Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Erbil Tuşalp

İnsan utanır

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:47 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:47

Erbil Tuşalp'in “İnsan Utanır” başlıklı yazısı 7 Ocak 2013 Pazartesi tarihli soL Gazetesi'nde yayımlanmıştır.

BİNBİR SURAT: Unutmak iyileştiriyor mu? Hayır iyileştirmiyor. Tam tersi yüzsüzlük illetinin belli başlı nedeni olarak yozlaştırıp çürütüyor. Bir anlamda yüzsüzlüğün virüsü unutmak. İkiyüzlülüğün de olmazsa olmazı. Unutuyorsun/unutturuyorsun ikinci yüzünün ya da binbir suratından birinin arkasına saklanıp, o asla kızarmayan, yeni yüzünle hiçbir şey olmamışcasına dilediğin gibi yaşıyorsun.

Unutmak yalanın sigortası üstelik. Çalmanın çırpmanın güvencesi. Vurgunun soygunun nirengisi. Kara paranın kılavuzu.Haksız, hukuksuz , adaletsiz kanlı bir tarihin faturası.

Bu nasıl haksız zamanlama, nasıl vicdansız ve nasıl bu kadar adaletsiz? Hangi vicdan, hangi ahlak, hangi din, hangi iman? İnsana “insan biraz utanır” dedirten bir durum.

***
DÖVE DÖVE ADAM ETMEK: İnanması güç. Balyoz davasında yüzlerce kişi yargılandı. Binlerce yıl hapis cezasına çarptırıldı. Şimdi cezaevinde yüksek yargı kararı bekleniyor. Ama gelin görün ki, mahkemenin kararından sonra Milli Savunma Bakanı “Microsoft Office 2007 yazılımlı kanıtların, 2003 içerisinde kullanılmasının mümkün olmayacağını” açıkladı. Çünkü suç tarihinde Office 2007 yazılımı kullanılmıyordu. Kanıtların sahte olduğunu söyledi. Bu akıl almaz zamanlamayı anlamanın olanağı yok.

Yok çünkü dün çıplak gözle bile fark edilecek bu gerçeği anlayacak mahkeme yoktu, bugün bu açıklamanın niçin yapıldığını soran yok.
Bu aslında ecdat yadigarı bir “ıslahat-i askeriye” ve hatta “ıslahat-i adliye” anlayışıydı. Asker ya da sivil bürokrasi fark etmiyordu. Anımsayan olur mu, bilmiyorum. Yıllar önce Antalya’dan öfkelenen Başbakan “Bunları döve döve adam etmek lazım!.. Döve döve adam edeceksin ki, iş yapmayı öğrensinler!” diyordu. (22 Nisan 2005)

***
BUYRUĞUM BUYRUK: Ergenekon davasında da, sahte dijital kanıtların varlığı yıllar önce saptanıp yargıçlarının önüne getirildi. Yazıldı, çizildi. Ama bilimsel raporlarla doğrulanan gerçekler, “inadım inat buyruğum buyruk” siyasetinin kurbanı oldu. Bugün bunca yıldır demir kapı taş duvar arkasında hâlâ, “ne ile suçlandığını bilmeyen” tutuklu sanıklar var. Seçilmiş milletvekilleri, bilim ve siyaset adamları, yazarlar, generaller var.

Kim bilir, vakti zamanı geldiğinde “adaleti vesayete dönüştürmekten sorumlu” Bakan da benzer bir açıklama yapacak. Ergenekon davasının sahte kanıtlarının “Operasyonlarında amaca ulaşmak için her yolu mübah sayan cemaat istihbaratçısı bir ekibin oluşturduğunu” söyleyip, sütten çıkan ak particilik oynayacak.

Kısaca telefon dinleme, sahte belge üretimi ve montajı, hırsızlık, kundakçılık, şantaj amaçlı kadın pazarlama, böcek ve gizli kamera gibi her türlü illegal kayıt kullanımı, bilgisayar sahtekarlıkları çarpıtılmış bilgiye yönelik kampanyalar ev ve işyeri kurşunlama, emniyeti suistimal, rüşvet, gasp, darp ve tehdit gibi kirli yöntemleri unutturulacak.

*
BİR DEMET KIRMIZI GÜL: Uyanma zamanı. Ülkeyi bir baştan bir başa açık cezaevine dönüştürerek “görmeyen duymayan konuşmayan istikralı toplum” düşlerinin sonunun geldiğini anlama zamanı.

Yeni tutuklamalar yapılsa da, yeni davalar açılsa da, cezaevleri dolup taşsa da vız gelip tırıs gider. Ada sahillerinden yüce dağların doruklarına uzanan bir af çıksa da, tırıs gelip rahvan gider.

Dahası ortalıkta idam ipiyle dolaşan öfke, küfretmekten/aşağılamaktan/suçlamaktan vazgeçip eline bir demet kırmızı gül alıp gülücükler dağıtsa da, tarihin imbiğinden süzülüp gelen özdeyişi eğip bükemez. Beğense de, beğenmese de “Geçti Bor’un pazarı sür eşeği Niğde’ye” gerçeğini yadsıyamaz.

Bor pazarının geçtiği somut bir gerçek olsa da, eşeğin Niğde’ye gidip gitmeyeceği merak konusu.

Erbil Tuşalp 'ın Son Yazıları