Erbil Tuşalp
Biraz utanma olsa...
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:53 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:53
Erbil Tuşalp'in “Biraz utanma olsa...” başlıklı yazısı 19 Mart 2013 Salı tarihli soL Gazetesi'nde yayımlanmıştır.
ŞİMDİ ÖYLE DEĞİL: Öznesi belli. Nerede, nasıl, niçin, ne zaman olduğu belli. Eksiği yok, fazlası var. Güneşin yedi rengini dolaşıp haber merkezine ulaşmış. Sonrası kolay diyen yanılıyor. Kolay değil tam tersi zor, çok zor. Haberin “değişmeden, özünü yitirmeden, eğilip bükülmeden okura ulaşması” için küçük çapta savaş gerekiyor.
Başbakanların gazetecilik dersi vermediği günlerde başka deyişle “haberin haber, yorumun yorum, başbakanın başbakan olduğu” o “eski günlerde” haberler kendi mecrasını bulur, tıpış tıpış kendi sayfasına giderdi. Şimdi öyle değil “yaşama müdahale eden, yaşama saldıran” akepe haberleri “zamanın ruhuyla uyuşarak” çoğu zaman ya hiç olmuyor ya da sayfanın görünmez bir yerine saklanıyor.
***
AKLA ZİYAN: “Türkiye Demokratik İslam Cumhuriyeti” için yola çıkanlar, ilk günden beri “nicel birikimlerin” bir gün “nitele dönüşeceği” gerçeğini biliyordu. Başlangıçtaki “Adil düzen, İslam Ortak Pazarı, NATO’suz ve AB’siz dış politika, faizsiz ekonomi” gibi uçuk kaçık düşlerinden uyanıp, küçük ama kalıcı-karıştırıcı-işbirlikçi politikalarla toplum önüne çıktı.
Bugün büyük gazetelerin etkin yazarlarının köşelerinde yer alan küçük haberlerin oluşumuna neden olan eylem ve söylemlere yönelindi. Aklıevvel bir akepe’linin “Maneviyat Bakanlığı kurulması” gibi karanlık yeraltı önerisi ve benzeri haberler sayfalarda yok ama köşelerde var. Köşeler de temizlenecek, Recep Bey huzura erecek.
Son on yılın ister son on günü, ister son on ayının haberleri tek tek irdelensin, din devleti arayışının akla ziyan örneklerle hız kesmeden yürüdüğü görülüyor:
Hastanelerde Kuran Kursu, camide veli toplantısı, tüm gün açık cami, camide doğum günü partisi, camide kuran kursuna buz pateni dersi,camide 180 rekat namaz kılanla, ara yıl tatilinde 5 vakit camiye giden öğrenciye tablet bilgisayar. Daha neler neler! Kısaca cami vurgunu-camili oy soygunu.
82 bin cami yetmesin. Çamlıca’ya Taksim’e birer tane daha dikilsin. Recep Bey’in “camileri kışla” Türkiyesi gelsin. 467 bin öğrenci Kuran-ı Kerim’i, 270 bini Siyeri Nebi’yi seçip İslam’ın süngüsü olsun.
Okula başlama yaşını beşe indir, ilk ve orta eğitimin miniklerini kendi inancına uyan derslere yönlendir, doktrine et. Gözün doymasın, Kuran kurslarının yaş sınırını kaldır. Yetmesin izinsiz kurs açanları affet. Yaşama çocuk kitapları üzerinden sansürlü-yasaklı müdahalen açık saldırıya dönüşsün örümcek adama namaz kılsın, paytak penguene türban taksın.
***
HEYKELİN BAŞI: Çocuklara uğraşmak yetmiyor, büyükleri korkutmak gerekiyor.
Dinayet’in “dindarlık” anketi mi, Sağlık Bakanlığı’nın yeni doğan bebeklere “din” fişlemesi mi, dahası “evlilik içi-evlilik dışı” sorgulaması mı?
Bunların on yıllık karanlığında ne ararsan var.
Heykel, müzik, resim, kitap düşmanlığı mı? Recep Bey’in “ucubesi” heykel başının Allahüekber sloganları eşliğinde kesilmesi mi? Kültür bakanlarının oratoryo sansürlemesi mi, kokteylde hacı suyu, zemzem suyu sunması mı? Nü resimlerin bıçaklanması mı?
Selçuk, Uludağ ve Marmara Üniversitelerinin ilahiyat fakültelerinden bazı bilim insanlarının “İslamda müziği haram ilan eden” açıklaması mı? Balenin “fuhuş”, dansın “ayakta zina” sayılması mı?
Ve elbette Kayseri, Şanlıurfa, Konya, Erzurum, Rize, Trabzon, Balıkesir, Bilecik’ten sonra dokuzuncu il Afyon’da içki yasaklaması mı?
Haremlik-selamlık otopark mı, yüzme havuzu mu, öğrenci otobüsü mü, şeriat apartmanı mı, şeriat oteli mi?
***
Bunların on yıllık geçmişinde bu ve benzeri binlece leke olmasa dahası donanma limana bağlanmasa, uçaklar hangara çekilmese, tanklar garaja park etmese kısaca, biraz utanma olsa çadır tiyatrosu çığırtkanı edasıyla, yalanla dolanla 18 Mart kutlanmasa.