Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Erbil Tuşalp

Bu ne muhabbet..

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:48 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:48

Erbil Tuşalp'in “Bu ne muhabbet...” başlıklı yazısı 15 Ocak 2013 Salı tarihli soL Gazetesi'nde yayımlanmıştır.

BİR SORU: “Avrupa Birliği’nin terör örgütü ilan ettiği bu örgütlerin mensupları ve Kırmızı Bülten’le aranan bu insan veya insanlar sizinle nasıl düzenli olarak görüşebilir. Bu nasıl bir siyasettir?”

Fransız Devlet Başkanı Hollande’a yöneltilen bu soruyu, “Gulbettin Hikmetyar,Yasin El Kadı, El Beşir, Sami Ofer, Hariri, Kabbani, Halid Meshal, Barzani ve Talabani” gibi İslami terörün ünlü isimleriyle al takke ver külah ilişkisi içinde olan Recep Tayyip Erdoğan soruyorsa ne düşünürsünüz?

Ayrıntılı düşünmek hiç gerekmiyor, kıyısından köşesinden anımsamak yetiyor:

***

HİKMET YAR:” Recep Tayyip, Afganistan’da “terör suçlusu” olarak aranan “Hizb-i İslami” lideri Hikmetyar’ın dizlerinin dibine oturduğunda “genç bir siyasetçiydi. Hikmetyar’ın CIA ile ilişkisi olduğunu belki de bilmiyordu.

Akıncılar Derneği Başkanı olan Rahmet Cemaati’nin lideri Mehmet Güney, Gülbedddin Hikmetyar ile birlikte Afganistan için çalışmıştı.

Hikmetyar Türkiye’de serbestçe dolaşıyor “siyasal İslam”ın mümtaz (!) temsilcileriyle görüşüp boy boy fotoğraf çektiriyordu. O fotoğrafa en ağır eleştiri, bir zamanlar parti büyüğü olan Şevket Kazan’dan gelecekti:

“Bizim bir delikanlımız vardı. İnandığı davası için düz duvara çıkardı, bayraklarını asardı. Rabbani geldiği zaman sağ dizine, Hikmetyar geldiği zaman sol dizine otururdu.” (21 Ağustos 2012)

***

YASİN EL KADI:11 Eylül 2001 tarihinde ABD’de Dünya Ticaret Merkezi’nin ikiz kulelerine yapılan saldırıda binlerce insan öldü. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Suudi Arabistan’lı işadamı Yasin El Kadı’yı El Kaide’ye, Hamas’a, uluslararası teröre destek vermekle suçladı ve tüm dünyada mal varlığının dondurulmasını istedi. Yargılandığı mahkemelerde suçlu bulunan Yasin El Kadı’nın mal varlığı donduruldu. Başbakan Erdoğan ve Kemal Unakıtan, küresel terörü destekleyen Yasin El Kadı’yı Türkiye’de özel koruma altına aldı. Erdoğan’ın kefil olduğu, Türkiye’ye girmesi yasak olan bir hayırseverdi o..!

Şirket kazançları ve toplanan yardım paralarının Yasin El Kadı ve benzer isimler adına, Unakıtan’ın ortağı olduğu “Al Baraka Türk üzerinden dünyanın cihad ilan edilen bölgelerine transfer edildiğini” saptayan maliye müfettişi Hamza Kaçar’ın başına gelenler biliniyor.

***

EL BEŞİR: Sudan Devlet Başkanı El Beşir, Darfur’da 300 bin kişinin öldürülmesine ve 2 milyon kişinin göç etmesine sebep olan bir devlet adamı. Uluslararası Ceza Mahkemesi, “El Beşir’i Darfur’daki etnik gruplara yönelik soykırımdan sorumlu” ilan ederek, tutuklanmasını istedi. Bu durumdan Erdoğan hiç etkilenmedi. Tam tersi El Beşir’i “ orada böyle ifade edildiği gibi soykırım tespitini biz yapamadık. ” diye savundu. Kanlı Pazar’ı, Maraş’ı, Çorum’u, Sivas’ı unutup “ Bir Müslüman soykırım yapamaz” bile dedi.

HARTUM KASABI: Recep Tayyip Erdoğan portresinde bir devlet ve siyaset adamının “Terör örgütü mensuplarıyla görüşmesini” sorgulayacak en son insan olduğuna ilişkin kanıtlar var.

Örneğin CİA, Mısır’daki El Cihad’ı ve Cemaat-i İslamiye’yi, Ürdün’deki İhvan’ı, Filistin’deki Hamas’ı, Libya’daki İslam Savaşçıları’nı kontrol edebiliyordu. Bu örgütlerin bir çoğu için İstanbul Belediyesi tatil köyü gibiydi. Belediye yıllarca Müslüman Kardeşler’den, İslami Kurtuluş Çeçen Cephesi’ne kadar bir çok örgütten konuklar ağırladı. İlişkiler siyasal islamın tırmanışa geçtiği dönemde daha da gelişti. Tunus’tan Gannuşi, Mısır’dan Mustafa Şekur, Sudan’dan Hartum Kasabı olarak bilinen Türabi gibi isimler kongre konukları sıralarında oturuyordu.

Fransa Devlet Başkanı’na “ Bu nasıl siyaset” diyen Türkiye Başbakanı’na “Sami Ofer, Hariri, Kabbani, Halid Meshal, Beshar Assad, Barzani, Talabani” ile görüşmelerini anımsatıp ,“bu ne muhabbet” demeye gerek kalmıyor.

Erbil Tuşalp 'ın Son Yazıları