Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

E. Attila Aytekin

Adını Rant Koydum: Melih’in Yolu

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 01:01 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 01:01

Yazının başlığı aslında son kullanma tarihi geçmiş bir nükteye dayansa da, Melih Gökçek’in son zamanlardaki hallerini çok iyi anlattığı için kullanmadan edemedim. Gökçek’in Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı’ndaki bilançosu malum: toplu taşıma ve yaya düşmanı, rant odaklı bir şehircilik anlayışı yol yapımını yeni rant alanları yaratmak için kullanma alışkanlığı, trafik yoğunluğunu kaldırımları daraltıp ana arterleri genişleterek çözmeye çalışma ısrarı ve elbette bitmeyen metro inşaatları.

Ankara’nın metro yapımı tam bir yılan hikayesine dönmüş durumda. Keçiören Metrosu’nun yapımı 2003’te başlamış, inşaat 2011’de Ulaştırma Bakanlığı’na devredilmiş. Çayyolu Metrosu’nun inşaatı 2002’de başlamış, 2011’de Ulaştırma Bakanlığı’na devredilmiş. Batıkent-Sincan metro hattının inşaat çalışmaları 2001’de başlamış, bu proje de 2011 yılında bakanlıkça devralınmış. Başlangıç yıllarına fizibilite-proje aşamasında kaybedilen yıllar dahil değil. Bakanlık özellikle Çayyolu ve Batıkent-Sincan hatlarıyla ilgili epeyi iddialı konuşup 29 Ekim’e yetiştireceğiz demişken, şimdilerde ‘Başbakan 29 Ekim’de hangi açılışa yetişecek ki kem küm’ diyerek yan çizmeye başladı. Keçiören metrosunun açılış tarihi zaten ötelenmiş durumda. Diğer iki hat içinse yeterli sayıda vagon olmadığı için Erdoğan’a konuşma yapma vesilesi olsun diye seçimden önce açılış yapılsa dahi saatte 1-2 sefer yapan sembolik bir metroya kavuşabiliriz. Yani Ankara’nın ulaşımı açısından yeni bir şey yok.

Geçen seçimde bile yalvar yakar aday gösterilen Melih Gökçek bu sefer aday gösterilebilmek için ne yapacağını bilmez durumda. Haziran Direnişi esnasında Erdoğan’ın gözüne girebilmek için kendisini yakından takip edenlerin bile şaşıracağı bir militanlık gösterdi ve tabii ki bunu yapabilmek için yıllardır özenle oluşturduğu ve insanları alıştırdığı kendi ahlak standartlarını bile aşmak zorunda kaldı. Bir süredir en sevdiği oyuncağı olan ve temel işlevi AOÇ arazisini yapılaşmaya açmak olacak olan ‘Çiftlik Bulvarı’ iki gün önce Erdoğan’ın katıldığı bir törenle açıldı. (Bir başbakanın belediyenin yaptığı 10 kilometrelik yolun açılışına gelip konuşma yapmasını artık garipsemiyoruz, buna da alıştık.)

Gökçek’in yeni oyuncağı Anadolu Bulvarı’nı Konya Yolu’na bağlayacak olan yol olacak gibi görünüyor. Eskişehir Yolu’nda yaşanan trafik sıkışıklığına çare olarak gösterilen bu yolun 8 şeritli ve 50 metre genişliğinde, bir nevi otoyol gibi olması planlanıyor. Yol ODTÜ arazisindeki ormanlık alandan ve 100.yıl ve Çiğdem mahallelerinin arasından geçerek Konya Yolu’na bağlanacak. Bu yolun trafik sıkışıklığını çözmeyeceği açık bırakın büyükşehir belediyesinde çalışan plancıları, ulaşım uzmanlarını, böyle bir yolun trafiği rahatlatmayacağını Gökçek bile bilir. Zaten iki ucunda AVM inşaatları başladı bile. Üstelik yol, Konya Yolu üzerinde bulunan kavşaktaki alt geçide bağlanacak Dikmen’e doğru devam ettiğindeyse yoğun yapılaşmalı ve dar yolları bulunan bir bölgede sonlanıyor. Yani uzmanların söylediği gibi Ankara’nın bir bölgesindeki trafiği başka bir yere aktarmakla kalıp geçtiği mahalleri de perişan edecek.

Gökçek’in bu yoldan birkaç muradı var. Seçim öncesi, metro inşaatlarını bitirememekten dolayı yaşadığı prestij kaybını azaltmak için trafik sorununu çözmeye çalışıyorum mesajı vermek. Diğer bir amacı elbette yeni rant alanları yaratmak. Planlanan yol öyle bir yerden geçiyor ki yapılırsa 100.Yıl ve Çiğdem mahallelerinin önemli bir bölümünde insanca yaşamak mümkün olmayacak. Apartmanların bahçelerine bitişik 8 şeritli yol sebebiyle iki mahalle arasında sadece tek bir noktadan araç geçişi olacak yayalar elbette hesaba bile katılmamış. (Yayaların ulaşımı konusu ODTÜ’nün iki giriş kapısı için hazırladığı kavşak çözümlerinde de ihmal edilmiş görünüyor.) Dokusu böylece mahvedilen iki mahallede de kentsel dönüşüm gündeme gelecek son yıllarda Ankara’nın en gözde rant temelli
dönüşüm alanlarından olan komşu Çukurambar’ın kaldırımsız, plansız çirkinliği buralara da sirayet edecek.

Neyse ki ormandan ve mahalle arasından geçecek bu otoyola karşı direniş başladı. Dersler henüz başlamadığı için öğrencilerin sayısı fazla değil buna rağmen 100.Yıl İnisiyatifi diğer inisiyatif ve park forumlarının da desteğiyle etkili bir mücadelenin tohumlarını attı. Haziran günlerinin direniş pratiğinin yarattığı birikim ve deneyimin önemi bir kez daha görüldü. Kısacası, ODTÜ ormanını ve mahallelerini savunmak için direnenler ‘Eylül’ü erken getirdi.

Gökçek ise direnişe karşı çelişkili bir tutum sergiliyor. Bir taraftan bildik Gökçek gibi davranıyor: akademisyen İnci ve Ali Gökmen’i önce belediyeye toplantıya davet edip sonra kışkırtıcı diye hedef gösteriyor attığı bir mesajı bahane ederek Can Dündar’ı tehdit ediyor. Bir taraftan da yolun planda var olduğunu ve üniversite yönetimiyle anlaşılarak yapımına başlandığını vurgulayarak alışılmadık bir görüntü çiziyor. Tarık Şengül yol üzerine yazdığı yazıda plansızlığı ve hukuk tanımazlığı kendine yıllardır düstur edinmiş olan Gökçek’in bu sefer plana ve hukuka sığınmasının ne kadar ironik olduğunu gösterdi (soL, 30.08.2013). Gökçek muhtemelen şu sıralarda seçim öncesi mesele yaratmamanın mı, yoksa gerginlik çıkarıp gündemde kalmanın mı daha avantajlı olduğunu hesap etmeye çalışmakta.

Gökçek’in durduk yere plandan, hukuktan ve uzlaşmadan bahsetmeye başlaması Haziran Direnişi’nin bir başka kazanımı olsa gerek. Gerçi işler kızışırsa kendisi yine eski haline dönecek ve elindeki tüm imkanları ve tabii ki özellikle Twitter hesabını etkili biçimde kullanacaktır. Neticede Gökçek’in ve partisinin yolu bellidir: ne pahasına olursa olsun inşaat ve rant! Önemli olan bizim yolumuzda ne kadar sağlam duracağımız.

E. Attila Aytekin 'ın Son Yazıları