Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Erbil Tuşalp

Karadul komisyonu

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:46 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:46

Erbil Tuşalp'in “Karadul komisyonu” başlıklı köşe yazısı 17 Aralık 2012 Pazartesi tarihli soL Gazetesi'nde yayımlanmıştır.

TARİHİ YENİDEN YAZMA: Elim bu kez Sivas’ın alevine erken uzandı. Yıllar önce yaz ortasında diri diri insan yaktılar. Akıllarınca bu kış sonu aklayacaklar.

İnsan yakanların tarihi temize çekme kurnazlığının kaynağı gün gibi ortada. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün, Sivas katliamının araştırılması için Devlet Denetleme Kurulu’nu görevlendirmesi “tarihi yeniden yazma” cambazlarının Çankaya’nın kapısına dayandığını gösteriyor.

Neredeyse çeyrek yüzyıl önce çıkarılan insan yangınının yeni sorumluları mı var? Yeni bilgiler mi ortaya çıktı? Kim kimden sorulacak?

Dert değil “kirli tarih temizleme” uzmanı bir kadro isteyince yeni kanıt da, yeni tanık da buluyor. Savcısı, yargıcı, polisi, jandarması, ajanı, gazetecisi, avukatı, milletvekili, bakanı, elde tutanak- disket-rapor-virüs emre amade bekliyor. Aportta kuyruk sallıyor tanığın gizlisi de, bilirkişinin bilgisizi de mevcut.

Gerisi kolay ya, bir “karadul komisyonu kurup” yasama ya da kiralık bir “savcı bulup” yargı kirletilecek. Akıllarınca diri diri insan “yakanlar” değil, diri diri “yanan insanlar” suçlu ilan edilecek.

Oysa yalan, yalanla örtülmüyor. Yasama yürütme ve yargı bir olup gerçeklerin üstüne şal örtmeye kalkıyor olsa da, tarih yanıltılamıyor. Kimsenin geçmişini satın alacak kadar zengin olmadığı kuralını değiştirilemiyor.

* * *

NASIL UNUTULUR: Devlet Denetleme Kurulu’nun önüne gönderilecek dosyalarda elbette leke sökücü belgeler olacak. Ama insanları diri diri ateşe verenlerin bir zamanlar nasıl korunup kollandığını unutturmaya, asla güçleri yetmeyecek.

Örneğin İBDA-C sanıklarıyla mektuplaşan, Sincan sanıklarını ziyaret eden, Sivas sanıklarının savunmasını üslenen Şevket Kazan’ın katkısı nasıl unutulur?

Örneğin bir Amerika siparişi olan Topluma Kazandırma Yasası’na eklediği “korsan madde” ile, eli kanlı yüzlerce Hizbullah militanını özgürlüğüne kavuşturan Cemil Çiçek’in desteği nasıl yadsınır?

Örneğin, Aziz Nesin’i yangın merdiveninden itip kayıplara karışan Cafer Erçakmak’ın Sivas’ta gizlice gömüldüğü ortaya çıkana dek Fransa’dan iadesini istemeyenler sanık Yılmaz Bağ’ın “Sivas katliamının yaşandığı 2 Temmuz 1993’ten 14 gün sonra evlendiğini” gizleyenler sanık İhsan Çakmak’ı arandığı dönemde İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde çalıştıranlar, onu askere alanlar, ona ehliyet verenler nasıl görmezden gelinir?

Şimdiye kadar “sümen altı ederek” 20. yüzyılın en büyük ayıplarından birinin üstünü örtmeye çalışıldı. “Abdestli kapitalizmin” takkeli faşistlerinin kanlı eylemlerinin unutulacağı sanıldı. Oysa unutulmadı.

* * *

NE KAZANDIRIR: Sivas katliamını Devlet Denetleme Kurumu’na havale eden Cumhurbaşkanı Gül, Sivas Kongresi’nin toplandığı 4 Eylül tarihine değişik bir anlam kazandırmak için 4 Eylül 2002’de Sivas’ta toplanan hükümetin dışişleri bakanı değil miydi? 1920 Meclisi’nin kürsünde konuşan Başbakan’ın 37 yurttaşın diri diri yakılmasına tek sözcükle olsun değinmediğinin tanığı değil mi?

Belleğinde Karacaahmet Cemevi’nin önüne kazma kürek dikilen Recep Tayyip fotoğrafı yok mu?

Sivas katliamını Devlet Denetleme Kurumu’na havale eden Cumhurbaşkanı Gül, Sivas davası sanık avukatı olmanın parti içinde geçerli akçe olduğunu dahası Hayati Yazıcı, Haydar Kemal Kurt, Zeyid Aslan, Hüsnü Tuna, İbrahim Hakkı Aşkar, Ali Bulut, Bülent Tüfekçi gibi akepe milletvekillerinin sanıklarının avukatı olduğunu bilmiyor mu?

Bütün bunlar ortadayken sanıklar yargılanmış, cezalarını çekip çıkmışken Devlet Denetleme Kurumu üzerine vazife olmayan “siyasal İslam aklama” işi Gül’e ne kazandıracak?

Olsa olsa, Köşk’ün Devlet Denetleme Kurumu’nun üstüne Meclis’te bir karadul komisyonu daha kurulur, bulgular Silivri’ye gönderilip iddianame olup dosyaya eklenir.

Sonuçta “240 bin kitaptan biri ya da 120 milyon sayfada birkaç satır” olarak kalır.

Erbil Tuşalp 'ın Son Yazıları