Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

E. Attila Aytekin

Zamanın ruhunu yine en iyi Taraf anlıyor

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:53 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:53

Hükumetin ‘çözüm süreci’ adını verdiği sürecin Nevruz’dan beri kazandığı yeni boyut sol içinde önemli bir yarılma yarattı. Sol içindeki kimi kesimler sürecin koşulsuz olarak desteklenmesini isterken, diğer bir kesim sürecin olumsuz yanlarına vurgu yapmayı ya da en azından belirli çekinceler ifade etmeyi tercih etti. Bu ikinci grup, yani sürece dair çekince ve endişelerini dile getirenler karşı taraftan gelen çeşitli eleştirilere muhatap oldular. Bu eleştirilerden bir kısmı sağlıklı bir tartışmaya zemin oluşturabilecek nitelikteyken bir kısmı ciddiye alınamayacak kadar saçma. ‘Yetmez ama evet haklı çıktı, gördünüz mü’den ‘Kürtler ölsün mü istiyorsunuz’a kadar giden iler tutar yanı olmayan bu laflar arasında benim favorim, ‘zamanın ruhunu anlamamak’. Özal’ın muhaliflerine yöneltmeyi pek sevdiği ‘statükoculuk’ eleştirisini hatırlatır biçimde, zamanın ruhunu anlamama, çağın gerektirdiği büyük değişimleri ıskalama, arkaik kaygılardan kurtulamama ithamları havada uçuyor.

Demek ki, bizim anlayamadığımız zamanın ruhunu bir de anlayanlar var. Geçen hafta genel yayın yönetmeni olduğu Taraf gazetesinde attığı bir manşet ve arkasından gelen bir birinci sayfa haberiyle gösterdi ki zamanın ruhunu en iyi anlayanlardan biri de Oral Çalışlar. Önce olayı hatırlayalım: 25 Mart günü Ankara’da polis, DHKP-C militanlarını arama bahanesiyle sendika binalarına baskın yaptı. Alışıldığı üzere baskın şafak vakti yapıldı yine alışıldığı üzere kapılar kırıldı. Emniyet, Sıhhiye’deki bir okulun bahçesine helikopter indirerek şovunu tamamladı. Bırakın herhangi bir sol perspektifi, asgari bir liberal duyarlılığı olan bir kişi bile bu olaydaki garipliği fark eder: 14 yıldır sendikayla bir ilişkisi olmayan bir şahıs neden o sendikanın genel merkezinde aranır? Polis neden şafak vakti sendikanın kapısını kırar? Hiçbir direnişle karşılaşmadığı bir yerde niye dış kapıyı kırmakla yetinmeyip içeride genel başkanın ve genel sekreterin odalarına niye zarar verir? Başkentin merkezindeki bir sendika genel merkezine giden polis, trafiğe takılmamak için mi helikopter kullanır?

Taraf gazetesi bu soruların hiçbirini sormayıp operasyonu eleştiren CHP’yi hedef aldı. Attığı manşet ve yazdığı haber lafı hiç evirip çevirmeden CHP’yi DHKP-C’yi sahiplenmekle suçluyordu. Tesadüfe bakın ki aynı gün İslamcı-faşist gazete de CHP’yi aynı biçimde suçladı. CHP iki gazete hakkında suç duyurusunda bulundu. Taraf ise attığı manşet yüzünden özür dileyecek yerde arsızlık yaparak CHP’yi bir kere daha haber yaptı: “CHP yine hassasiyet yaptı”.

