ticari ilişkileri özellikle Afrika ve Latin Amerika ülkelerinde taraf buluyor.

Aşağıdaki Afrika’da ABD-Çin rekabetini gösteren grafik bu konuda bize çok şey söylüyor. Son 15 yıl içinde Afrika ile ticarette Çin yükseliyor ve ABD’yi geçiyor. Geçmekle kalmıyor ABD’yi adeta çökertiyor.

Bu sadece ticari bir ilişki olarak görülmemeli, siyasi bir boyutu var. Çin ile ticareti gelişen ülkelerin Birleşmiş Milletler oylamalarında Çin’den yana taraf tuttukları söyleniyor.

 
Tablo 1: ABD’nin (mavi) ve Çin’in (kırmızı) Afrika ile ticaret hacminin yıllar içinde değişimi.* 2008’den itibaren ABD’nin yarışı nasıl kaybettiği çok iyi gözleniyor.

ABD başkanlık seçimlerinin en az yüzyıldır bir aldatmaca olduğu çok iyi bilinir. Amerikan tekellerinin çıkarlarından başka bir şeyi gözü görmeyen kirli ve kanlı devlet mekanizmasının dönemsel gereksinimlerine göre bir “başkan” tayin edilir.

Obama’nın başkan seçildiği 2008 yılına grafikte dikkat edin, Afrika’da işlerin en çok kızıştığı döneme denk geliyor. ABD’de hala ezilen ve ikinci sınıf insan muamelesi gören Afrika kökenli bir vatandaşın başkan seçilmesinin bir anlamı olmalı.

Dünya devlet ve halklarına karşı görüntünün düzeltilmesi. Çakalın şirinlik dansı…

ABD’nin Suriye’de uzlaşması da böyle görülmeli.

Rusya’nın müdahalesi olmasaydı, ABD’nin hep aynı saatte, IŞİD içeride kitle gösterileri yaparken Rakka’nın dışını bir kez bombalayıp gittiği, Türkiye ve Suudi Arabistan gibi kriminal ülkelerin IŞİD’i desteklemelerine ve  ticaretine göz yumduğu anlaşılmayacaktı.

Çakalların şirinlik dansı; büyük kapışma öncesi müttefik bulma/yazma yarışının sonucu gibi gözüküyor. Ancak bırakın Afrika ve Latin Amerika’yı Avrupalı emperyalistler bile ABD’nin arkasına dizilmek için tereddüt ediyorlar.

Hiç kimseye şirin gelmeyen küçük çakal Türkiye ise bu haliyle büyüklerinden temiz bir dayak yemeden her iki tarafa da yazılamayacak anladığımız.