Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Erbil Tuşalp

Demedi demeyin...

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:55 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:55

Erbil Tuşalp'in Demedi demeyin...” başlıklı yazısı 30 Nisan Salı tarihli soL Gazetesi'nde yayımlanmıştır.

TOMUN ÇEKİRDEĞİ: Barış bu, adı üstünde, insanlık tarihinin en büyük armağanı. Acı ve gözyaşını bitiren bir güzelleme. Yaşamı müjdeliyor, özgürlük ve bağımsızlığı çağırıyor. Barış yanlıları toprağı kanla yoğrulmuş Türkiye’de de elbette, barış karşıtlarından daha çok. Savaşın ve ölü canların habercisi barış karşıtlığı da var ama. Kan ekiyor, can topluyor.

Yandaşlık ve karşıtlık ilişkisinin ötesinde barışın bir başka özelliği daha var. Barış kimi zaman psikolojik savaşın elinde, istenen kalıba dökülen bir silah.

“Terörün gücüne de, gücün terörüne de boyun eğmeme” ilkesiyle yola çıkan siyaset ve matbuat erbabı, psikolojik savaşın tuzağına erken düştü. Emperyalizmin diline pelesenk yaptığı barış sözcüğüyle afyonlanan kitleler saptırılmış kamuoyu yoklamalarıyla yanıltıldı.

İmralı’da “silahını bırakacağını” söylenen gerilla, Kandil’de “silahından kopmayacağını” açıkladı. Yasal güvence konusunda standart yükseltip lisanı-ı münasiple “anayasal garanti” istedi.

Ancak kimileri bunu görmüyor ve Recep Bey’e “atomun çekirdeğini parçalama gücü” yükleyip ölçüyü kaçırıyor. Kimi, Recep Bey’in derme çatma barış sürecini sorgulayanı savaş yanlısı ilan ediyor.

Şimdi siz “demedi demeyin ...” dürtüsüyle yazılan bu satırları yazılmamış varsayın. Ama 1967’de “Doğu Mitinglerinin Analizi” ile izlenmeye başlanan, doğruları büyük bedeller ödeyerek savunan saygın bilim insanı, sevgili İsmail Beşikçi’ye kulak verin.

***

İSLAM KARDEŞLİĞİ: “Barış konusunda Başbakan Erdoğan’ın ve Kürtlerin beklentileri çok farklıdır. Başbakan, barıştan, gerillaların sınır dışına çekilmelerini anlamaktadır. Kürtler ise Kürtlerin haklarının ve özgürlüklerinin kazanıldığı bir ortamı düşünmektedir.

“Başbakan, Filistinliler konusunda ne gibi haklar ve özgürlükler düşünüyorsa, Kürtler için de bunları düşünebilmelidir. Eğer düşünmüyorsa, bunun neden böyle olduğu sorgulanmalıdır.

“Kürtlerin, Kürt toplumu olmaktan, Kürt milleti olmaktan doğan haklarıdır. Öcalan’ın bunları dile getirmemesi yanlıştır. Bazı kazanımlar olması gerekir.

“‘İslam kardeşliği’, Kürtleri kandıran, oyalayan bir slogandır. Siyasal bakımdan eşitlik olmadan kardeşlik olmaz. Öcalan, Kürtlerin haklarını ve özgürlüklerini hiç gündeme getirmeden, Misak-ı Milli’den söz etmektedir. Devletin, Türk egemenlerinin bu arzusunu Öcalan ifade etmektedir. Ama yaşama geçmesi artık mümkün değildir.

“‘Bin yıllık İslam kardeşliği’, ‘Çanak-kale’de birlikte savaştık’, ‘Cumhuriyeti omuz omuza mücadele ederek kurduk’, ‘Alevi-Sünni kardeştir’, ‘İslam Birliği’, ‘Misak-ı Milli’ gibi sloganlar, inkarcı, asimilasyoncu, ırkçı, sömürgeci, Türk-İslam Sentezi anlayışının sloganlarıdır. Öcalan’ın bu sloganlara sarılması devleti rahatlatabilir ama Kürtlere bir hak, özgürlük getirmez.

“Kan akmasının temel nedeni, Kürtlerin Kürt toplumu olmaktan doğan haklarının gasp edilmesidir. Bu hakların kazanılması da önemlidir. Kürtler en azından federasyonu savunmalıdır. BDP’nin, Avrupa’daki Kürt siyasetçilerin, KCK yöneticilerinin, Kandil’deki PKK komutanlarının, Abdullah Öcalan’ın bizzat kendisinin, neden bunları savunmadıkları dikkate değer bir konudur.

“BDP, sürecin başta gelen aktörü olmalıdır. Direktif alan değil, tartışan bir konumda olmalıdır. Mektup getirip götürmek sürece dahil olmak değildir. Görüşmelerin MİT ile yapılıyor olması yanlıştır. MİT güvenlik örgütüdür. Kürt sorunu güvenlik sorunu değil, politik bir sorundur.”

***

OKUYUN-OKUTUN: Yaşamını Kürtlerin varlığını kanıtlamak için mücadeleye adayan Beşikçi’nin İmralı sürecine boyut katan görüşlerini, Cumhuriyet gazetesinden Türey Köse’nin kıskandıran söyleşisinden (Cumhuriyet, 29 Mart 2013) alıntıladım. Siz bu kadarıyla yetinmeyin, tümünü okuyun-okutun “demedi demeyin” eleştirisinden kurtulun.

Erbil Tuşalp 'ın Son Yazıları