Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

E. Attila Aytekin

AKP’nin Bir Başka Orta Doğu Çıkmazı: ODTÜ’de Yaşananlar ve Sonrası

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:46 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:46

Geçtiğimiz hafta içinde hükumet ikinci bir “Orta Doğu” çıkmazına, bu kez Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde düştü. Hükumetin Göktürk 2 uydusunun fırlatılma törenini ODTÜ yerleşkesinde bulunan TÜBİTAK Uzay binasında yapmasının iki amacı vardı. Birincisi, medyaya ve kamuoyunu uyduyu başbakanın kişisel başarısı olarak sunmak. Cumhurbaşkanı’nın törene çağrılmasının unutuluvermesi bu niyeti çok açık ortaya koyuyor zaten. İkinci amaç, ODTÜ’ye gözdağı vermek ve had bildirmek.

Uydu şovu bu iki hedef açısından da başarısız oldu. Olaylar ve daha sonrasında ODTÜ’nün, diğer üniversitelerin ve kamuoyunun tepkisi, Erdoğan’ın şahsi şovunu gölgede bıraktı. Erdoğan’ın iki gün üst üste bu konuda konuşması, olmayan molotoflar ve yakılan lastikler icat etmesi, “Basında Göktürk 2 uydusundan daha fazla bu öğrencilerin protestoları yer alıyor” demesi ve ODTÜ’lü öğretim üyelerine hakaretler yağdırması bu durumun onu ne kadar sinirlendiğini gösteriyor.

ODTÜ yönetiminin söylediğine göre yönetim polisten saat 11’den itibaren kapılarda tedbir almasını istemiş. Polis ise bunu yapmak yerine saat 14 civarı sayısı 2000-3000 olarak tahmin edilen bir polis gücü ve zırhlı araçlarla, rektörün izni olmadan yerleşkeye girmiş.

Saat 17 civarı araçla yerleşkenin o bölgesini dolaştım. Tam bir işgal görüntüsü vardı. Polislerin sayısından ve “konuşlanma” biçiminden, amacın başbakanı korumanın çok ötesine olduğu anlaşılıyordu. Yerleşkenin yarısını polis araçları ve otobüsleriyle doldurmalarından, istedikleri yolu üniversiteye sormadan kapatmalarından, yerleşke içerisindeki ilköğretim okulunun bahçesini bile sormadan polis araçları için otopark olarak kullanmaktan bahsediyoruz hem de Erdoğan’ın gelişinden saatler önce.

Mevcut görüntülerden ilk saldıranın polis olduğu rahatça anlaşılıyor. Polis saldırısı mutat uyarılar gelmeden ve kortej barikata epeyi uzaktayken yapılıyor. Erdoğan’ın bahsettiği molotof kokteylleri, sopalar filan elbette yok. Üstelik o esnada öğrenciler TÜBİTAK Uzay binasına neredeyse 1 km uzaklıktalar.

Olayların arkasından gelen gözaltılar ise artık alışıldık bir senaryo. Protesto hakkını kullanan öğrencilere hemen Terörle Mücadele Kanunu çerçevesinde işlem yapılması, sabaha karşı ev baskınları, Zaman gazetesinin gözaltıları önceden bildirmesi gibi etmenler bir araya gelince operasyonu hangi grubun yürüttüğü kolayca anlaşılıyor.

Olayların ertesinde ODTÜ’nün tepkisi gerçekten muazzam ve çok anlamlı oldu. 20 Aralık Perşembe günü Eğitim-Sen ve Orta Doğu Öğretim Elemanları Derneği’nin yaptığı boykot çağrısına büyük bir katılım sağlandı. Okulun en çok öğrencisi olan bölümü Hazırlık Okulu’ndan ders yapılmadı İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nde ve Beşeri Bilimler’de katılım yüzde yüz mertebesindeydi. Başka bazı bölümlerde de boykota katılım yüksekti. Necdet Bulut Amfisi’nde yapılan açık ders için yaklaşık 1500 ODTÜ’lü oradaydı birçok öğrenci ve öğretim elemanı kalabalık yüzünden içeri giremedi. Kimilerine göre bu 12 Eylül 1980 sonrasının en büyük eylemiydi.

21 Aralık Cuma günü gözaltıları protesto için tekrar buluşuldu. Eskişehir Yolu’ndaki A1 kapısında yapılan basın açıklamasından sonra otobüslerle Kızılay’a gidildi. Hıncahınç dolu 4 otobüsle yaklaşık 300 ODTÜ’lü Kızılay’a gitti ve KESK, TMMOB ve DİSK’in çağrısıyla bir araya gelenlerle buluştu.

Olaylar kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. Diğer üniversitelerde pek çok destek eylemi yapıldı, demokratik kitle örgütleri öğrencilere sahip çıktılar. ODTÜ yönetimi olaylardan polisi sorumlu tutan bir açıklama yaptı. ODTÜ, öğrencisi, çalışanı ve öğretim elemanlarıyla bir oldu. Olaylar yurt dışında da yankı buldu Uluslararası Af Örgütü de meseleye müdahale etti.

Tüm destek eylemleri, imzalar, açıklamalar sonuç verdi ve 22 Aralık Cumartesi günü öğrenciler serbest bırakıldı. Neticede ilk raundu ODTÜ, ODTÜ öğrencileri ve diğer muhalif öğrenciler kazandı. Hükumetin özelde ODTÜ’nün genelde üniversitelerin üzerine gitmeyi sürdüreceğini varsaymak kötümserlik olmaz. Ama gerek ODTÜ’de yakalanan birlik ruhu gerekse verilen muazzam destek bu işin hükumet için hiç de kolay olmayacağını gösteriyor.

AKP iktidarının ülkenin 1876’da başlayan temsili demokrasi macerasını sonlandırmaya kararlı olduğunu gösterdiği bugünlerde, muhalefet ve direniş için üniversitelere ve öğrencilere çok şey düşüyor.

E. Attila Aytekin 'ın Son Yazıları