Erbil Tuşalp
İplemeyen ip cambazı...
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 01:12 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 01:12
Tıpkı hemşehrileri gibi o da aslında “yık-yap-sat” yöntemiyle çalışıyor. Devlet ve siyaset adamı mı, yoksa “yık-yapcı” öfkeli laz müteahhit mi, bu aralar pek belli değil. Yalanını ortaya çıkarana, kinine katılmayana, çıkarına taş koyana dünyayı dar ediyor. İşi bu. Tavuğuna “kışt” diyenin gırtlağına çöken seyyar bir itibar celladı olarak benzerleri gibi karanlık bir yolun yolcusu olacak. Çok söylendi. Dinlemedi.
Bugüne dek hep bildiğini yaptı. Tepesinin tasını attıranları “kişi kurum-yandaş karşıt” ayırmadan vatan haini, casus, düşman ilan edip aşağıladı. Hakaret etti. Küfretti. Karşı olana, kınayana acımasız davrandı. Onları düzmece belgelerle suçladı, sahte tanıklarla yıprattı, özel mahkemelerde yargılattı, kiralık kalemlerle itibarsızlaştırdı.
Şimdi sıra yeniden yüksek yargıda. Görünen o ki Anayasa Mahkemesi, Danıştay, Yargıtay vicdan ve ahlak dışı suçlamalarla bir kez daha zapt-ı rapt altına alınacak. Ağzından çıkan yine kanun olacak. Aklından geçen yine doğru sayılacak. Yine alkışlanacak ama ağzından çıkanın da, aklından geçenin de karada denizde havada kıymet-i harbiyesi olmayacak.
Son seçimden azımsanmayacak bir oranla başarıyla çıkmasına karşın onu dünyada “bir şeriatçı imam, bir feodal bey ve bir otokrat başkan”ın dışında ciddiye alıp kutlayan hiç kimse olmadı. Tersine “17 Aralık soygunu” ve “30 Mart seçim hilesi” gibi nedenlerle kutlamaya gerek olmadığını açıklayan ülkeler bile vardı.
HÜKÜMETİN MEMURU
Anayasa Mahkemesi’nin iletişim özgürlüğüne dönük bu olumlu çıkışından sonra “ karara saygı duymuyorum” bitirimliğinin bu saatten sonra hiç önemi yok.
İktidarda kaldığı on iki yıl boyunca “demokratik laik sosyal hukuk devletini” iplemeyen rejimin dümenini din devletine doğru kırmak için ip cambazlığı yapan demokratik meşruiyet sorununu saklayan savcıyı yargıcı hükümetin memuru sayan kendi konumunu ve sınırlarını unutup yüksek yargıçlara yetkisini anımsatan yolsuzluk ve usulsüzlüğü özendiren, hırsızlık ve rüşveti koruyan yasalar çıkaran oy çokluğuna dayanarak yasama denetimini olanaksız kılan torba yasa uygulamalarıyla yandaşa özel yasa çıkaran evrensel hukuka aykırı usul değişikliklerini olağanlaştıran birinin, örneğin başbakanın, Anayasa Mahkemesi kararına saygı duymasıyla duymaması arasında ne fark var?
ADALETİN BAKANI
Anayasa Mahkemesi’nin “özel yetkili bakan” yaratan HSYK yasasını iptal etmesini “değişikliklerin geri dönmesi mümkün değildir, geçerlidir.” külhanlığıyla karşılamanın bu saatten sonra hiç önemi yok.
Adalet Bakanlığı koltuğuna oturtulan “dördüncü imam” olarak kul işi anayasaya aykırılıkları dert gibi duyarlıkları olmayan herkesin dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayrım gözetilmeksizin kanun etmeyen kuvvetler ayrılığı ilkesini takmayan yargı bağımsızlığı ve hukukun üstünlüğü önünde eşitliği kuralını hiçe sayan önemli yetkilerin HSYK’dan alıp kendisine devredilmesini doğal karşılayan yargıç ve savcılar üzerindeki etkisinin artmasının yargı bağımsızlığına aykırı olduğuna aldırmayan kurul üyeleri dışında HSYK’da görev yapan herkesin görevinin aynı anda sona erdirip Danıştay’da hak aramayı engellemekten utanmayan hükümet üyesi dört bakan ve başbakanın yakın çevresinin yolsuzluk ve rüşvet operasyonunu yürüten savcı ve polislere işten el çektiren birinin, örneğin adalet bakanının, Anayasa Mahkemesi kararına saygı duymasıyla duymaması arasında ne fark var?
SUÇA BULAŞSIN
Onları bu gibi açmazlardan kurtaran tek yol, her zaman korku ve kuşku kaynaklı şiddet oldu. Faşizmin kitle ruhunun egemen olduğu bir coğrafyada vatan millet, din iman, dost düşman gibi değerlere dayalı yalanları ortaya çıkarmak artık çok zor. Zor çünkü adam ne söylese “ya yalan ya yanlış”, ne yapsa “ya hortum ya talan” . Sonuçta neyi övse “abat” ediyor, neye sövse “berbat” oluyor.
Kısaca “kadrosu” sağlam. Bilinen bir yöntemin ilkeleri gözetilerek kurulan bir kadro bu. Adının siyasi parti, vakıf, şirket, dernek, sendika, futbol kulübü, kooperatif, tarikat ya da cemaat olması hiç önemli değil. Yeter ki adamlar sağlam olsun.
Koltuk ver bağlansın. İhale alsın palazlansın. Rüşvet toplasın rahatlasın. Haraç versin yağmalasın. Büyüsün borçlansın. Ortak olsun şanı artsın. Bağış yapsın rahatlasın. Suça bulaşsın devleşsin.
Yeter ki adı yüksek yargıçlara hakaret eden başbakanı alkışlayanlar arasında geçsin.