Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Erbil Tuşalp

Hukuk niye yok..

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:46 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:46

Erbil Tuşalp'in “Hukuk niye yok..” başlıklı köşe yazısı 11 Aralık 2012 Salı tarihli soL Gazetesi'nde yayımlanmıştır.

NİYE OLSUN Kİ?: Başlıktaki soru doğru değil. Gerçeği yansıtmıyor. Üstelik takıntılı, hatta ideolojik. Bu ve benzeri eleştirileri duyar gibiyim. Olsun. Ama kimse kendini kandırmasın. “Kanun benim anlayışının” egemen olduğu bir ülkede insan hak ve özgürlüklerini koruyan, insan onurunu gözeten hukuk olur mu?

Elbette olmaz. Kimse hayal kurmasın.

İnsanların son sığınağı olan adaletin, yaşamın dayanağı olmaktan çıkarıldığı gecikmiş adaletin, adaletsizlik olduğu evrensel gerçeğinin unutulduğu bir ülkede hukuk olur mu?

Kesinlikle olmaz. Kimse yalan söylemesin.

Tutuklamanın peşin ve ilkel bir cezalandırma sayıldığı cezaevi koşullarının eziyet ve işkenceye dönüştürüldüğü savunmanın suçlama ile birlikte başlamadığı bir ülkede hukuk olur mu?

Asla olmaz. Kimse rol kesmesin.

Mahkemeye “talimat..” ,Danıştay’a “ulema..”, Yargıtay’a “pervasızlık..”, Anayasa Mahkemesi’ne “bağnazlık..” göndermesi yapılan bir ülkede hukuk niye olsun ki?

*

DÜNLE GİDEN: Bence yediden yetmişe herkes aklını başına almalı. İnsanlık tarihinde “bugün demokrasiye sığınarak hukuku askıya alanların, yarın demokrasiyi çiğneyerek faşizme ulaştıklarını” anımsamalı. Artık dünle gideni de, günle geleni de görmeli.

Anayasası’nda “demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti” yazan bir rejimde yüksek yargı organlarının, baroların, akademisyenlerin, derneklerin, sendikaların, üniversitelerin “hukuk devletinin korunması için” bildiri yayınlamak zorunda kaldıkları bir ülkede, hukuktan söz edilebilir mi?

İktidarın TBMM yetkilerini gasp ettiği Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Sayıştay ve Yüksek Seçim Kurulu’nu denetlediği Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nu kadrolaşma aracına dönüştürdüğü polisi kendi silahlı gücü olarak örgütlediği silahlı kuvvetler ve yargıya dönük psikolojik savaş yürüttüğü muhalif olan gazeteci, yazar, kültür, sanat ve bilim insanlarına karşı suçlama-dışlama politikası izlediği bir ülkede hangi hukuk yürürlüktedir?

Anayasa Mahkemesi’nin, Yargıtay santralının, Danıştay’ın dahası İstanbul, Ankara, Zonguldak, Kırıkkale ve Erzincan başsavcılarının dinlendiği, bir yılda yargı kararıyla kayda alınan dinleme sayısının “nüfusun binde birine” ulaştığı bir ülkenin yurttaşları özgür müdür?

*

BUGÜNLE GELEN: Ekleriyle birlikte 120 milyon sayfaya ulaşan bir iddianameyle suçlanıp “düzmece deliller ve şaibeli gizli tanık ifadelerine” dayanan, “doğal yargıç, kanun önünde eşitlik, adil yargılama, savunma hakkı” gibi evrensel kuralların gözetilmediği hukuk dışı yöntemlerin geçerli olduğu Silivri yargılamasında, bir devlet ve siyaset adamının “ben bu davanın savcısıyım” demesi rejimin eksenini değiştirmeye dönük bir amacı sergilemek değil midir?

Dahası “dokunulmazlığının” suçluyu koruyup kollama aracına dönüştüğü bir ülkede hangi hukuk geçerlidir?

Abdülkadir Aksu, Adem Baştürk, Akif Gülle, Binali Yıldırım, Erdoğan Bayraktar, Haluk İpek, Hilmi Güner, Hüseyin Besli, İdris Naim Şahin, Kemal Unakıtan, Mehdi Eker, Mikail Arslan, Mir Dengir Mehmet Fırat, Mustafa Açıkalın, Mustafa Ilıcalı, Osman Pepe, Sadullah Ergin, Selami Uzun, Şaban Dişli, Zeki Ergezen, Zülfü Demirağ gibi onlarca milletvekili, bakan ve parti yöneticisi “ihaleye fesat karıştırmak, evrakta sahtecilik, zimmet, kalpazanlık, resmi evrakta ve kayıtlarda sahtecilikle cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak” gibi iddialarla suçlansalar da Başbaka’nın liderliğinde ve de Cumhurbaşka’nın himayelerinde vatan ve millete hizmete devam ettiği bir ülkede hukuk kimin hizmetindedir?

Erbil Tuşalp 'ın Son Yazıları