İşçinin gözünden bakmak

27/11/2019 Çarşamba
İşçinin gözünden bakmak

Ne demektir bu? Türkiye’de “işçinin gözünden bakmak” denince, sıklıkla buruk bir tat kalabiliyor. Çünkü olmadık anlamlar bindirildi bu söze. Bu olmadık anlamlar solun ayaklarını da aklını da emek dünyasına yerleştirmesini kökten değiştirmek isteyen, solu bir o yana bir bu yana çekiştiren akımlara arayıp da bulamayacakları fırsatlar hediye etmiştir. O akımları biliyoruz… 

İşçiler en yakıcı olarak “ekmek” sorununu hissederler. Kaçınılmaz, çünkü bu düzenin egemenlerinin gözü de işçinin ekmeğindedir. Neresinden küçültseler -ister çocuğunun eğitiminden, ister anasının sağlığından, ister evin iki odasından, ister kırk yılda bir yakaladığı dinlenme veya eğlenme imkanından- kârı artacaktır patronun. Baksanıza şık elbiselerin bir patronu mevcut işçilerini gençlerle değiştirme stratejisini anlatmış: Eskileri çıkartıp, tazminatlarını taksit taksit ödeyecekmiş! 

İşçinin en yakıcı hissettiği sorunun ekmeğiyle ilgili olması kaçınılmaz. Ama bu, işçilerin ekonomik haklarından başkasına akıl erdiremeyeceği anlamına mı gelir? İşçinin gözünden bakmayı ekmek kavgasına indirgeyen sol, “dünya değişti oğlum, senin işçiler internette dolanıyor” diyen liberallerin ekmeğine yağ sürmüştür.

İşçilerin ortak siyasal çıkarları olduğunun altını çizen solcular da doğruda duramamışlardır çoğu zaman. İşçi sınıfının tüm toplumun geleceğini temsil ettiği doğrudur. Çünkü sermayesiz emek var olmaya devam eder, ama emeksiz sermaye çöptür. Ancak bu durum işçi sınıfının çıkarının ulusun çıkarıyla özdeş ilan edilmesi anlamına mı gelir? Sol adına bu da yapılmış ve işçiler ulusçu demagojiye kurban edilmişlerdir. Böyle bir sapmanın yaygınlaşması da kolaydır. Çünkü düzen zaten sömürüyü vatanla, milletle örtmeyi gayet iyi bilir. Bu arada birileri sol adına işçi sınıfını ulusun içinde eritip, şu veya bu düzen partisinin, kurumunun peşine taktıkça, ve bunlar da emekçileri tapulu arazileri ilan ettikçe, “demedik mi biz size, işçi sınıfından sola fayda yok” fısıltısı ruhları ve beyinleri kuşatır.

***

Hepsi bir yana, sol dünyaya işçilerin gözünden bakmaktır! 

Bu bakış açısından uzaklaşan, solu tanımlayan bir dizi ilkesel pozisyona da yabancılaşacaktır. Bugün Türkiye’de işçi sınıfı solun bir dizi kesimi için toplumsal kesimlerden, dinamiklerden “bir tanesidir”, o kadar. Daha sınırlı bir kesim ise işçinin alanını ve gündemini ekmek kavgasıyla sınırlayarak ve solculuğu bu alana gömerek, aslında aynı varsayımı teyit etmekten başka bir şey yapmamaktadır.

Komünizm işçi sınıfının gözünden dünyaya bakar. Komünizm dünyanın ancak işçi sınıfının gözünden bakılarak anlaşılabileceği ve değiştirilebileceği iddiasıdır. 

Komünizm bu denkliği her somut örnekte kanıtlarıyla yeniden gösterir ve buna uygun sınıf siyaseti geliştirir. Komünizmin siyaseti başkasına benzemez. Hele yukarıda hatırlattığım çekiştirmelerle kadük olmuş diğer solla benzerlik noktalarımız bugün iyiden iyiye azalmaktadır.

***

Savaş mı çıktı? Savaşın ekonomi politiği iktidardaki patronların kârlarını arttırma çabasıdır. Savaş rekabet eden patronların aracı olduğu için, karşı cephelerdeki emekçilerin çıkarları ortaktır. Barış kendinde güzeldir güzel olmasına, ama asıl, işçilerin sınıf çıkarı savaşla çelişiktir.

Kadına şiddetin arkasında emekçilerin -ilk bakışta- yarısının sindirilmesi vardır. Diğer yarı ise düzene esir edilmek doğrultusunda, aynı şiddet sayesinde kuşatma altına alınmıştır bile. Cinsiyetleri ayrı emekçilerin tamamının çıkarı kadına yönelik şiddetin karşısındadır bu nedenle.

Ülkemiz göçmenle mi dolu? İşsiz dediğin “yedek” işçidir ve varlığı, patronların çalışanların üstünde baskı kurmasına yarar. Patronların baskısına yönelebilecek tepki türlü çeşit madrabazlıkla saptırılıp “yabancı”nın üstüne salınmaktadır. Bu nedenle ana dili farklı olan ama emeğinden başka geçim aracı olmayanların çıkarları ortaktır.

Her konuda dine göre karar verilen bir toplumda ilk gümbürtüye giden düzenin değişme seçeneği olur. Kaderiniz buymuş ve Tanrı sizi sınamaktadır! Bu nedenle inançları ne olursa olsun, emekçilerin çıkarı toplumsal yaşamın dinselleştirilmesiyle çatışır. 

İşçinin doğal olarak en yakıcı biçimde hissettiği ekmek derdi, siyasetin hemen her alanıyla bağlantılıdır ve bu nedenle dünyayı anlamak ve değiştirmek için işçilerin gözünden bakmak gerekir. Tek tek işçilerin kendilerine yaraşır bakış açılarının ayırdına varmalarını sağlamak da, solun mücadelesinin tam merkezine çakılmak durumundadır.

İşçi sınıfı, emekçiler, toplumsal faktörler arasından bir tanesi değil. Biz de herhangi bir siyasal akım, herhangi bir dünya görüşü, bin bir doktrinden biri değiliz; insanın engin hülya gücünden türemiş ütopyalardan biri değiliz. Komünizm ve komünist parti, işçilerin gözüdür, aklıdır, silahıdır.

ÖNCEKİ YAZILARI

Yüzüncü yıla kutlama 01/01/2020 Çarşamba
Paralı eğitim çökerken 18/12/2019 Çarşamba
İşçinin gözünden bakmak 27/11/2019 Çarşamba
Kriz ile anlamak 20/11/2019 Çarşamba
Geri dönüş mü? 13/11/2019 Çarşamba
Bir koridor hikayesi 06/11/2019 Çarşamba
Hutbe istemez 30/10/2019 Çarşamba
Saatin alarmı 23/10/2019 Çarşamba