Yeni rejim

13/04/2011 Çarşamba
Yeni rejim

Artık objektiflik, tarafsızlık giysilerinden soyunan bir devletimiz var. Herhangi bir rejimin, objektiflik ve tarafsızlık görünümüne ille de sahip olması gereken uygulama alanlarından birinin “sınav” kavramı olduğu açıktır. AKP çoktandır kurcaladığı bu alanda önemli bir operasyon denemesinde bulundu ve baltayı taşa çarptı. Ama dikkat sorun bu adamların hilebazlığı, düzenleyenlerin de beceriksizliği değildir.

Birinci olarak AKP'nin müstakbel veya inşa halindeki yeni rejiminde bir kavram olarak “tarafsız bir devlet” yoktur. Devletin tarafsızlığının zaten göreli olduğu görüşü, en fazla, devletin sınıfsal karakterini bilen marksistlere uyar. Ancak bu görelilik argümanı şirazesinden çıkartılamaz. Devletin tarafsızlık iddiasının üstüne, sınıfsallığın deşifre edilmesi amacıyla gideriz biz. Öte yandan devletin belirli alanlarda biçimsel tarafsızlığa veya halkın ve ilericiliğin yararına bir taraf olmaya zorlanmasını da amaçlarız. Devlet zaten egemen sınıfla içli dışlı ve hatta onun enstrümanıdır diyerek, mahkemelerde biçimsel bir adaleti savunmaktan vazgeçmeyiz. Veya benzer bir yaklaşımla devletin herkes için ücretsiz, eşit ve nitelikli sağlık, eğitim, barınma, ulaşım, dinlenme gibi hakları güvence altına alması için mücadele etmekten geri durmayız.

Dolayısıyla rejimin yapısında yaşanmakta olan değişim, çözümü sosyalizmde görenler için de önemlidir. Hatta başkalarından çok daha önemlidir zira bu değişim, bizi sosyalist devrimin gerekliliğinden uzaklaştırma, sosyalizmin dinamiklerini kuşatma ve kurutma anlamına gelir.

İkincisi, AKP'nin henüz yeni bir seçimi kazanmasına gerek kalmadan, Türkiye'de çok sayıda geleneksel tarafsızlık “kalesi” düşmüştür. Rejimin ve yöneticilerin canını sıkacak bir karar veren yargıç ertesi hafta Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu eliyle başka göreve atanabilmektedir. Can sıkıcı şeyler yazma işareti gösteren gazetecinin başına herşey gelebilir. Tiyatro sanatçısının “sahne dokunulmazlığı” olmalıdır ve Sümeyye hanım bunu iptal edişi bir kapris sayılamaz. Büyük olasılıkla Sümeyye hanım Alman işgali altındaki Paris'te, Nazi komutanlarını veya işbirlikçi üst düzey Fransızları resmeden tek bir filme gitmemiştir, ama yaptığı budur.

Karşımızda kapris değil, yeni rejim vardır.

Üç tarafsızlık kisvesinin Türkiye'deki gerçekten de en önemli simgesi, toplumsal bir olgu haline gelen, kuşakların yaşamını belirlemenin ötesinde gündelik işlerin standart parçası olarak şekillenen “sınav”. Bizim ülkemizde okula sınavla girilir. Okuldan çıktıktan sonra sıradan her hakkı elde etmek için yine sınava girilir.

Sınava hazırlananların farklı sosyal sınıflardan geldikleri, dolayısıyla eşit olmadıkları gerçeği zaten burjuva hukukunun temel özelliği. Ancak yeni rejim eşitliği değil eşitsizliği temel alacağını göstermiştir. Kadınların ayrı salonlarda sınava alındığı, her adaya farklı soru kitapçığı verilen “pilot” uygulamalarda görüldüğü gibi, görünür bir gelecekte eşitsizlik kurumsallaştırılmak istenmektedir.

Dört bu tablo Metin Çulhaoğlu'nun tarif ettiği devlet-parti özdeşliğidir veya benzer bir anlamda totalitarizmdir. Seçim sonrası siyasal rejimin karakteristik özelliğinin bu olacağı kesinleşmiştir. Bu yapının başlıca kaynaklarının islami gericilik, faşist baskıcılık, devletin zor mekanizmalarının ağırlığı, biat kültürü, şovenist yayılmacılık, geçmişe özlem, (içeride olduğu kadar dışarıda da) güçlüye ve güce tapınma gibi unsurlardan oluşması rastlantı değildir.

12 Haziran seçimleri bu yönelimle buna direnç arasında geçecek.

Sokak sokak mahalle mahalle direneceği rivayet olunan CHP, en iyi niyetle ısınırken sakatlanan bir sporcuya benzetilebilir.
Kimileri de, sınıflı toplumlarda sınavların zaten eşit olamayacağını, kadınların aynı salonda sınava girseler de ayrımcılığa uğradığını, AKP öncesi rejimin de zaten islamla içli dışlı ve baskıcı olduğunu, ders kitaplarında ezelden beri şovenizm yapıldığını anlatıp duruyorlar. Bu sözlerin çare sosyalizmde diyen bir radikalizme işaret ettiğini sanmayın. Sosyalizm bugün Türkiye'de islamcı faşizm tehlikesini önemsiz göstermenin yolu olarak değil, buna direnişin tek programı, bu somut ve güncel tehdidin biricik alternatifi olduğu için günceldir.

ÖNCEKİ YAZILARI

Geri dönüş mü? 13/11/2019 Çarşamba
Bir koridor hikayesi 06/11/2019 Çarşamba
Hutbe istemez 30/10/2019 Çarşamba
Saatin alarmı 23/10/2019 Çarşamba
Suriye notları 16/10/2019 Çarşamba
Yönetememek ve hazırlanmak 02/10/2019 Çarşamba
Bulunduğumuz yol 25/09/2019 Çarşamba
Hatırlamak ve örgütlenmek 18/09/2019 Çarşamba
Unutulma hakkı 11/09/2019 Çarşamba
Suriye’de işin özeti 04/09/2019 Çarşamba