Aydemir Güler
Seçim tartışmaları
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 01:11 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 01:11
Diyorlar ki, seçimde ya biri ya diğeri kazanacak. O halde AKP’nin çekip gitmesini isteyenler diğer tarafa...
Sonra da bunu demokrasi, özgürlük diye yutturacaklarını sanıyorlar. O bir yana, “seçimde ikisinden biri kazanacak” cümlesi bir tez değil! Bu bir saptama. Herkes biliyor, çoğunlukla ikisinden birinin kazanacağını. Eee... Hal böyle diye kitleyi kurt işaretiyle selamlayanlara oy verilmesi mi gerekir?
CHP geleneği Fransız kültüründen ne kadar etkilenmiş, bilmem. Fransa’da da Chirac ile Le Pen ikinci tura kaldıklarında solumtıraklar “ırkçıya değil hırsıza oy” demişlerdi.
Siyaset çare üretmektir derler. Sol siyaset halka çare üretir.
Memlekette on milyonlarca insan ayağa kalkacak. Sol siyaset adına katil ve hırsız olanlara değil, sadece hırsız olanlara destek olacağız, öyle mi!
Kusura bakmasın kimse.
* * *
Cemaatin yeni partileri CHP ve MHP, AKP’den hesap soramazlar. Çünkü, kendilerinin suça ne kadar iştirak ettikleri bir yana, Cemaatin suç ortağı olduğu kesin.
En dramatik ortak suç, Ergenekon etiketi altında Cumhuriyetin tasfiyesinin önünü açmak üzere oldukları günlerde, Fethullahçı kontrgerillanın Hrant Dink’i katletmesidir. Bu, başta Merdan Yanardağ, araştırmacıların bütün açıklığıyla ortaya koydukları bir durum.
Hrant, Haziran çocukları, kör edilen insanlarımız, İstanbul’u havasız ve susuz bırakacak olan 3. havalimanı ve köprü projesi, Atatürk Orman Çiftliği’ndeki gasp, asrın soygunları, kentsel dönüşüm diye yerinden edilen on binler, polis garnizonu yapılan ve bakımsızlıktan çökmeye yatırılan AKM, otomotiv ve finans tekelleri için süregiden trafik katliamı, bütün sermaye düzeninin maliyetlerini düşük tutmaya yarayan iş cinayetleri, kadınları gözden ırak tutmanın en sağlam yolu olarak kadın cinayetleri...
Bunların hesabını Cemaatin yeni partileri nasıl sorsun?
O zaman iş şuna dönüyor: AKP düştükten sonra, katiller aramızda dolaşacak ve yeni yöneticiler bize “ya olan oldu artık, ölen geri gelmez ki, düşmanlık yapmayın” diyecekler.
Yanıtımız, kusura bakmayın olur.
Ama Türkiye bu noktadan sonra hesap sormadan temizlenemez, bir adım bile atamaz. AKP’den hesap sormayan bir Türkiye asla varlığını sürdüremez.
* * *
30 Mart için “AKP diktatörlüğü yıkılacak, sol seçenek yükselecek” dedik.
Birinin maliyeti solun önünün kesilmesi olmamalıdır. Halk ne Kemal beyin kurt işaretini, ne hâlâ Meclis’te yedikleri kazığa doymayanları hak ediyor.
Bugün Meclis muhalefeti “kontrollü geçiş” yanlısıdır.
Türkiye yerle bir olmuş, ne kontrolünden bahsediyorsunuz!
CHP ve MHP kendini devlet zannediyor ve zeval gelmesin diyor. BDP/HDP ise sürece zeval gelmesinci!
Haziran’dan bu yana Erdoğan çok başarılı bir direnç göstermiş de, ayakta kalmayı başarmış değildir. Düzen içi muhalefet AKP’nin gitmesini tehlikeli bulmuş ve katili ayakta tutmuştur!
* * *
Hırsıza, katile son ana kadar ve bile bile “sayın” diyebilmek nasıl bir yetenektir? Sorsanız “siyaset yapıyoruz” derler!
Her seçime milyonlar olup katılan gençler, bu çirkin siyaseti reddetmelidir. Genç dediğin gönlünden, aklından hangi aday geçiyorsa ona oy vermelidir.
Her gün diktatöre karşı yeni cesaret örnekleri yaratan kadınlar, hesapçılığı reddetmelidir. Üç kağıda ortak olmaya çağrılan kadınlar, İzmir’deki işareti tekrarlamalıdırlar...
* * *
AKP’yi götürmek ise artık bu seçimlerin temel meselesi olmaktan çıktı. İzmir, Çanakkale, Edirne... Tayyip bir çete reisidir ve kaçamazsa hapse gireceği kesindir.
O yobaz, cahil, hırsız, lümpen kitle Türkiye’nin cüzüdür, kiridir. Erdoğan yönetme ehliyetini seçim yapılmadan kaybetti.
Her partinin alacağı oya “meşruiyet” yükleyen bir çarpan vardır. Seçimde milyonlarca oy alan bir parti dağılıp çöker onun onda birini yakalayamayan bir başkası zaferini kutlar.
AKP için “meşruiyet çarpanı” sıfırdır. Ne alsa yıkılacak...
Artık 30 Mart’ta sol seçeneğe verilen oydur önemli olan.