Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

E. Attila Aytekin

İki ‘Homo Sacer’: Trayvon Martin ve Ethem Sarısülük

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 01:00 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 01:00

Giorgio Agamben’in eski bir Roma hukuku ilkesinden alarak siyaset bilimi literatürüne soktuğu ‘homo sacer’, toplumdan dışlanan, hukukun kapsamının dışında kalan kişileri betimleyen bir kavramdır (“Kutsal İnsan: Egemen İktidar ve Çıplak Hayat”, 2001 orijinali 1995). Egemenin ‘homo sacer’ ilan ettiği insan hukukun dışında, ötesinde olduğu için aynı zamanda hukuki korumanın da dışındadır. Hukukun kapsamının dışında kalan ‘homo sacer’ bu haliyle salt bir bedene, iktidara tümüyle tabi kılınan bir ‘çıplak hayat’a indirgenir. ‘Homo sacer’i öldürmek suç değildir.

***

17 yaşındaki Trayvon Martin Amerika Birleşik Devletleri’nin Florida eyaletinde geçen yıl 26 Şubat tarihinde George Zimmerman tarafından öldürüldü. Zimmerman 13 Temmuz 2013’te beraat etti ve bu, Amerikan ve dünya kamuoyunda büyük tepkiye neden oldu. Yaşadığı sitenin ‘gönüllü bekçisi’ olan Zimmerman, siyah olan Martin’den şüphelenmiş, onu bir süre takip etmiş, sonra ona saldırmıştı. Bir boğuşmadan sonra da silahını ateşleyerek siyah genci öldürmüştü. Polis tarafından gözaltına alınan ve aynı gün serbest bırakılan Zimmerman hakkında aradan epeyi zaman geçtikten sonra, kamuoyu baskısıyla dava açıldı. Yakın zamanda sonuçlanan davada mahkeme jürisi zanlıyı ikinci derece cinayet ve ölüme sebebiyet vermek suçlarından akladı.

Ethem Sarısülük Haziran Direnişi esnasında Ankara’da polis kurşunuyla vurulmuştu. Direnişin ilk günlerinde, 1 Haziran 2013’te başından yaralanan Ethem, 14 Haziran’da hayatını kaybetti. Ankara Emniyeti Ethem’i vuran polis memurunun kimliğini uzun süre sakladı. Kamuoyu baskısı sonucunda polis Ahmet Şahbaz hakkında soruşturma başlatıldı. Mahkemeye çıkarılan Şahbaz tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.

Bir yanıyla bu iki olay arasında hiçbir bağlantı yok. ABD’deki olayda bir sivil, bir başka sivili öldürmüştü. Irkçı önyargılar olayın parçasıydı her ne kadar ailesi ve avukatları Zimmerman’ın ırkçı olmadığını, hatta bu ırk meselelerinde epeyi ‘liberal’ olduğunu ispatlamaya çalışsa da siyah olmasaydı o gece Trayvon Martin’in başına bir şey gelmeyeceği kesindi. İşin içinde sınıf da vardı kuşkusuz. Zimmerman ‘neighborhood watch’ denilen ve Amerikan orta sınıfının güvenlik saplantısından kaynaklanan uygulamanın bir parçasıydı ve kendini bu işe mahallesini yoksul ve şüpheli kişilerden korumak için belinde silah sağa sola koşturacak denli kaptırmıştı. Türkiye’deki cinayeti bir polis memuru bir sivil vatandaşa karşı işlemişti. Olay Mayıs’ın son günlerinde başlayan ve Haziran boyunca devam eden politik direnişi bastırmaya yönelik, başka canlar da alan sistemli devlet şiddetinin bir parçasıydı. Cinayetin en azından doğrudan etnik-ırksal ya da sınıfsal bir boyutu yoktu. Türkiye’de mahkemelerin polisi serbest bırakması bu gibi vakalarda rutin işlemdi.

Öte yandan, iki olayda da katillerin beraat ve serbest bırakılma gerekçelerinde aslında önemli bir ortaklık söz konusuydu. Şüpheli hareketleri var diye gözüne kestirdiği genci uzun süre izleyen, sonra üzerine saldıran Zimmerman, can havliyle kendini savunan gençten bir yumruk yemiş, o yumruk neticesinde silahını ateşlemesiyse mahkeme tarafından meşru müdafaa olarak değerlendirilmişti. Hayatını kaybeden Trayvon’ın meşru müdafaa hakkının hiç dikkate alınmaması ve bu kadar bariz bir saldırganlık gösteren katilin meşru müdafaa gerekçesiyle aklanması ancak maktulün kimliğiyle açıklanabilirdi. Öldürülen siyah bir genç olduğunda farklı hukuki standartlar işliyordu Trayvon Martin’in hayatı Amerikan hukuk sisteminin kapsamının ve dolayısıyla korumasının dışındaydı.

Ethem Sarısülük’ü öldüren polis memuru durduk yere silahını çekerek tek başına eylemcilerin arasına dalmış, yere düşen bir eylemciyi tekmelemeye başlamış, bunun üzerine eylemciyi polisin elinden almak isteyen diğer eylemcilerin attığı taşlardan bir ikisi vücuduna isabet etmişti. Kalkanını kendi bırakmış, diğer polis memurlarından ayrı hareket etmişti başında kaskı vardı ve hiçbir makul neden olmadan silahını çekerek ateş etmeye başladığı görüntülerden net bir biçimde görülüyordu. Buna rağmen vücuduna isabet eden taşlar dolayısıyla meşru müdafaa ihtimali olduğu söylenerek serbest bırakıldı. Ethem’in ölümünden sonra yaşananlar da onun kimliğiyle doğrudan alakalıydı. Ethem Alevi bir işçiydi, üstelik solcuydu. Sınıfsal konumu, etnik kimliği ve siyasi görüşleri yüzünden Ethem hukukun kapsamının dışındaydı. Katili serbest bırakılabilirdi. Hatta cenazesi bile engellenebilirdi. Tabutu sıcakta saatlerce bekletilebilir, cenazesine katılanlara polis saldırabilir, sonra onlara dava da açılabilirdi.

Trayvon’ı ve Ethem’i öldürmek kolaydı, yasaldı, meşruydu. Katillerinin narin bedenleri yumruğa ve taşa karşı devlet korumasındayken Trayvon’ın ve Ethem’in bedenleri kurşunlara karşı korunmayacaktı. Onlar cezalandırılmamış, idam edilmemiş, resmen öldürülmemişti. ‘Çıplak hayat’a indirgenmiş ve sadece öldürülmüşlerdi. Öldürüldükten önce de sonra da hukukun korumasından yoksun bırakılmışlardı. Trayvon ve Ethem ‘homo sacer’di.

E. Attila Aytekin 'ın Son Yazıları