Şu gericilik dedikleri

17/12/2014 Çarşamba
Şu gericilik dedikleri

Solda bizim neredeyse kendimizi bildiğimizden beri uğraştığımız şu gericilik başlığı önemini iyiden iyiye arttırdı. Solda uğraşmak derken, sol içi, manasız, pratik karşılığı olmayan didişmelerden söz etmiyorum. Marksist, devrimci bir yaklaşım kaçınılmaz olarak önce sol kabul edilen fikirler dünyasına, fiziki alana, kurumlara, topluluklara, çevrelere etkide bulunmalıdır. Bu kuşağı atlayıp kitlelere veya ülke siyasetine ulaşamazsınız... Yani verimli ve gerekli bir tartışmadan söz ediyorum.

Çok önceleri memlekette milli burjuvazi arayan çoktu. Bula bula karşı-devrimciliğin yedek lastiğini buluyorlardı! Erbakan'ın Milli Selamet Partisi milli burjuvazinin mi temsilcisiydi? Peki ya CHP? Küçük burjuvazinin ilerici kanadı olabilir miydi? Ama onlar MSP'den daha zengindi...

Bu sıkıcı tartışmadan 12 Eylül'le kurtulmak hoş olmadı. Üstelik yeni gündem daha iç açıcı da değildi. Gericilikten sivil toplum türetmeye kalkanlar doldu sahaya. Sadece Birikimciler de sanmayın. Sivil toplumun gelişmesi gereğini kabul edenler, Türk-İslam sentezinin darbe sonrası resmi ideoloji kürsüsüne yerleşmesini görmezden gelmeye hazırdı. Tarikatlar doğu veya Türk tipi STK olamaz mıydı?

Solun bazı liderleri türbanla demokrasi mücadelesi veren öğrencileri ziyaret edecek, o liderlerle taban tabana zıt birtakım ünlü devrimci müzik grupları aynı mazlumlara konser vereceklerdi!

Diğer taraftan, zaten aslolan emek-sermaye çelişkisiydi ve gerisi suni gündemdi... İşçi sınıfının sağcısı solcusu olmadığı gibi, gericisi ilericisi de olmazdı. Bütün bu şeriatçılık-laiklik kavgaları emekçilerin birliğini bozmak içindi.

Aslına bakarsanız kemalist diktatörlüğün çektirdikleri arasında solcular, islamcılar ve Kürtler vardı...

Bu saçmalıkların nasıl teori niyetine formüle edildiğini kurcalayıp kendimi ve sizi helak etmek istemiyorum. Türkiye solunun özeleştiri zannedilen tövbekarlık eğilimine geçit verilmemelidir. Türkiye'de belirli bir solculuk vardır veya solculuk boş kağıta yazılamaz. Sol dendiğinde toplumun ortalamasının gözünün önüne gelen fotoğraf bir objektif gerçeklik oluşturmaktadır çoktandır. Aynı başlık altında sıralanan değerler oraya kazara doluşmadılar. Birileri uydurmadı. Mücadelelerin ürünü olarak nesnellik kazandılar.

Nasıl mı? Sağın emek düşmanlığının bu kadar belirgin olduğu bir toprakta solla emek arasındaki bağ eğilip bükülemez. Kapitalizmin hemen yolun başında sömürgeleşmeye dönüştüğü, Kurtuluş Savaşı görmüş bir ülkede sol yurtseverdir; solcuya emperyalizm övgüsü yaptırtamazsınız. “Her şeyi devletten beklemeyin” lafının ahlaksız bir demagoji olduğu, piyasa yağmacılığını örtmeye yaradığı ve sağa ait olduğu bellidir. Sol kamucudur tabii ki. Bu kadar gaddar bir düzende sol özgürlükçüdür. Bizde eşitlikçi/komünal geleneklerin, toplumsal kültüre damga vuracak kadar güçlü ve yaygın olduklarını iddia edemeyiz. Ama ne önemi var; yukarıdaki her şey sol tarafından eşitlikçi bir bağlamda bir araya getirilir, getirilmiştir... Uzatmayayım; ilericilik-gericilik ikilemi yukarıdakiler kadar hakiki ve tarihseldir. Sol ilericidir. Sol dinci gericiliğin karşısında laikliktir. Bunu reddetmeye kalkan bizle değil, başkalarıyla hesaplaşacak: Mustafa Suphi'den Aziz Nesin'e, Nâzım'dan Harun Karadeniz'e... Solun laikliğine reddiye soldan istifa dilekçesidir.

Laiklikse sadece Türkiye Cumhuriyeti'nin formellikleri değil ki. Bizim ülkemiz sanatı, edebiyatı, yaşam biçimi, gelenekleriyle halkçı bir laikliği hep barındırdı. Bu birikim 2013'de Haziran Direnişinde yeni bir zemine sıçramıştır. Milyonlarca insanın harekete geçmesindeki en yaygın ortak güdü, tartışmasız, dinci gericiliğin tasallutunu reddetmeleriydi. O kadar ki, ulusal bayrak bile, bu baskın güdü sayesinde milliyetçiliğin göstergesi olmaktan çıkmış, halkçı bir aydınlanmanın işareti haline gelmiştir.

Zaten biraz da bu nedenle AKP'nin meydan okuması bu başlığa odaklanmadı mı? İlle de ilerici direnci kıracaklar. Buna yeminliler. Bu nedenle dinselleşme sadece dinselleşme değil, aynı zamanda bölgede savaşın motivasyonu, işsizliğe mazeret, gence geleceksizlik, emekçiye yoksulluk, kadın cinayeti...

Kendimizi bildik bileli uğraştığımız gericilik başlığı solda bir ideolojik tartışma olarak görülemez. Egemen güçler cepheyi buradan açtılar. Bizim cephemiz de buraya odaklanacak. Başka bir seçenek yok. 

ÖNCEKİ YAZILARI

Kriz ile anlamak 20/11/2019 Çarşamba
Geri dönüş mü? 13/11/2019 Çarşamba
Bir koridor hikayesi 06/11/2019 Çarşamba
Hutbe istemez 30/10/2019 Çarşamba
Saatin alarmı 23/10/2019 Çarşamba
Suriye notları 16/10/2019 Çarşamba
Yönetememek ve hazırlanmak 02/10/2019 Çarşamba
Bulunduğumuz yol 25/09/2019 Çarşamba
Hatırlamak ve örgütlenmek 18/09/2019 Çarşamba
Unutulma hakkı 11/09/2019 Çarşamba