Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Erbil Tuşalp

Emperyalist kumpanya

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:55 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:55

Erbil Tuşalp'in “Emperyalist kumpanya” başlıklı yazısı 06 Mayıs 2013 Pazar tarihli soL Gazetesi'nde yayımlanmıştır.

GAZLA BAYIL SUYLA YIKIL: Taksim’de 1 Mayıs kutlandı. TBMM’de milletvekili sövdü. Kandil’den yeni koşullar geldi.

Geçen hafta yaşananları hayretle karşılayıp şaşıranlara, “şaşırmamak” elde değil. Kimi gazla bayılana, suyla yıkılana ilk kez tanık olmuş gibi. Kimi copla kovalananı, dipçikle dövüleni ilk kez görmüş gibi davranıyor. Sanki günübirliğine İstanbul’a gelmişler, Taksim’e şöyle bir uğramışlar. Oturup yazmışlar.
Gazdan kaçana, suyla kovalayana uzaydan gelmiş gibi davranan kalem erbabının yanıt aradığı soruya bakın:

“Kürt sorununu ve terörü daha fazla demokrasi ve özgürlükle çözeceğini söyleyen, bu amaçla süreç başlatan hükümetle bir çukuru bahane edip koca İstanbul’u evine kapatan, sokağa çıkmaya cesareti olan üç-beş bin insanı da 40 bine yakın polisle durduran, şehrin göbeğini gaz bulutu altında bırakma talimatı veren hükümet aynı hükümet mi?”

akepe’nin “kayıtsız şartsız hangi egemenliğin” peşinden koştuğunu görmek/göstermek istemeyen, başını kuma gömecek, elbette “vazife icabı” bu soruyu soracak. Şaşırmayı, akıl karıştırmayı, bellek silmeyi kolaylaştıracak.

Özetle “1 Mayıs’ın İçişleri Bakanı’na, 1 Mayıs’ın İstanbul’un valisine” “çözüm sürecinin Beşir Atalay’ına, Kandil’in Murat Karayılan’ına” “yeni Anayasa uğruna güneş batıran TBMM’nin Cemil Çiçek’ine” şaşıranlara asıl ben şaşırıyorum. Dahası bir “sadakat karinesi” olarak ille de şaşırmak isteyenlere Recep Bey’in şekerden öfkesiyle tetiklenen “Taksim’e giden akepe’ye düşmandır” laf-ı güzafını anımsatıyorum.

***

FİŞLENEN ÇOCUKLAR: İktidarların dün de bugün de İstanbul 1 Mayıs’larını, Taksim’i yıllarca zulüm üretmek, güç tazelemek için “psikolojik savaş mekanı” olarak kullandıklarını anımsayın.

İçişleri Baka’nın siyasi geçmişine, oturup kalktığı koltuklara bakın. Üç gündür “ben ben yine de ben” diyen, onları dövülebilir/öldürülebilir vizesi veren Vali Bey’in neyin-kimin “mütemmim cüz-ü” olduğunu anlayın.

Ama siz siz olun, radikal ve de marjinal diye “fişlenen çocuklarımızın” yaşamını sudan ucuz sayan, hangi tespihin tanesi olduğu bilinen bu validen-o kaymakamdan-şu polisten uzak durun.

Zaman su gibi akıp gitse de psikolojik savaş müelliflerinin üslubu hiç değişmiyor. Emperyalist kumpanyanın 36 yıl önce sahnelediği 1 Mayıs 1977 oyunu ile geçen hafta sahne alan 1 Mayıs 2013’ün senaryoları aynı kalemden çıkmış gibi.

1977’de yükselen toplumsal muhalefet İnter Continental’den, Sular İdaresi’nden açılan faşist ateşiyle kana bulandı. 2013’de akepe-pekeke pazarlığına direnen toplumsal ve siyasal muhalefet Taksim’i, Şişli’yi, Mecidiyeköy’ü, Beşiktaş’ı tutsak alan polisin gaz ve su terörüyle susturuldu.

Karayılan’ın beklenmeyen koşullarıyla ortaya çıkan sorunların üstü yalan dolanla örtüldü. Türkiye temel sorunlarını konuşmaktan uzaklaştırıldı.

Değil bir yalancıyı görmek, değil bir yalancının sesini duymak “yalan” sözcüğü bile, büyük çoğunluğa son on yılı çağrıştırıyor. “Yalan ve siyaset” konusunda kafa yoranlar, her nedense önce 1930’lara gidiyor. Propagandayı psikolojik savaşın ayrılmaz parçası yapan Hitler’in sağ kolu Goebbels’i anımsıyor. Ona göre “Tersi kanıtlanmadığı ve iyi zamanlanabildiği sürece düpedüz yalan söylemek, başarılı propagandanın ve ona dayalı siyasetin en gerekli koşullarından biri” oluyor.

Doğrusu insan ister istemez akepe’nin Goebbels’(leri)ini merak ediyor.

Bu bir tiyatro. Senaryosu yetersiz, oyuncuları yeteneksiz olsa da Ortadoğu’dan orta ve uzak Asya’ya uzanan coğrafyada yüzyıldır kapalı gişe oynayan bir oyun bu.

Salonlar oyunu bir kez daha görmek isteyenlerle dolup boşalıyor. Gidişat, salondakilerle sahnedekilerin birbirlerini körleştirmekten mutlu olduğunu gösteriyor.

Erbil Tuşalp 'ın Son Yazıları