Cihat tasarımı

15/09/2014 Pazartesi
Cihat tasarımı

Almanya'da eski ama bilinen adıyla IŞİD destekçilerine bir dizi soruşturma açılmış. Frankenştayn'ın canavarı ilan edilen acımasız katliam şebekesine katılanlar ve destek verilenler suç işliyorlarmış... Suç örgütünün sembolleri, bayrağı da suç unsuru tabii. Almanya'da oluşan, oluşturulan yargı bu.

Ne var ki, geçtiğimiz Haziran ayında popüler ve fazla yazıp konuştuğu için bazen inandırıcılık sorunları yaşayan magazin tarihçisi Murat Bardakçı'nın yazdığına göre adı geçen örgütün bayrağının bir anlamda dokunulmazlığı var. Bayrak peygamber Hazreti Muhammed'in mühründen türetilmiş ve üstünde İslam inancı açısından öyle kolay kolay yasaklanamayacak bir ifade yazıyor: La ilahe illallah, Muhammeden resulullah!

Demek ki yasakçılık o kadar kolay değilmiş ve yasak denen şey sembollere falan uzandığında inançlara saygı duvarına takılacakmış...

Benim de daha yeni, bir arkadaşımın uyarısıyla aydığım bu durumu, yani örgütün kendisini peygamberin mührüyle özdeşleştirmesini, tarihçi bir başarı olarak yorumlamış. IŞİD başarılı, çünkü dışındakileri bir açmaza almış. Katillere dokunacaksan sembollerini nasıl bırakasın! Sembolleri ellesen katillerin tabanını güçlendireceksin...

Ne kadar zekice!

Boş verelim.

Batı Avrupa'nın islamcı çetelere taban oluşturmakta müslüman ülkelerle yarışması gerçeğine buradan hareketle yorum getirilemez.

Cihat kavramı başka ülkelerden asker toplamayı içerir. Afganistan gericiliğin uluslararası bir ordu oluşturmasının yakın zamanlardaki başlangıç örneğini oluşturmuştu. Anti-sovyet “mücahitler”, kazandıkları zaferi komünist Necibullah ve yoldaşlarını işkence edip Kabil caddelerinde elektrik direklerine asarak kutladıklarında Batı bu eylemde barbarlık görmemişti. Özgürlüğü kutlayanlar işi biraz abartmışlardı yalnızca. Utanmasalar kültürel farklılık diyeceklerdi! Diyen, kesin olmuştur...

Daha önce Romanya'da Çavuşesku çiftini usulüne uydurmayı hiç önemsemeden idam edenler müslüman değillerdi oysa. Ama arkalarında Necibullah'ın katillerini destekleyen aynı güçler vardı.

Ne linç eylemleri yerel veya kültüreldir, ne de semboller dahil olmak üzere tasarımlar kullananların becerisini, aklını yansıtıyor.

Almanya'nın silahlı gericiliğe müdahalesinin sınırı var. Sınır Alman veya batılı kamuoyunu “evimizin içinde bile” huzur bozan katillere nerede olursa olsun müdahale edilmesine hak ve destek vermesini kapsayacaktır. Sınır Batı “uygarlığını” aklayacaktır. Sınır gericiliğin tabanını da kültürel farklar diye aklayacaktır. Ama aynı sınır yabancı düşmanlığını da aklayacaktır...

Magazin tarihçisi sembolün icadını başarı olarak yorumlamakla yetinebilir. Siyaset yorumcusu da emperyalistlerin bu tasarımına hayran olabilir. Çok amaçlı, çok yönlü bir kullanım.

O kadar ki yanı başımıza kadar geliyor. Örneğin pragmatik Kürt milliyetçiliği bu tabloda kendi utkan geleceğini görüyor. Bugün, Suriye savaşının en gürültülü günlerinde ÖSO ve türevleriyle yan yana gelişini ya yalanlayan ya da bin bir mazeretle açıklayan YPG'nin durumu farklıdır. En kötü cihatçılara karşı ehveni şer gericilerle neden ittifak yapılmasın!

Kürt milliyetçiliği sol duyuları bu kez de vahşi gericiliğe karşı yedeğine alıyor. Türkiye solunda ÖSO'nun sakalında modernite veya mazlumluk keşfetmeye dünden hazır liberallerin sayısı hiç de az değildir.

Ne yapmalı sorusuna gelince... Emperyalizm ve gericiliğin en karmaşık ve en dramatik senaryolarda bile tek bir bütün oluşturduğu, kanıtlanması güç soyut teori değildir. Almanya'daki soruşturmaların katbekat fazlasının Belçika, Fransa ve İngiltere'de açılmış olması gerekirdi. Bu ülkelerin “demokratik” nitelikleri yüzünden müslüman vatandaşlarının cihada yazılmalarını gözden kaçırdığına inanacak mıyız! Adı geçen örnekler dünyanın en muhkem devletleridir aynı zamanda. Cihatçıların hakkında onlarca ayrıntılı haber yapılmış, Gebze ve Antep'de olduğu gibi Brüksel'in ve Londra'nın hangi semtlerinde neler döndüğü yazılmış çizilmiştir. Soruşturma haberi yeni değil, ama uygar Avrupa çocuklarının izini bulmaya çalışan gözü yaşlı yoksul göçmenleri duymazdan gelmekte şu ana kadar zorlanmadı. Belçika pasaportu taşıyan bir müslüman annenin Türkiye'da indiği uçağa bindirilip geri postalanması vakalarına varana kadar...

Cihat tasarımı bir emperyalist imalattır ve bütünlüğü atlayıp sadece gericiliğe veya sadece emperyalizme karşı mücadeleden dem vurmak ya akılsızlığı yansıtacak ya da işbirlikçiliği gizleyecektir.

ÖNCEKİ YAZILARI

Sehven 04/04/2020 Cumartesi
En büyük distopya 28/03/2020 Cumartesi
Virüs de sınıfsal 21/03/2020 Cumartesi
Yönetilemeyen ülke 14/03/2020 Cumartesi
Ateşkese evet, ama yetmez 07/03/2020 Cumartesi
AKP savaşta 29/02/2020 Cumartesi
Gezi gerçekten de yargılanamadı 22/02/2020 Cumartesi
TİP, tarih, bugün 15/02/2020 Cumartesi
Afet yaratmak 08/02/2020 Cumartesi
Devrim güncellemesi 01/02/2020 Cumartesi