Ölenin ardından; ama çok sonra

06/11/2018 Salı
Ölenin ardından; ama çok sonra

Ölenin ardından konuşulmaz der halkımız. Yerindedir. Dünyanın en kötü insanının bile, hasbelkader seveni olabilir; ve o sevenler onun kadar da kötü olmak zorunda değiller. En azından bilemeyiz; ve ölünün değilse bile acının önünde saygılı olmak erdemli davranıştır. 

Ne var ki Bülent Ecevit öleli çok oldu ve iş “kör ölür badem gözlü” deyimini de aştı. Bunca yıl sonra artık acılı kimse kalmamıştır, umarım. 

Ölüm yıldönümü vesilesiyle eski sosyal demokratı yeni İslamcı faşistlerin alternatifi olarak hatırlamak isteyenlere, sosyal demokrasinin faşizmin ebesi olduğunu söylemek durumundayız. Dahası var; bizim sosyal demokratlarımız faşistlerle yarışa sokulduğunda faşistler zayıf düşmüyor, tersine güçleniyor.

Geçtiğimiz aylarda ABD ile ipler gerilince “resmi muhalefet” Ecevit videoları saldı ortaya. 1974 sonrası bir İngilizce söyleşide Bülent Bey, işleri bozan tarafın başta ABD olduğunu söylüyor, sosyalist ülkelerle dostluktan dem vuruyor, üslerin “askıda duramayacağını” dile getirerek hafiften “el koyma” imasında bulunuyor, savunma satın alımlarının hangi ülkelerden yapılacağı konusunda hiç de NATO’cu davranmıyor, vs vs. Video demiş oluyor ki, “işte kişilikli lider.” 

Madem öyle istiyorsunuz, yarış başlasın!

Yaşamının sonuna yaklaştığında yaptığı en önemli işin komünizme karşı mücadele olduğunu söylemesi kişilikliliğe gölge düşürmez Ecevit’in. Tersine, böyle olunca sosyal demokrat, İslamcı faşistle yarış pistine daha güvenle çıkartılıyor.

Ecevit’in bir de anlamadığı şeyler listesi vardır. Zamanında kontrgerillayı anlamamıştı, çok sonraları Amerikalıların Apo’yu ne diye verdiğini de anlamadığını itiraf etti. Erdoğan’ın kandırıldım’ından daha hafif değildir… Yarışın bu etabını kim önde geçer, bilmem…

Bülent Bey Türkiye’yi Kıbrıs’a soktu. Erdoğan da Suriye’ye. (Pat durumu mu?)

1974’ün meyvesi kimsenin resmen tanımadığı, memur maaşları Ankara’dan ödenen bir devlet, uzun süre kara para aklama, kumar gibi etkinliklere uygun mekân, şovenizm pınarlarının kaynağı bir coğrafya... Kırk küsur yılda bütün dünya değişti, bir Kıbrıs değişemedi! Dünya sistemine pek güzel uydu, ortasından duvar geçen bölünmüş Kıbrıs. Ortadan hat çektiler; emekçileri ana dillerine böldüler. Hattı Britanya üslerinin etrafından dolandırdılar. Hattın iki tarafını da nefretle doldurup emperyalizme teslim ettiler.

Şimdi Suriye’nin kuzeyinde bir bölge var. İşgalci denecek, tanınmayacak, terörün besi alanı olarak görülecek. Ama dokunulmayacak. Bir hat çekiyorlar Suriye’nin yukarılarından, çevresine Amerikan ve Rus askerleri serpiliyor. Etrafına Türk-Kürt, Kürt-Arap, Arap-Türk nefreti ekildi çoktan. Emperyalizmin hasadına hazır. Ecevit’in Kıbrıs fatihliği, Erdoğan’ın Suriye fatihliğinin yanında tali kalır bence.

Sonra Bülent Bey Öcalan’ı teslim almıştı. 90’ların sonunda toprak işleyenin sloganı para etmiyor, halkçılık oy getirmiyordu. Ama neoliberalizm çağında şovenizme ekmek kadar su kadar ihtiyaç vardı. Öcalan hapisteydi ya, helal olsundu kamu işletmeleri! Erdoğan Ecevit’i İslamcılıkla tamamladı ve aştı. Şimdi ara sıra idam ipi sallıyorlar siyaset alanına. Şovenizmle sulanınca düzenin çarkları daha iyi dönüyor.

Ecevit Gülen’e saygıda kusur etmiyordu. Erdoğan Gülen’le koalisyon kurdu. Ecevit Vahdettin’in itibarının iadesinden yanaydı. Erdoğan Osmanlı ailesinin en işbirlikçi, en despot üyelerini sahiplendi. 

Sosyal demokrasi faşizmin ebesidir ve bizde sosyal demokratlarla faşistler aynı pistte yarışır. 

ABD’ye kafa tutmaksa, alın işte, Türkiye İran yaptırımlarından muafiyet elde ediyor… Ecevit’in haşhaş mücadelesi vardı. Türkiye haşhaş üretiminde başı çekmeyi sürdürüyor. Öte yandan Erdoğan’la birlikte kafayı bulmak için afyona gerek bırakmayan bir meczup dinciliğin merkeziyiz artık.

Yarışı kim kazandı? 

İsimler önemli değil. Kapitalizmin kazandığı sabit!

Sonuç şudur: Bugün AKP’ye karşı en geniş kesimleri ikna etmek için AKP ile yarışmak bir muhalefet tarzı olmuştur. Bu beyhude iştir. 

Asıl olan masayı devirmek. Masanın bir ayağını da bu muhalefet oluşturuyor. Hani demokrasi iktidar ve muhalefetin birbirini tamamladığı bir oyun olarak tasvir edilir ya… AKP o oyunu çoktan iptal etmiş olsa bile, resmi muhalefet masanın ayağı olmaya çalışıp duruyor. 

Bizi de ölenin ardından konuşturuyorlar!

ÖNCEKİ YAZILARI

Suriye notları 16/10/2019 Çarşamba
Yönetememek ve hazırlanmak 02/10/2019 Çarşamba
Bulunduğumuz yol 25/09/2019 Çarşamba
Hatırlamak ve örgütlenmek 18/09/2019 Çarşamba
Unutulma hakkı 11/09/2019 Çarşamba
Suriye’de işin özeti 04/09/2019 Çarşamba
Hangi siyaset, nasıl siyaset? 28/08/2019 Çarşamba
Bayram değil seyran değil 21/08/2019 Çarşamba
Güvenli bölge, bataklık bölge 14/08/2019 Çarşamba
Bizim Cüneyt 07/08/2019 Çarşamba