Peki, büyük liberal demokrat Oral Çalışlar’ın gazetesi polisin bu vahim şovunu eleştirmek yerine neden CHP’ye vurmayı seçti? Bu sorunun cevabı Taraf’ın yayınladığı ikinci haberde bulunabilir. DHKP-C’nin Ankara’da gerçekleştirdiği saldırılarda kullandığı silahlarla Ergenekon’un silahları aynıymış (ortada kanıt yokmuş, tek kaynak cemaat basınıymış ne gam!). Başbakan da saldırıların Ergenekon’la olan bağlantısına dikkat çekmiş ve barış sürecinin baltalanmaya çalışıldığını söylemiş. Başbakan da söylediğine göre bu eylemler elbette Ergenekon’un işidir ve süreci baltalamak maksatlıdır. CHP de polisin tavrını eleştirerek aslında Ergenekon’a sahip çıkıyor ve barış sürecini sekteye uğratmaya çalışıyor. Oral Çalışlar yazmak zorunda kaldığı anlaşılan ancak polisin kapı kırmalı helikopterli şovu hakkında tek kelime etmediği 30 Mart tarihli yazısında da açıkça söylüyor hükumet (ve tabii polis) çözümden yana olduğuna göre hükumeti (ve polisi) eleştirenler çözüm karşıtıdırlar. Zamanın ruhu barış sürecinden yana olduğuna göre, süreci desteklemeyenler hakkında yapılacak her türlü dezenformasyon mubahtır. Ne de olsa ‘hassas bir dönemden geçiyoruz.’ Ana muhalefet partisinin terörist ilan edilmesi zamanın ruhunun hakim kılınması yolunda ödenecek küçük bir bedel olarak görülebilir.

Zamanın ruhu polisin 14 yıldır sendikaya uğramayan birini aramak için sendika genel merkezine gelip kapıları tek tek kırmasından, Ankara’da, İstanbul’da, kentin merkezlerinde helikopter destekli operasyon yapılmasından rahatsız olmamayı gerektiriyor. Zamanın ruhu yapılan işin münasebetsizliği dile getiren siyasi partiyi terör örgütüne sahip çıkmakla suçlamayı da gerektiriyor. Zamanın ruhu Öcalan’ın konfederalizm önerisi ile hükumetin yayılmacı neo-Osmanlı siyaseti arasındaki tekinsiz örtüşmeden rahatsız olmamayı, hükumetin zaten müseccel ötekisi olan Alevilere Kürt hareketinin liderinin mektubunda neden yer verilmediğini sormamayı, “1000 yıllık İslam kardeşliğinin” gayrı-Müslimler ve ‘sapkın’ mezheplere mensup insanlar için neler getirdiğini unutuvermeyi şart koşuyor. Zamanın ruhu, memlekette hangi nahoş olay olsa süreci baltalamaya çalışan karanlık odakların işi olarak görmeden, Ergenekon isimli bir örgütün yöneticileri olduğu iddia edilen onlarca insan cezaevindeyken ve haklarında bol keseden müebbet hapis cezaları istenmişken bile Ergenekon’u dışarıdaki muhalifleri karalamak için kullanmadan anlaşılamaz. Zamanın ruhu uyarınca hükumetin çıkardığı 4. Yargı Paketi’nden büyük memnuniyet duymalı, en temel hakların pazarlık konusu yapılmasına ses çıkarmamalıyız. Bir de hakkını arayan emekçileri Taraf’ın yaptığı gibi hemen kapının önüne koymalıyız.

Ahmet Altan’lı dönemde Taraf’ın en ayırd edici özelliği zamanın ruhunu çok iyi anlamasıydı. AKP-cemaat koalisyonunun muhaliflerini tasfiye amaçlı açtığı siyasi davaların startı bu gazeteye ‘sızdırılan’ belgelerle verilmişti. Ama bir süre sonra Ahmet Altan’ın kendisi de zamanın ruhunu anlayamaz oldu ve tasfiye edildi. Yerine de zamanın ruhundan daha iyi anlayacak Oral Çalışlar geldi. İsmi gazeteyle özdeşleşmiş olan Altan’ın ayrılmasına rağmen her nasılsa gazetenin tirajı birden yükseldi. Zamanın ruhundan olsa gerek. Belli ki yeni dönemde de Taraf zamanın ruhunu en iyi anlayan gazete olacak tabii, rakiplerini alt ederse. Bir yanda Akit bir yanda Taraf iyi olan kazansın!

***

Kırk kere isim değiştiren ve hiç bir şeyi çözmeyen açılımlarınızdan da, süreçlerinizden de, bitmek bilmeyen ‘hassas’ dönemlerinizden de bıktık. Sürece destek verin diyerek kimleri neden susturmak istediğinizi, bu arada hangi hesapları görmek istediğinizi iyi biliyoruz. Zamanın ruhunu çok iyi anlıyoruz, tam da bu yüzden karşınızdayız.

E. Attila Aytekin 'ın Son Yazıları