Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Erbil Tuşalp

Olmaz olsun...

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:54 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:54

Erbil Tuşalp'in “Olmaz olsun...” başlıklı yazısı 22 Nisan 2013 Pazartesi tarihli soL Gazetesi'nde yayımlanmıştır.

TERBİYENİN SINIRI: Ağzını her açtığında barış tanınmaz hale geliyor. Onun gibi düşünmeyen ya “bir avuç densiz” ya da “üç beş çapulcu” oluyor. Özgürlükler böylece bir kez daha dibe vuruyor, olmayan terbiye kimbilir kaçıncı kez tavan yapıyor. Belki de “ifade özgürlüğünün sınırı” ile “bireysel terbiyenin sınırı” arasına sıkışıp kalan insanların sabrı-metaneti-dirayeti ölçülüyor. Korkum o ki tarih Kürtleri bir kez daha aldatıyor.

Barış yola çıkmışken özgürlüğün terbiyenin, hakkın hukukun sözü mü olur! İcabında utanmak sıkılmak unutulmalı, onur haysiyet rafa kalkmalı! İzan’dan, insaf’tan, insan’dan vazgeçenlere hoşgörüyle bakılmalı!

“Densizler’in ve çapulçular’ın” onları düşman belleyenlerin de özgürlüğü için mücadele ettiğini göremeyecek ölçüde körleşmenin siyaset teorisindeki karşılığının faşizm olduğu anımsanmalı.

***
SEÇ BEĞEN AL: İnsanlık tarihi o “densizleri ve çapulçuları” baskı altına alan örneklerle dolu:

“Bizim dört kez bunlarla bir araya oturduğumuzu söyleme şerefsizliğini yapanlar bu alçakça iftirada bulunanlar, bunun hesabını her yerde vereceklerdir. Bugüne kadar iktidarı olarak terör örgütüyle hiçbir zaman masaya oturmadık, oturmayacağız da. Eğer bu iddianızı ispatlamazsanız müfterisiniz, daha ileri bir ifade kullanmıyorum, çünkü terbiyem buna müsaade etmez. (21 ağustos 2010)

Seç beğen al, ilk tümcede “şerefsiz ve alçak” son tümcede “müfteri ve terbiye” var.

“Bir de medyada kampanya yürüten akbabalar var. Siyaset yürütenler var. Ya siz kimsiniz? Daha düne kadar birileri karşısında hazırola geçip selam çakıp aldığınız emir doğrultusunda köşe yazısı yazıyordunuz. Daha düne kadar üniformalılar yazdıklarınızda dolayı sizi azarlıyordu. Bunları bu tasmalarından kurtaran biz olduk. Ama bu tasma dün ulusaldı. Bugün terfi ettiler. Uluslararası tasmaları boyunlarına taktılar. (27 Mayıs 2012)

İlk tümcenin “akbaba’sı” son tümcenin “tasma’sına” uymuyor.

***
Barışın öfke kontrolü olmayan, insanı azarlama hakkı olduğuna inanan, basından paranoya ölçüsünde korkan, otokrat eğilimleri ağır basan birinin iki dudağının arasında olduğunu düşünmek insanı karamsarlığa sürüklüyor:
“Çok açık ve ağır konuşuyorum. Kurumlara yönelik, milleti galeyana getirmeye getirmeye yönelik bu davranışlar şerefsizliktir. Biri kalkıyor Genelkurmay Başkanını ehliyetsizlikle suçluyor. Senin ehliyetin ne? Sen utanmadan kalkacaksın Genelkurmay Başkanı’na, “hükümete yalakalık yapıyor” diyeceksin. Diyemezsin. (9 Eylül 2012)

Düzey daha yükseliyor “şerefsizlik, ehliyetsizlik, yalakalık” bir tespih tanesi gibi birbirini izliyor.

“Bize nasıl çözeceksiniz, nasıl çözüyorsunuz, terör bittikten sonra ne olacak diye soruyorlar. CHP ve MHP bu iki soruyla milletin zihnini bulandıracağını zannediyor. Kırmızı çizgilerimizi sürekli söyledik. Cumhuriyetimizi, bayrağımızı, ülkemizi tartışma konusu yapacak en ufak bir girişimin içinde değiliz. Üç beş tane çapulcu köşe yazarının yazısı benim milletimin beklentisi olmamalıdır. Biz ne diyorsak milletim ona bakmalı. O dediğim tür köşe yazarlarının derdi milletin aklını bulandırmaktır. Onlar hiçbir zaman bu ülkede barışı istemediler. İster göründüler.” (19 Nisan 2013)

Final “üç beş tane çapulcu köşe yazarı..” ile yapılınca üç beş tane çapulcudan biri olarak bana “olmaz olsun böyle Başbakan” demek düşüyor.

Erbil Tuşalp 'ın Son Yazıları