Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Erbil Tuşalp

Hiç utanmıyorlar

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:43 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:43

12 Kasım 2012'de SOL GAZETESİ'NDE "ATEŞ ALTINDA" adlı köşede yayımlanmıştır. Erbil Tuşalp'in yazılarını soL Gazetesi'nde her Pazartesi ve Salı günü okuyabilirsiniz.

ANIMSATAN OLMAYINCA : “Dünya 5 tane daimi üyenin iki dudağının arasına bırakılamaz.” Doğru.
“Eğer tüm dünyayı beş daimi üyenin iki dudağı arasına bırakacak olursak insanlık her geçen gün kan kaybeder.” Bu da doğru.
Sanırsınız ki adam doğru şeyler söylüyor.
Bir baştan bir başa tüm Türkiye’yi iki dudağının arasından çıkan buyruklarla yönettiğini anımsatan olmayınca kendi gazetelerinin ısmarlama manşetlerinden korku ve kuşku üretiyor.
Koskoca ülkede bağımsızlığın, özgürlüğün, hukukun, eşitliğin, barışın, eğitimin, bilimin kan kaybettiğini anımsatan olmayınca ölüme yatan binlerce genç insanı ne görüyor ne de sesini duyuyor.
Çöldeki bedevinin etek altına ya da darağacının yağlı urganına sığınıp öfkelendikçe küfrediyor, küfrettikçe düzeysizleşiyor.
Dilinde “edepsiz, bereketsiz, cibilliyetsiz, utanmaz, alçak, namert, çirkef, maskara, hain” gibi sıfatlar olsa da terbiye sınırlarını anımsatan olmayınca kazançlı çıkan o oluyor.
Köşemlerin yazıcıları tivilerin söyleyicileri hakaret edenle hakarete yanıt vereni aynı sepete koymayı yansız olmanın gereği sayıyor. Hakaretin, aşağılamanın, küfrün, nefret söyleminin önünü açıyor. Sonuçta ölümü/idamı konuşmanın yolunu kesiyor, ölüme/ idama isyana pusu kuruyor.
*
SEN HİÇ UTANDIN MI?: “Evet, hiç utanmıyorlar. Hoşlanmadıkları fikirleri bastırmak için, düşüncelerini beğenmedikleri kişileri itibarsızlaştırmak için her yolu mubah görüyorlar. Hedef gösteriyorlar. Kara çalıyorlar. Linç kampanyaları açıyorlar. ”
“Peki ya sen hiç utandın mı ?” sorusu aklının ucundan geçmiyor. Kendisine böyle bir soru sorulamayacağına inandığı için köşe yazısına büyük rahatlıkla “Hiç utanmıyor musunuz” başlığını koyuyor.
Anıtsal bir meslek büyüğünün sağlık nedeniyle birlikte yaşadığı böbrek sondasını “plastik çiş kabı..” diye anlatıp intikam alırken asıl sen hiç utandın mı?
Köşk sofralarına meze olanlar başbakan yanağından makas alanlar Pentagon raporculuğunu, kuryeciliği gazetecilik sayanlar utanıyor mu?
Patronunun fabrikasına iş arayanlar, patronuyla birlikte banka soyup mal mülk sahibi olanlar, gazeteden sendika temizleyip genel yayın müdürü olanlar utandı mı?
Hırsızlık hükmüyle ekrana çıkan dolandırıcılar, uyduruk kurum tarihçileri de utandı mı?
Bilen bilir aslında onlar hiç utanmadılar.
*
SİYASİ PORNOGRAFİ: Neymiş, “bir suçlu çıkmış ülkenin en ciddi davalarından birisinde, dosyayla hiçbir ilgisi olmayan bir konuda ülkenin en önde, bir bilen edasıyla ülkenin önde gelen gazetecilerini aydınlarını suçluyor’muş. Bu suçlamalar ciddiye alınırcasına, haberlerde, yorumlarda kendisine yer bulabiliyor’muş. Toplum ahlaksız ve kirli bombardımanla yıkanmaya çalışılıyor’muş.Bu, tam ‘siyasi pornografi‘ymiş.”
Şemdin Sakık’ın da, tanıklığının da, ifadesinin de önemi yok. Önemli olan siyasi pornografi’dir.Nedir, nasıldır, kimdir ?
New York Times’dan John Swinton yanıtlıyor.
Özgür ve bağımsız basının onuruna kadeh kaldırmak için Swinton kürsüdedir:
“Dünya tarihinin şu anına dek, Amerika’da ‘özgür, bağımsız basın’ diye bir şey olmamıştır. Bunu siz de biliyorsunuz, biz de…
Çalıştığım gazete bana düşüncelerimi özgürce yazmam için değil, tersine, yazmamam için ücret ödüyor.
Gazetecilerin işi gerçeği yok etmek, düpedüz yalan söylemek, saptırmak, kötülemek, servet sahiplerine ve iktidara dalkavukluk etmek, kendi gündelik ekmeği uğruna yurdunu ve soyunu satmaktır.

Bunu siz de biliyorsunuz, ben de…
Öyleyse şimdi burada ‘bağımsız, özgür basının şerefine’ kadeh kaldırmak saçmalığı da nereden çıktı?
Bizler, sahnenin arkasındaki zengin adamların ve emperyalistlerin oyuncakları, kullarıyız. Bizler, ipleri çekilince zıplayan kuklalarız. Yeteneklerimiz, olanaklarımız ve yaşamlarımız, hepsi başkalarının malı. Bizler entelektüel fahişeleriz”

Kimler mi?
Güldürmeyin beni.

Erbil Tuşalp 'ın Son Yazıları