Erbil Tuşalp
Üç imamlar dönemi..
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:44 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:44
Erbil Tuşalp'in “Üç imamlar dönemi..” başlıklı köşe yazısı 3 Aralık 2012 Pazartesi tarihli soL Gazetesi'nde yayımlanmıştır.
İYİ SEÇİM: Öteden beri Türkiye İslam Cumhuriyeti’nin kenarında köşesinde bir yere iliştirilecek kadrodan olduğu biliniyordu. Sabırla bekledi. Önemli bir koltukta oturma amacına uzanacak sağlam ilişkiler kurdu. En sonunda eller kalktı indi. Tüm defosuna karşın seçildi. Ulusal egemenliğin “ne menem bişey”olduğunu bir kez daha gösterdi.
İlk demeciyle kıymeti kendinden menkul bir hukuk adamı olduğu da, demokratik hukuk devletinden ne anladığı da ortaya çıktı.
İyi seçim. Bana göre akepe iktidarına yakışacak kratta sağlam bir hukukçu. Gözünü kırpmadan “Beni eleştireceklerse geçmişimle değil, bundan sonra yapacaklarımı görüp eleştirsinler” diyor .
Eleştiriye getirilen akıl ve mantık dışı bu sınır, insana 20. yüzyılın yüzkarası rejimlerinden Hitler Almanya’sını, Mussolini İtalya’sını, Franco İspanya’sını anımsatıyor.
Emrin olur ağam. Geçmişini unutalım beyim. Geleceği bekleyelim Haklısın mirim. Önce yapacaklarını görelim. Varsa bir kusurun, o zaman eleştirelim.
Kamu başdenetçiliğine seçilen yüksek bürokrat olarak bundan böyle ya ağzından çıkanı kulağı duymayacaktı ya da işaret parmağını sallayarak güç gösterisi yapacaktı.
Sizi bilmem ama ben eleştiriyi “koltuk otoritesiyle” sınırlayan bir yargıcın uzun yıllar nasıl adalet dağıttığı görebiliyorum.
***
ALO TUTUKLULARI SALIVER: Bu bir raslantı değil. Onları araştırıp bulan ve yerleştiren bir işleyiş var. On yıl oldu. Taşlar yerine oturdu. Hukuk tarihinin sayfaları daha şimdiden Adalet Bakanlığı’nın” üç imamlar döneminin eylem ve söylemiyle” doldu. Üç “mücahit” bakandan ikisi, Cemil Çiçek ile Mehmet Ali Şahin, İslamcıların ırkçılarla birlikte örgütlendiği “Milli Türk Talebe Birliği”saflarında siyasetle tanışıyor. ” Yeniden Milli Mücadele” hareketinde pişiyor.
Kamu başdenetçiliği seçimini anlamak için önce söyleme sonra eyleme bakmak gerekiyor.
Örneğin” eski bir Yeniden Milli Mücadeleci” olan Çiçek “bu teşkilatın devlet tarafından kurulduğunu ve devlet adına çalıştığını” söyleyerek kanlı bir dönemin günümüze uzanan izdüşümün irdelenmesini kolaylaştırıyor. (Yeni Şafak, 17 Haziran 2002)
“Peki söylem bu eylem ne” sorusunun iz bırakan onlarca yanıtı var:
Dilerseniz “akepe’nin üç adalet bakanından biri olan Çiçek’ten başlayıp” cumhuriyet savcısının telefonunu çevirip “genel seçimler öncesi kendilerini siyaseten çok zorda bırakacağını” söyleyerek İsmail Ağa tutuklularının salıverilmesini isteyerek hukukun katledilişini. . ” anımsayalım.
Dahası” şüpheliler listesinde eski bakanlardan Osman Pepe ile Hilmi Güler’in, İBB Başkanı Kadir Topbaş,Yenişafak gazetesi sahibi Ahmet Albayrak, Cübbeli Ahmet Hoca olarak bilinen Ahmet Mahmut Ünlü”gibi siyaset erbabı olduğunu unutmayalım.
*
KRİPTO ŞİFRELERİ: Bu pencereden bakınca kamu başdenetçiliği aday da seçimi de doğrudur. Başka pencerelerde var. “akepe’nin üç adalet bakanından biri olan Mehmet Ali Şahin’in penceresinden de aynı şey görünüyor:
Dilerseniz onun Danıştay katliamının olduğu gün daha barut kokusu dağılmadan kürsüye çıkıp “bekleyin daha neler var neler” diyerek Ergenekon batağında “kendini güven sağlama” numarasından başlayalım.
İsterseniz Şahin’in “kitabına uydurma becerisine” değinip Adalet Bakanı olarak “13 yaşındaki oğlu ile 15 yaşındaki kızını sahte belgeyle” yeni Sosyal Güvenlik Yasası’ndan kurtarıp çocuklarına 65 yaşından önce emeklilik olanağı sağlamasına bakalım.
Üç imamlar döneminin sonuncusu “Sen ben bizim oğlan... ” Ali Dibo Sadullah Ergin’e gelince, onun için Türkiye’nin 21. yüzyıl ayıplarını hazırlıyor demek yeterli oluyor.
Bence üç sayın adalet bakanına da tek tek sormak gerekiyor:
YARSAV ve başkanı ile niçin uğraştınız? Bu öfkenin arkasında Ömer Faruk Eminağaoğlu’nun İBB başkanı” Recep Tayyip Erdoğan hakkında yapılan suç duyurularını soruşturan savcı olması mı” var?
Yoksa sürüp giden bu düşmanlık “Fethullah Gülen’in Dışişleri Bakanlığı’ndaki kripto şifrelerini bulup çözdürmesinden mi” kaynaklıyor?
Tamam, şimdi “Kürt kucaklaşması sorusu var” başka şey sorulamıyor.
Oysa, bir gün mutlaka biri çıkacak öznesi yüklemi fiili faili ile bu “256 milyar 138 milyon nedir”diye soracak .