Tencereler

11/11/2009 Çarşamba
Tencereler

Tencere dibin kara, seninki benden kara tartışmaları, küçük sokak çocuklarına denk sanılır, ama aslında TBMM klasikleri arasındadır. Çoğunlukla aba altından sopa göstermekle birleştirilerek icra edilen bu belagat ucuzluğu, artık, kural olarak alenen sergileniyor. AKP'nin rejimi demokratikleştirmekten anladığı, en başta herşeyi avamlaştırmak, sıradanlaştırmak, yerlerde süründürmek.

“Kılıç, DSP-MHP-ANAVATAN koalisyon hükümetinin 10 Kasım 2001’de Meclis’te, Türkiye’nin Afganistan’a asker göndermesine ilişkin yetki tezkeresini görüştüğünü kaydetti. 'Mustafa Kemal’in askerlerini Afganistan’a göndermek için 10 Kasım’dan başka gün mü kalmadı?' diye konuşan Kılıç, aynı dönemde, Rusya'dan gelen doğal gaz konusunda Genel Kurul’da yapılan kapalı oturumu gündeme getirdi. Kılıç’ın, 'Türkiye’nin hangi menfaatlerini kime, kaç paraya sattınız?' sözleri üzerine...”

AKP'li Suat Kılıç, kendi iktidarlarının farkını Türkiye’den başka ülkelere asker göndermek için bazı milli günlerin seçilmemesiyle tarif etmiş. Doğrudur 10 Kasım, 29 Ekim, 19 Mayıs gibi günlerin dışında ve Meclisin tatil zamanlarını da çıkartırsanız, geriye asker gönderme tezkereleri için en az 200 civarında gün kalacaktır.

İktidarın genç provokatörünün nereden bağlantı kurduğu pek anlaşılmayan ve önemi de olmayan Rus doğal gazı konulu eski kapalı oturumda memleketin kaça kime satıldığını ise örneğin Cumhurbaşkanı Gül'e sorma şansı vardır. AKP'nin o zamanlar da milletvekilliği yapan üyelerinin sayısı hiç az değildir.

Türkiye'de Salı günü Meclis'ten yükselen tartışmaların düzeyi bu kadar.

Türkiye'de Pazar günü ise bu düzeye sığmayan çok güçlü bir toplumsal dinamik kendisini bir kez daha göstermiş, Aleviler bir yıl sonra kendi miting rekorlarını kırmışlardır. AKP karşıtı eylemler diye bakarsanız bu tablo tekrarı gelmeyen Cumhuriyet mitingleriyle aşık atmaktadır.

Birincisi, Türkiye'de düzenin kürsüsüne sığdırılamayacak bir toplumsal dinamizmin var olduğudur. Bu durum, bir süreç olarak AKP'nin başını en fazla ağrıtacak meselelerden biridir.

İkincisi, bu dinamizm örgütlü solu da çok aşmaktadır. Örgütlü sol katılımların birbirleriyle karşılaştırılmasının falan bir değeri kalmamıştır Pazar günü Kadıköy'de. Çok kaba bir kestirimle solun örgütlü kortejlerinin toplamının on ile yirmi katı arasında bir nüfusun alana çıktığına işaret edilebilir. Söz konusu olan büyük bir toplumsal dinamizmdir.

Üçüncüsü, yukarıda hemen çağrışım yapan Cumhuriyet mitinglerinin orta sınıf karakterine ve siyasal açıdan tartışmalı rengine karşılık, 8 Kasım Kadıköy emekçi ve ilericidir. Düzen zeminine sığmamakta, sol tarafından temsil ve temellük edilememektedir.

Dördüncüsü, hemen ertesinde bir Alevi çalıştayının geliyor olması, bu durumda çok anlaşılır bir durumdur. Ancak AKP'nin çalıştaya bir yeniklik haliyle çıkacağı açıktır. Ve Türkiye'nin toplumsal dinamiklerini lime lime etmeye ant içmiş bu hükümetin baltayı Alevilik konusunda taşa vurduğu kesindir. Bu koşullarda gündeme gelecek olan pazarlıktır.

Beşincisi, Alevi mitinginin, boyutları ve karakteri itibariyle günümüz örgütlü solunun dar dünyasının çok ötesini ifade etmesi iyidir. Ama solun temsil edemediği, renk veremediği bir toplumsal dinamiğin, düzenin pazarlık masası basıncı karşısında bağışıklığının olmadığını da herkes bilmelidir. Kimse gücenmemelidir, Alevi hareketinin içinde on yıllardır sermaye düzeninin yürüttüğü çalışmaların ürün vermediğine, pazarlıkçı bir kesimin oluşmadığına inanılmamalıdır.

Altıncısı, bu oluşumlar Alevi hareketinin iç sınıfsal ayrışmalarına da denk düşmektedir ve söz konusu dinamiğin sınıflar üstü ve dinsel bir niteliğe hapsedilmesinin de imkansız olduğunu göstermektedir.

Yedincisi, 2008 Ankara ve 2009 İstanbul mitingleri ile AKP'nin yenik Alevi açılımından sonra Alevi ilericiliğini AKP açısından zararsız ve sol görünümlü bir eksene sabitlemek için bir takım adayların kendilerini göstermemesi de mümkün değildir. Zaten bu yönde bazı girişimlerin işbaşında olduğu bilinmektedir.

Şimdi büyük bir toplumsal dinamiğin ehlileştirilmesi için bir yandan AKP'nin sermayeye dayanan pazarlık eli uzanacak, diğer yandan emekçi/sol ağırlığı pazarlığa dahil etmek için organizasyonlar hızlanacak. Oysa dibi kara tencerelerin topluca devrilebilmeleri için Alevi dinamiği bir ışık yakmış bulunuyor. Sol bu ışıkla ilişkisini yeniden tanımlamak ve derinleştirmek durumundadır.

ÖNCEKİ YAZILARI

Yönetememek ve hazırlanmak 02/10/2019 Çarşamba
Bulunduğumuz yol 25/09/2019 Çarşamba
Hatırlamak ve örgütlenmek 18/09/2019 Çarşamba
Unutulma hakkı 11/09/2019 Çarşamba
Suriye’de işin özeti 04/09/2019 Çarşamba
Hangi siyaset, nasıl siyaset? 28/08/2019 Çarşamba
Bayram değil seyran değil 21/08/2019 Çarşamba
Güvenli bölge, bataklık bölge 14/08/2019 Çarşamba
Bizim Cüneyt 07/08/2019 Çarşamba
Organize suç olarak ırkçılık 31/07/2019 Çarşamba