Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

E. Attila Aytekin

Mülteciler Kalsın, ÖSO ve Hamileri Defolsun!

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:55 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:55

Dün Reyhanlı’da yaşanan patlamada 40’tan fazla insan öldü, 100’ü aşkın insan yaralandı.

Hükumetin tepkileri şaşırtıcı değildi. Kısa süren bir bocalamadan sonra Başbakan yardımcısı Beşir Atalay birkaç saat içinde olayın çözüldüğünü açıklayıverdi. Henüz olayda kullanılan patlayıcının tipi bile belli olmamış olsa da failler belliydi. Ölenlerin bırakın isimlerini, sayısı bile kesin olarak tespit edilmemişken failler tespit edilivermişti bile. Olayı Suriye rejimi yapmıştı muhalefetle ilgisi yoktu. Patlamaların elbette Özgür Suriye Ordusu’nun Hatay’ı merkez edinmesiyle, sınır bölgelerinde güvenliğin büyük ölçüde Suriyeli silahlı gruplara devredilmiş olmasıyla, sınır kapıları üzerindeki kontrolün tamamen kaybedilmiş olmasıyla da bir ilgisi yoktu. Daha bir hafta önce bir grup militanın Cilvegözü’nde Türkiyeli yurttaşların ve memurların üzerine rahatça ateş açmış olmasıyla alakası zaten olamazdı.

Neler düşündüğünü muhtemelen hiç anlayamayacağımız Dışişleri Bakanı Almanya’da düzenlediği basın toplantısında patlamadan ve ölü sayısından bahsederken ısrarla gülümsüyordu. İçişleri Bakanı olayı ‘çözüm süreci’ne bağlamakta beis görmemişti. Her daim eksantrik Bülent Arınç “yapanların Allah cezasını versin” derken hükumet kanadının tepkilerinden tek şaşırtıcı olan Erdoğan’ın gayet sakin, hatta ürkek bir biçimde konuşmasıydı.

Saldırının akabinde ilçedeki Suriyelilere yönelik bazı sert tepkiler olduğu anlaşılıyor. Bunlar üzerinden halkın hükumete yönelik tepkisini görmezden gelme ve mülteci haklarını istismar ederek ÖSO militanlarının elini rahatlatma çabaları başladı bile.

Mülteciler başımızın üstüne. Bu tartışılacak bir şey değildir iltica bir insan hakkıdır. Ölüm korkusuyla evlerinden kaçan yoksul insanların da Suriye’deki emperyalist müdahalenin ve onun taşeronlarının yürüttüğü kanlı savaşın mağdurları olduğunu unutulmamalıdır. Ama Suriye’de katliam yapıp kurşun yiyen sonra da Hatay hastanelerini dolduran ÖSO militanları mülteci olarak görülemez. Bunlar kulaklarından tutulup ülkeden atılmalıdır. Para için ya da ‘devrim sonrası’ atanacağı makamların hayaliyle saf değiştiren subayların, bürokratların kendileri ya da aileleri de ülkede barındırılmamalıdır. Türkiye’yi üs olarak kullanan insanlık düşmanı radikal İslamcı militanlara da hak ettikleri biçimde davranılması gerekir.

Tabii ki asıl mesele bu adamların Ankara’daki hamilerinin iktidardan gitmesidir.

Aylardır ‘barışın dilini konuşun lan!’ diye terör estirenlerin, ‘hassas bir süreçten geçiyoruz’ diye ağzımızı kapatmaya çalışanların, ‘bakın aylardır kimse ölmedi, siz ölsün mü istiyorsunuz yoksa’ diye en iğrenç biçimde demagoji yapanların görmek istemediği şey şu: Barışı tesis etmek şöyle dursun, AKP’nin ülkeye şu ya da bu konuda en küçük bir hayrının dokunması mümkün değildir.

Saldırı sonrası sokaklarda acı içinde bağıran Reyhanlılıların çok iyi anladığı gibi bugün Türkiye’nin en önemli problemi AKP’dir. Türkiye’nin başına kabus gibi çöken bu adamlar ülkenin başından gitmeden doludizgin yaklaşmakta olan savaşın ve getireceği yıkımın önlenmesi mümkün olmayacaktır. Bunun dışındaki tüm meseleler ikincildir. AKP’yle şu ya da bu düzeyde işbirliği yapan, hükumetin siyasi hesaplarının gerçekleşmesine hangi gerekçeyle olursa olsun destek veren, AKP’nin bir gün daha iktidarda kalmasına doğrudan ya da dolaylı olarak katkıda bulunan kim varsa bizim muarızımızdır. Reyhanlı’da ölen ve yaralananların kanları onların da elindedir.

E. Attila Aytekin 'ın Son Yazıları