Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Erbil Tuşalp

Bir yılbaşı gecesi...

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:47 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:47

Erbil Tuşalp'in "Bir yılbaşı gecesi..." başlıklı yazısı 1 Ocak 2013 Salı tarihli soL Gazetesi'nde yayımlanmıştır.

BİRLEŞİK CEPHE: Müthiş bir yılbaşıydı. 2012’nin tüm sabıkalarıyla 2013’e devrildiği o gece, bizde toplandık. Uzaklardan gelen konuklarımız vardı. Hindi almadık ama akkefal ile nazlı turna masadan tam not aldı.

Dimitrov’u herkes gibi ben de “Nazi iktidarına karşı silahlı ayaklanma hareketi başlatmakla” suçlanmasından bu yana tanırım.

İki ihtiyar kucaklaşıp, yıllar öncesinin coşkulu kavga günlerine taşındık.

Onun cami, kilise, sinagog bombalamak ya da kendi uçağını düşürmek gibi sabıkaları yoktu. “Nihai amacı sürekli iç çatışma olan komşularıyla düşman uluslararası değerlere, insan haklarına karşı ekonomik kriz, iç etnik çatışma ve terör ile uğraşan devlet otoritesini içten ve dıştan zafiyete uğratarak ülkeyi yönetilmez hale getirmek isteyen bir örgüte” üye de değildi. Ama rejimin savcısı, Alman Millet Meclisi (Reichstag) yangınını onun çıkardığını iddia ediyordu.

Evet, tarihin kara lekeli sayfalarında kibritini kundakçı Van Der Lubbe’nin çaktığı bir yangın vardı. Ancak Dimitrov o kundakçıyı hiç görmemişti.

Tutuklandıktan 9 ay sonra aklandı.11 ay sonra özgürlüğüne kavuştuğunda, dünya onun “faşizme karşı birleşik cephe” çözümünü konuşuyordu.

***

SAĞANAK GİBİ GELMEZ: Şöyle oldu o gece önce o geldi, arkasından Togliatti. Kapıyı en son Macciocchi çaldı. Birlikte Poulantzas’ın kulağını çınlattık. Özlem giderdik, şarap içtik. Dimitrov’u dinledik.

Leipzig savunmasında Nasyonel Sosyalist Alman İşçi Partisi’nin gerçek yüzünü tüm dünyaya anlatırken izlediği yöntemi anlattı uzun uzun.

Georg Dimitrov’un savunmasını Palmiro Togliatti’nin yorumuyla birleştirince 21. yüzyılın başında Türkiye’nin düşürüldüğü tuzak ortaya çıktı.

Aynı tuzağın kurbanlarının tarihi önümüzde, olağanüstü birikimiyle Togliatti tam karşımızdaydı.

Ona göre faşizm, “durağan ve tanımlanmış bir süreç değildi, değişime uğruyordu” ama “kitlesel etkilerinin tarih boyunca ülkeden ülkeye büyük farklılıklarla aynı acıları yaşattığı” tartışılmaz bir gerçekti.

Togliatti “faşist ideolojiyi birleşik ve tek anlamlı bir sistem olarak görmekten daha saçma bir şey olamaz” dedi ve sustu.

Çizmenin bir başka düşünürü yazar Maria Antonietta Macciocchi de aynı şeyleri söyledi. Ona göre de faşist ideoloji “parça parça ve farklılaştırılmış kitleler karşısında propaganda teknikleriyle oluşturulan bir tek metnin herhangi biçimde tekrarlanması” değildi.

Sonra “Faşizm, sakin bir gökyüzünde birdenbire kopan bir sağanak gibi gelmez” diyen Poulantzas’ın kulağını çınlattık.

Faşizm denince aklına “paramiliter örgütler, führervari yöneticiler, darbeci generaller” gelen demokrasiyi “seçim, sandık ve parlamentoya” indirgeyen özgürlüğü “yazma ve konuşma serbestisi” sanan “yetmez ama evet”çileri konuştuk.

Örnekler “ileri demokrasi” ya da “ılımlı İslam” veya “ Büyük Ortadoğu” gibi projelerin “faşistleşmenin” altyapısını oluşturduğunu kanıtlayacaktı. Ama onlar bunu asla anlamayacaktı.

***

KADERİNİ TESLİM EDEN: Söz döndü dolaştı bana geldi. Ne desem, nasıl anlatsam:

“Orta yerde gözle görülen finans kapitalin, yeni sömürgeciliğin, emperyalist yayılmacılığın tam desteğinde bir İslam sermayesi var” diye mi başlasam?

“Fabrikasından limanına, madenlerinden akarsularına, derelerine, göllerine petrolüne, ormanından kıyılarına kadar dev gibi bir birikimi, kısaca tarihi ve coğrafyasıyla çocuklarımızın geleceğinin pazarlandığını” mı anlatsam?

Başlayamadım. Araya giren yorgun bir ses, anlayan için yeni yıl armağanı olacak iki cümle söyledi:

“Unutmayın Almanya’nın felaketi tek başına Hitler değildi. Alman felaketinin sorumlusu, bir Hitler yaratan ve kendi kaderini onun ellerine kendi isteğiyle teslim eden Alman halkıydı.”

Teşekkür ettim. Sustum.

Erbil Tuşalp 'ın Son Yazıları