Emperyal körlük mü?

17/09/2012 Pazartesi
Emperyal körlük mü?

Suriye'de olayların nasıl gelişeceğini zannediyorlardı, dersiniz? Erdoğan, Davutoğlu ve arkadaşlarından söz ediyorum...

Sorunun yanıtı açık: Suriye'ye dönük uçak tacizleriyle, diplomatik gerginlikle, olmadı uluslararası bir çapulcu sürüsünü sınırdan salıp, Avrupa başkentlerini mekan tutmuş muhterem muhaliflerden devrimci imal ederek Şam'ı sarsacaklarına inanıyorlardı.

Hoş, aralarından bir ikisinin çıkıp “yahu arkadaşlar, Bu Suriye o kadar ucuz bir ülke değildir” falan diye uyarmış olmasının da herhangi bir karşılığı olamazdı. AKP, Türkiye'nin emperyalizm açısından vazgeçilmez bir enstrüman olduğunu Suriye'de kanıtlayamazsa önce Yeni-Osmanlıcılığın, sonra kendi iktidar yapısının, hatta giderek İkinci Cumhuriyetin duvara toslayacağını adı gibi biliyordu. Kendi gelecek korkusunun yanında Suriye'yi okuyamamış olmanın lafı mı olur! Nasılsa Suriye'yi yanlış okuduklarında kaybedecek başka bir şeyleri olmayacaktı...

Bu durum emperyal körlüğü çağrıştırmaktadır. Bir asır arayla Napolyon'un ve Hitler'in, sırasıyla Rusya ve Sovyetler'in bir tarafından girip öte tarafından çıkma fantezilerinde görüldüğü gibi, bu öyle bir körlük türü ki, ilk dönemecinin çuvallaması bile öğretici olmuyor, hatta tersine daha da kışkırtıyor!

Britanya'nın 1915'te Çanakkale'yi güle oynaya geçip İstanbul'u düşüreceğini zannetmesi aynı kategoridendir.

ABD'nin Vietnam macerası da öyle. Daha yakın zamanlarda yine ABD'nin Ortadoğu'da bir türlü “işi bitirememesi”ni tamamen körlüğe bağlayamayız belki. Bölgenin ilk aşamada şöyle iyice bir altüst edilmesiydi zaten amaçladıkları diyebiliriz. Ama işgalcinin verdiği kayıpların boyutu olağan bir maliyetin ötesine çoktan geçtiği için burada da aynı unsurun izlerini hissedebiliriz.

AKP Suriye'ye bakınca bu tanıdık duyguların esiri olmuştur. Ancak yukarıda geçen örneklerin her biri, kendince dünyanın önde gelen sömürgeci, emperyalist lideri konumundaydı. Emperyal körlük bir sarhoşluk türüyse, sarhoş edecek içkilerin içinde yüzüyorlardı. Ekonomileriyle, organizasyonlarıyla, silah güçleriyle, ideolojileriyle...

Peki İkinci Cumhuriyet Türkiye'si öyle midir?

Birinci sınıf bir emperyalist ülke resmen “haydut” kategorisine ancak mazlumların gözünde ve yenildikten sonra sokulabilir. Türkiye ise Suriye'de o kadar aleni hukuksuzluklar yapmıştır ki, kaderini herhangi bir büyük gücün iki dudağının arasına teslim etmiştir. Yarın öbür gün herhangi biri Türkiye'yi Suriye performansı üzerinden uluslararası diplomasi ve hukuk zemininde perişan (yani terbiye) edebilir.

Türkiye gerici çetelere gebe kalmıştır. Oysa bu akım emperyalizmin ta kendisi değil, basit bir enstrümanıdır. İslamcılığın bir haftadır süregiden yeni eğilimi, ister provokasyon ister başka şey olsun, konjonktürün değişebileceğini gösteriyor. AKP'nin buna bile bir hazırlığı yoktur.

Sarhoş da olsa emperyalistler, sınır bölgelerini saldırganlığın, militarizmin, milliyetçiliğin ileri karakolu haline getirmeyi becerirler. Bizim Hatay'da bu yapılamamıştır veya AKP Şam'a bakarken Antakya'yı kaybetmiştir.

Israrla sınır ihlalinde bulunacaksanız, uçaklarınızın düşürülme olasılığı artacaktır. AKP bunu bile hesaplayamamaktadır. Üstünden o kadar edebiyat paralanan uçaklara ne olduğunu bilmiyoruz.

Savaştan söz ediyoruz... Türk Silahlı Kuvvetleri'nin savaşacak hali olmadığını söylemek için sadece bakmak yetmez mi? AKP komuta yapısını değiştirmek için kalkıştığı operasyonu, artık direnç falan kalmamasına karşın bir türlü tamamlayamıyor. Belki de darbe tehdidinin ortadan kalkması halinde ne yapacaklarını bilmiyorlardır!

Konunun Kürt boyutu da AKP'nin elinde patlamış bulunuyor. Eğer iktidar partisinin, tam da, Türkiye'nin kabak gibi bölünmesini tasarladığı yolunda bir komplo teorisine inanmayacaksak, İkinci Cumhuriyetin Kürt sorununun üstüne benzin dökmek anlamına geldiğinden başka bir ara sonuç yoktur elde.

Bir diğer komplo teorisi AKP'nin, Yavuz Sultan benzeri bir operasyonla içerde Alevileri süpürmeye karar verdiği olabilir. Bu çerçevede Suriye sınırındaki kızışma duvara toslamak anlamına gelmeyecek, “büyük” operasyonun içine yerleşecektir. Ama AKP basbayağı Alevi düşmanı olsa da bu şekilde iktidar olunamayacağını biliyoruz.

İsterseniz ekonomik boyuta hiç girmeyelim...

Bu kadarı da “emperyal körlük” olamaz. AKP bir densizlik resmi çizmektedir. Bu gidişle İkinci Cumhuriyet, cin olmadan çarpmaya kalkanların trajikomik tarihi olarak yazılacak.

ÖNCEKİ YAZILARI

En büyük distopya 28/03/2020 Cumartesi
Virüs de sınıfsal 21/03/2020 Cumartesi
Yönetilemeyen ülke 14/03/2020 Cumartesi
Ateşkese evet, ama yetmez 07/03/2020 Cumartesi
AKP savaşta 29/02/2020 Cumartesi
Gezi gerçekten de yargılanamadı 22/02/2020 Cumartesi
TİP, tarih, bugün 15/02/2020 Cumartesi
Afet yaratmak 08/02/2020 Cumartesi
Devrim güncellemesi 01/02/2020 Cumartesi
'Fakat 28 Kanunisaniyi Unutma!' 25/01/2020 Cumartesi