Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Erbil Tuşalp

Küfür ile kafir...

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:55 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:55

Erbil Tuşalp'in “Küfür ile kafir...” başlıklı yazısı 07 Mayıs 2013 Salı tarihli soL Gazetesi'nde yayımlanmıştır.

KÜRSÜYE HAMLE: “Küfür” ve “kafir” sözcüklerinin yakınlığı ilk ve son harflerinin benzerliğiyle sınırlı değil. Aralarında “kan bağı” var. Biri birinden üremiş, biri ötekinin annesi gibi. “Küfür” ve “kafir” sözcüklerinin anlam ilişkisini bulmak aslında hiç zor değil. Ya bir bilene sorulacak. Ya da sözlük açılacak “K” harfi bulunacak önce “kafir” sonra “küfür” sözcüklerinin karşısındaki satırlar okunacak.

Soruşturulsun, araştırılsın dindar toplum oyunu ortaya çıkarılsın. Bu iki sözcükle ilgilenmenin yeri ve zamanı değil diyenlere asla inanılmasın.

Dizinin üstündeki aklının belinin altındaki fikrinin dürtmesiyle terbiye duvarını aşan, apış arasındaki güçle TBMM kürsüsüne hamle yapan siyaset adamının ağzından çıkıp tutanaklara yapışan sözcükler karşısında söylenecek çok şey var.

Boşlukları doldurduktan sonra ortaya çıkan cümleye bakınca mensubu olduğu partinin düzeyi de, iktidar milletvekilinin mekan ve zaman tanımayan sapkınlığı da kolayca anlaşılıyor.

Adamdan sayılanın* yaptığına bakın. Önce yerinden kalkıp “seni gebertirim lan p…k” küçük küfrüyle ağır ağır kürsüye yürüyor. Sonra utanıp sıkılmadan milletvekilinin annesi ve eşi için ağza alınmayacak büyük küfrü seslendiriyor:

“or... çocuğu, senin a... ko.., senin an... s...”

Bu tutumun iktidar sıralarında coşkuyla karşılanmasının perde arkasını, başka deyişle bu Führer oyununu, gün ışığına çıkarmak her gün biraz daha kaçınılmazlaşıyor.

Dahası ahlak fukarası bir adamı böylesine vahşileştiren somut nedenin “Atatürk olmasaydı...” diye başlayan bir cümle olmasını ayrıca irdelemek gerekiyor.

***

ANAYA SİNKAF: Bu kulaklar, benim kulaklarım yani, “siz bunu küçük Turgut’a anlatın...” diyeni de (Turgut Özal) “Peze…lerin oluşturduğu Türk parlamentosu ihanet içindedir...” diyeni de (Şevki Yılmaz) duydu. Ama Meclis’in duvarları, koltukları, masaları kürsüde konuşan bir milletvekiline “seni gebertirim”le başlayan “senin ananı...” diye noktalanan sinkaflı bir saldırıya uğradığına ilk kez tanık oldu.

Sormak gerekiyor. Ulusal egemenliğin orta yerinde eleştiriye “or... çocuğu, senin a... ko.., senin an... s...” diye tepki vermenin maddi temeli ne? Sadece terbiye ve nezaket kuralları mı çiğneniyor, yoksa İslam faşizmi TBMM’de de bayrak mı gösteriyor?

Bu söylemin oluşmasında en büyük katkı, hiç şüphesiz küfrü “atasözü”, öfkeyi “hitabet sanatı” sayan en büyük akepeli Recep Bey’den geliyor.

Kendileri son on yılın “ananı da al git” diyen yan yana “üç nokta” koyan “küfrettirmeyin beni” diye başlayıp şerefsiz’le, namussuz’la, alçak’la, edepsiz’le, cibiliyetsiz’le, bereketsiz’le bitiren Türkiye Cumhuriyeti’nin 27. Başbakanı oluyor.

Zora geldi mi küfredi(yor)lar, çuvalladı mı hakaret edi(yor)lar, yalanlar ortaya çıkınca aşağılı(yor)lar, yolsuzluklar açıklanınca yadsı(yor)lar.

Aralarında sosyalizm, bağımsızlık, özgürlük, eşitlik, çağdaşlık, laiklik, emek, işçi, sendika, dernek, devrim sözcüklerinden öfkelenen de Mustafa Kemal’in adını duyunca kinlenip zıvanadan çıkanlar da var.

***

SEN BANA SEN: Aynı tezgahta dokunmuş gibiler. Kısaca “Üzüm üzüme baka baka...” durumu.

Öfkelendikçe küfrettiler, küfrettikçe öfkelendiler. Onlara göre “halk argo konuşuyor”du. Halkı argo konuşan bir ülkede Başbakan’ın ağzı elbette bozuk olacaktı. Dahası kılavuzu Başbakan olan iktidarın dilinde de elbette “zarafetin, nezaketin, terbiyenin ve saygının” yeri yoktu.

Ancak bu siyasi rakiplerine “sen bana ‘sen’ diyemezsin” diyerek ilginç bir “öfke” örneği veren Recep Bey’e özgü bir özellik değildi. Aslında kendi iç hesaplaşmalarında da bolca “küfür” vardı.

“Para göz iblis, cüzzamlı sürüngen, dolara kara sevdalı, gözyaşı bezirganı, sarıklı nasipsiz, insanlarımızı morfinleyen sünepe, uyanık mazoşist” söylemi CIA’in “Türkiye’de İslamın son yıllardaki ulaştığı olgunluk” teziyle çelişiyor. Bu ve benzeri çelişkilerle dolu son on yılı anlamanın yolu bence “küfür” ve “kafir” sözcüklerinin anlam ilişkisini bulmaktan geçiyor.

*akepe Tokat Milletvekili Zeyid Aslan

Erbil Tuşalp 'ın Son Yazıları