Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...
Aydemir Güler

Aydemir Güler

Kıllaşma

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 01:09 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 01:09

Memleketi nasıl bir seçim atmosferi içine düşürmek istedikleri anlaşıldı.

Hologram bir yüceltme ve korkutma efektiydi. Erdoğan, insan içinde yeri olmadığı, dört yanı kıl ormanına dönüştüğü için ecinnilere karışmaya karar vermiş. En doğrusu...

Ben dahil çok kişi başbakanın kişi merkezli tarzına ilişkin yazdık. Baksanız, bayağı bir literatür oluştu. Hologram, geçenlerde bir AKP’linin reisini tanrıyla özdeşleştirmesinin de rastlantı olmadığını gösterdi.

Arık deli saçmasına dönen bu kişi putlaştırmanın sayısız boyutu içinde, siyasi nedeni şudur: AKP o kadar derin bir dönüşümü gerçekleştirmeye memur edilmişti ki, mutlak bir odaklanma, birlik, bütünlük, tek ses olmak gerekiyordu. Siyasette odaklanma hep gerekir, ama AKP özelinde iş zorunlu olarak “tek kişi”ye vardı. Tek kişi yönetimi de değil. “Tek kişi varlığı.”

Hal böyle olunca AKP’nin belediye başkan adayı yoktur. Hepsi adına Tayyip konuşacak. Sabah akşam, gündüz gece konuşacak! Sonuç: kılların iyiden iyiye kıllaşması, “insan”ın bu rezaletle büsbütün köprüleri atması. Önümüzdeki iki ayın böyle yaşanması kaçınılmazdır.

AKP’nin aynı sistemin içinden etkili ve bütünlüklü bir biçimde eleştirilmesi ise imkansız. Resmi muhalefet kıllaşmayı durduramaz. Ne kast ediyorum?

Bir: Yüceltme, korkutma ve Allahlaşma karşısında Fethullah da aynı yolda gidiyor. Hani bunlar okumuş çocuklardı? Hani İslam aydınlarıydı! Adamın yağdırdığı lanet ve şimşekler kadroları korumaya yetmeyince, müritlerin rüyasına Hazreti Muhammed girmeye başlamış! Gülen son konuşmalarından birinde “arkadaşlarımızın rüyasına giren peygamber efendimiz twit sayısını iki katına çıkartmanızı buyurdu” diyormuş. Ben de yuh diyorum.

İki: Kılıçdaroğlu’nun konuşmalarına dikkat edin. “Kul hakkı” bir halk deyişi değil artık CHP liderinin dilinde. Bu bir boyun eğme, dinselleşme çağrısıdır. İnsanlara sabah akşam “kul hakkına” sahip olduklarını hatırlatırsa, başka ne anlarım bundan?

Halk dilinde iman sözcüğü, vicdan ile eşanlamlı olarak kullanılabilir. Ama her cümleye imanı sokan bir siyasetçi, halka değil dinselleşmeye çağrı yapıyordur. Kılıçdaroğlu ve arkadaşları, Türkiye’de ne olup ne bittiğinin farkında değiller. Belli ki Erdoğan’ın cin-peri operasyonunun tuttuğunu düşünüyorlar ve kendilerini bu durumun sol muhalefeti olarak konumlandırıyorlar. Yahu bunun solu mu olur!

Olmaz. Tek tanrı-tek peygamber-tek lider sistemi “Tayyipgil”dir. Tapusu var. Kılıçdaroğlu bununla yarışamaz. Dersimli Alevi’nin bu kadar yobaz olabileceğine kim inanır! Olan Kemal beyin bunca yıllık namuslu bürokrat imajına olur.

Üç: Mansur Yavaş denen faşistin yobazlığına inanmamak için ise herhangi bir neden bulunmuyor. Hatay’daki Lütfü Savaş gibi. Bunlar Tayyip’cilerden daha geniş ufuklu. Bunlar Tayyip’in değil İkinci Cumhuriyet’in kılları.

Dört: Sarıgül, iman göndermesiyle “para” ögesini, hem kariyerinde hem söyleminde Kılıçdaroğlu’dan çok daha önce birleştirdi. Sarıgül’e göre gücün kaynağı paradır. O günde iki takım elbise değiştiren, kostümleri için ayrı daire tutan, zenginlikle övünen tipik ve edepsiz bir sermaye sahibidir. Ve zaten peygamber efendimiz de “ticaret yapınız” buyurmuştur. Tüccar başkanın dosyası bol olur!

Beşinciyi de söyleyeceğim. İstanbul’da Sırrı Süreyya Önder, yukardaki resmin parçası olmak istemiyorsa her hafta bir ayet okumaktan vazgeçmeli. Siyasette ve İstanbul’da okunan herbir ayet bir Kürt kadınının daha töre niyetine infazı demektir.

Düzen siyasetine göre İstanbul’un ve Türkiye’nin durumu budur.

Ve durum bu değildir. İnsan ve halk bu kepazeliğe boyun eğer mi!

Aydemir Güler 'ın Son Yazıları