Erbil Tuşalp
Ve Recep ve Abdullah ve… (2)
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:52 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:52
Erbil Tuşalp'in “ve recep ve abdullah ve... (2)” başlıklı yazısı 05 Mart 2013 Salı tarihli soL Gazetesi'nde yayımlanmıştır.
NE YAZIK Kİ AMERİKA: Molla Mustafa Barzani Irak Kürtlerinin uğradığı “felaketi” “Amerikan prensiplerine olan güven duygusu…” ve “Amerika’nın zayıf ulusları koruyacağı kanısı...” gibi nedenlere bağlıyordu.
“Tesadüf” ya da “tekerrür” ama İmralı’daki pazarlık masasında, otuz beş yıl sonra benzer nedenler konuşulacaktı.
Barzani mektubunda temel hak ve özgürlüklerine kavuşmak isteyen Kürtlerin tek desteğinin “ne yazık ki Amerika” olduğunu belirtiyordu:
“Sayın Başkan, eğer Amerika’nın verdiği söze tam olarak inanmasaydım, halkımı bugün içine düştüğü felaketten kurtarabilirdim. Bu BAAS’ın politikasını tam olarak desteklemek yoluyla yapılabilirdi. Ama bu tutum Amerika’nın ilkelerine ters düşer, Irak’ın komşularına da zarar verirdi. Ancak üst düzeyde Amerikan yetkililerinin teminatı üzerine bu alternatife iltifat etmedim, onun yerine ABD ve İran’la işbirliğini tercih ettim. Böylece biz kendi hedefimizi (özerkliği) ve Irak halkının hedefini (demokrasiyi) gerçekleştirmiş olacaktık ki, bu da tüm bölgenin çıkarına olacaktı”
***
UMUDU SİZE DEVREDİYORUM: Başkan Carter’dan “kendisini Amerika için daima güvenilir bir dost sayan” Kürt halkının geleceği üzerinde düşünmeye zaman ayırmasını isteyen Barzani, Kürt sorununun Ortadoğu’nun öteki önemli sorunlarıyla yakından ilişkili olduğunu vurgulamayı unutmuyordu. Özerklik umutlarını ABD’ne bağlayan Barzani, “Ümit ediyoruz ki, bu sorun sizin Ortadoğu’ya yönelik ve giderek önem kazanan dış politika müzakerelerinde özel bir yer tutacaktır” uyarısını yapıyordu.
Mektubun son sayfalarında, sömürgecilerden umut üretenlerin hazin sonunu anlatan satırlar yer alıyordu.
“Sayın Başkan, dilerim ki halkımın yaralarına deva bulmak için çaba göstereceksiniz ve onların yurtlarına dönmelerini ve temel insan haklarına kavuşmalarını sağlayan kahraman siz olacaksınız. Bir zamanlar onların da sizin için kahramanlık yaptıkları gibi siz de kahraman olacaksınız. Yarım asırdan fazla bir zamandır, halkım bütün güvenini, umudunu bana bağladı. Şimdi ben bu umudu size devrediyorum.”
***
KENDİSİ İÇİN 5000 AJAN: Bu mektup yanıtsız kalacaktı. Barzani yeni mektubunda (3 Mart 1977), bir önceki Amerikan yönetimini eleştirerek son kozlarını oynuyordu.
“Önceki yönetim döneminde insan haklarının Birleşik Devletler dış politikasında hiç yeri yoktu. Dışişleri Bakanlığı Kongre önüne çoğu kez diktatörlerin savucusu olarak çıkıyordu. Haklarını almaya çalışan Kürtler gibi sadık ve dost insanlar, Amerikan çıkarları nedeniyle feda edildi. Birleşik Devletler yetkililerince verilen gizli talimatlar reddedildi. Ve daha sonra da bu durum ‘dış ilişkilere gizli kapaklı çalışma karıştırılmamalıdır’ gerekçesiyle haklı gösterildi.
Sayın Başkan, Kürtler alt düzeydeki CIA memurlarıyla gizli iş yapmıyordu. Eski Dışişleri Bakanı Henry Kissinger’in ilişikteki mesajının kanıtladığı gibi, bizim ilişkilerimiz en yüksek düzeyde Birleşik Devletler yetkilileriye olmuştur.”
***
İŞBİRLİKÇİ İKTİDAR ARAYIŞI: İnanması güçtü ama Barzani, Başkan Carter ile görüşme arzusunu ilettiği iki mektubunu da bir süre önce sığındığı Amerika’nın Virginia eyaletinde bir hastane odasında yazmıştı.
1970’lerin sonunda “dış ilişkilere gizli kapaklı işler karıştırma” suçlamasını yadsıyan Amerika, 1990’ların sonuna gelindiğinde gizleyip saklamadan “Irak’ta kendisi için çalışacak 5000 ajanı” yetiştirmek üzere okyanusun ötesine taşıyacaktı. Amerikan emperyalizmi henüz Malaka Boğazı’ndan Basra Körfezi’ne, Doğu Akdeniz’den Kızıldeniz’e uzanacak “demokrasi saldırısına..!” başlamamıştı.
Dost ve müttefikin Türkiye’sinde kendisine hizmet edecek, “referansı İslam olan” işbirlikçi bir iktidar arayışındaydı. O ajanlar döndü. Ortadoğu tarihinin en kanlı kapışması başladı. Milyonlarca insan öldü. O iktidar işbaşına geldi.
Kim bilir, belki de Recep ve Abdullah beylerin çabalarıyla, yine insanlar ölecek.