Aydemir Güler
Bayrak göstermek ve ötesi
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 01:40 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 04:49
Sağın sağcılık yapması normaldir de, nedense memlekette solun solculuk yapmaması istenir. “Yap tabii yine yap, ama hiç olmazsa seçimlerde yapma.”
Bu baskıyı kıran örneklerimiz var çok şükür. Ama bunların bazıları her seçimde başka şey yaptılar ve geriye bir anı bile bırakmadılar. Bir de sosyalist bağımsız aday çıkışlarımız vardır. Burası biraz çetrefilli. Çünkü parti ve süreklilik olmayınca iz bırakmak çok güçleşiyor.
Geriye 1965’ten 70’lerin sonuna kadar TİP kalıyor. TİP’in de 1965 dışında esas olarak “bayrak gösterdiğini” eklemeli, durumu abartmamalıyız. Sağcılık çağrısına karşı bir direnç geleneğinin açılışı olarak önemlidir, toplumsal karşılığı 65 dışında yoktur.
Ama hepsinin bir tutam tuzla katıldığı bu direnç çok zamandır bir gelenektir ve SİP-TKP-KP çizgisi tarafından temsil edilmektedir. Yine de, her seçim yaklaştığında “bu sefercik siz de sağcılık yapsanız” diye kapımız çalınır, kulağımıza fısıldanır… ve daha fazlası!
Gelenek oluştu dedim. Ama artık bu kadarı yetinebileceğimiz bir kazanım değildir.
Türkiye’de sola genel olarak yer bırakmama politikasının seçimlerde bir huruç harekatına dönüşmesinde yadırganacak bir şey yok. Seçim kitleler nezdinde bir meşruiyet testi sayılmaya devam ediyor. Bu sınavdan çakmamız için sadece dua etmeyecekler ve solun seçimde sağa dönüşmesi için birileri ellerinden geleni artlarına koymayacak. Normaldir.
Düzen dışı solun rüştünü ve meşruiyetini seçimde kanıtlamasını beklemekse normal değil, bir bilinç zaafıdır. Olmaz değil, olabilir; ama önce emekçi yığınlara ulaşılacak, sınıfın ve ülkenin geleceğine ilişkin temsilcilik iddiası kazanılacak ki, ondan sonrası seçimde de gelebilsin. Üstelik bu yalnızca bir olasılıktır ve birincisi olunca, seçimin böyle bir toplumsal kazanımı dosdoğru yansıtan bir ayna işlevi göreceğinin garantisi falan yoktur.
Zaten sınıf mücadelesinde tam tersine oynar egemen güçler. Yüzde on barajının tarihsel arkaplanında 1965’te yüzde 3 oyun yüzde 3 parlamenter anlamına gelmesi vardır. Barajın bunca yıldır bütün meclis partilerince fiilen onaylanmış olması da aynı kapıya çıkar.
Peki ne olacak? Toplumsal bir gerçeklik haline gelene kadar solun seçim iddiası olamayacak. “Tepki oyu”nun kayacağı son adrestir sosyalist devrim seçeneği… Ve toplumsal bir gerçeklik haline gelmeyi başardığınızda yine seçime bel bağlamayacaksınız.
Buraya kadarı doğru da, seçimde ne yapacaksınız?
Düzenin, solun geniş kesimlerinin basbayağı ikna olduğu, ikna olmakla kalmayıp militanlığını yaptığı yanıt “sağcılık yapın”dır.
Yukarıda söyledik, biz bunun karşısında bir direnç geleneğiyiz. Bu gelenek mevcutla yetindiği anda kendini imha etmiş olur. Direnç bayrak göstermekse, bayrağı gösterip saklanmakla teslim olmak arasında bir fark yoktur. Düzenin çizdiği sınırları zorlamadan devrimci siyaset üretilmiş olmaz.
Haziran 2015 bir anlamda kolaydı, sosyalist devrimciler için. Öyle bir kuşatma, öyle bir tasfiye operasyonu ki, komünistler seçime katıldıklarını ilan ettikleri an itibariyle tarihsel görevlerini tamamlamış, bayrağı göstermiş oluyorlardı. Orak çekiçin varlığının kayda girmesinden fazla bir sonuç alınamayacağını herkes biliyordu.
Şimdi ne kuşatma hafifledi, ne tasfiye operasyonundan vazgeçildi. Ve şimdi orak çekiçin kayda girmesiyle görev tamamlanmış falan olmuyor. Kimsede böyle bir his oluşmuyor… Çünkü nesnellik solu “ötesini zorlama”ya kendiliğinden davet ediyor. İsteseniz de istemeseniz de yetinmek olmuyor.
Bu denklemin tek çıkışı var. Tepki oyu nasıl normalde sosyalist devrime yönelmezse, tekellerin veya sağa giden solların medyası da ihsanda bulunmayacak. Bizim kapıyı talih kuşu değil hep alçaklıklar, afetler çalacak. Sol, AKP karşıtlığı bile değil, Tayyip reddiyesine sıkıştırılmaya çalışılacak. Bir değil iki kanaldan!
Madem öyle tek çıkış örgütlenmektir. Direnç geleneği yalnızca partiyle kurulabilirdi. Örgütlenmekse parti olmanın tanımında var. Ya da örgütlenmemek, örgütlenememek için parti olmaya gerek yok.
Demek ki kuşatmayı kırmanın tam zamanıdır. Şimdi bayrağı gösteren ellerin hızla çoğalmasının zamanıdır.