Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Erbil Tuşalp

Acaba barış..

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:53 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:53

Erbil Tuşalp'in “Acaba barış..” başlıklı yazısı 1 Nisan 2013 Pazartesi tarihli soL Gazetesi'nde yayımlanmıştır.

ÜÇ-BEŞ ASKER: Deniz öğretiyor. Poyrazla azıyor, lodosla kızıyor ama “zamanın ruhuna” uyan cambazları tek tek seçip kıyıya fırlatıyor. Hem acımasız ve düzeysiz siyasete karşı çıkıyor hem de siyasete insan onuru katmayanları uyarıyor. Deniz “balığın ağzından, alığın dilinden” yakalandığını biliyor.

Örneğin daha dün “üç-beş asker öldü diye meclisi toplayamayız” diyen biri, bugün siyasi karşıtına “çocuğu yok evlat acısı bilmez” diyorsa düzeyi açıklamaya gerek kalmıyor.

Bu öfke ve kin yüklü şaşılık, son on yıldır artarak sürüyor.

İnsan onurunu siyaset söyleminden özenle uzak tutan akepe sözcüsü ağzını her açtığında aynı şeyi yapıyor. “Bir lafa bakarım laf mı diye” diye başlayıp “bir de söyleyene bakarım adamı mı diye” biten “düzey ölçeri” kullanımdan kaldırıyor. Okuyana duyana, “lafa baksan laf değil, adama baksan adam değil” dedirtiyor.

***

NİYETLERİ FARKLI: Son on yılda insanı insanlığından utandıran sayısız söylem ve eylem dinlendi, gözlendi:

“Sayın Öcalan düşüncelerinin değil, şu anda, aldığı kellelerin hesabını veriyor” dediğinde “askerliğin yan gelip yatma yeri olmadığını” söylediğinde gazileri “ gaziliğinizi bilin” diye azarladığında bilim insanlarını “haddini bilmezlik ve edepsizlikle” suçladığında muhalefet partisini “bereketsizlik ve cibiliyetsizlikle” karaladığında, yandaşlar da karşıtlar da utandı.

Milyonlarca insan utancı katmerleştiren gelişmelerin tanığı oldu:

1992-2002 arasında İnsan Hakları Mahkemesi’ne Türkiye aleyhine yapılan 4 bin 795 başvurunun, 2012 sonunda 48 bin 60’a yükselmesi cezaevlerinde ölümle yüz yüze olan tutuklu ve hükümlülerin dışlanması son 10 yılda 250 bin çocuğun cinsel istismara uğraması gösteri ve yürüyüş hakkını kullanan 2 bin 824 üniversite ve lise öğrencisinin hapiste büyümesi mahkemelerde 176 bin 247 ifade özgürlüğü davası olması savunma avukatlarının tutuklanıp yargılanması Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Türkiye Raportörü’nün Türkiye’nin eylemleri ve niyetleri farklı olan akepe iktidarıyla demokratik sistemden ayrıldığını belirtmesi, elbette toplu utanç ve de korku nedeniydi.

***

NASIL OLSA ÖLECEK: Dahası, son on yılda Türkiye’nin sırtına devlet ve siyaset adamlığıyla bağdaşmayan ayıplar yüklendi:

Kıbrıs sorununda muhatabı Spiros Kiprianu için “kanser nasıl olsa ölecek..” dediğinde Alman Başbakanına “senin maaşın kaç para” diye sorduğunda askerin başına çuval geçiren ABD’ye karşı sessiz kaldığında Hizb-i İslami lideri ,Usame Bin Ladin’in kurtarıcısı Gulbettin Hikmetyar’ın dizinin dibinden kalkıp, Hamas lideri Halid Meşal’in kollarına koştuğunda Yasin El Kadı, Ofer, Oger ve Hariri ile ilişkiler devlet sırrı sayıldığında Darfur’da yüzbinlerce insanı öldürmekten sorumlu Sudan devlet Başkanı El Beşir’le kucaklaştığında Körfez Savaşı’nda 1,7 milyon Iraklı Müslümanı öldüren ABD askerleri için dua ettiğinde de utanmak gerekiyordu.

***

İNSANSIZ SİYASET: “Düzeni koruyanların, bu düzenin kaldırılmasının maşası olacağını” ilan ederek başlatılan savaş tarihsel kin ve öfkeyle sürerken insana yakışmayan işlere imza atıldı:

“Yıkım ekibinin başında “cümbüşhane” dediği cemevine saldırması Sivas’ta diri diri insan yakanların affedilmesi insan yakanların savunmasını üstlenen avukatların milletvekilliğiyle ödüllendirmesi Yargıtay, Danıştay ve HSYK’da hükümete bağlı üye sayısının artırılması Cumhurbaşkanı ve Başbakan aleyhine kararlara imza atan, Fethullah Gülen grubuna yönelik soruşturma yapan hâkim ve savcılarla hesaplaşılması görevini sürdüren 11 bin savcı ve yargıçtan 5 bin 930’u hakkında soruşturma açılması aralarında milletvekili, siyaset ve bilim insanı, yazar, general olan 706 insanı tutuklayarak siyasal ve toplumsal muhalefetin sindirilmesi cezaevine gönderilen 70 gazeteciyle medyanın sindirilmesi Ergenekon ve Balyoz davalarıyla 139 general ve amirali hapsederek ordunun savunma refleksinin kırılması 6 yıla yaklaşan tutukluluk sürelerinin “hükme dönüşmesi” Silivri yargılamalarındaki usul hatalarıyla tarihe not düşülmesi gibi örnekler saymakla bitecek gibi değil.

İmam hatip kökenli üç adalet bakanının eliyle hukuk devletinin katledilişine tanık olduktan sonra, sıra sürecin dayattığı tek soruya geliyor.

Bu acımasız, düzeysiz ve insansız siyasetin sahipleri acaba gerçekten barış istiyor mu?

Erbil Tuşalp 'ın Son Yazıları