Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...
Aydemir Güler

Aydemir Güler

Aptal

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 02:32 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 05:53

AKP rejiminin bir özelliği meczupları ortalığa salmak ise, ikincisi de aptallık.

Çok zamandır Kürt illerinden gelen takımları PKK ile özdeşleştiren sloganlara alışmıştık. Bunun pek zekice bir icat olduğunu söylemeyeceğim, ama iki “düşman” arasında benzerlik kurmanın kendince bir mantığı vardı. Şimdi İzmir Marşı söyleyen Beşiktaşlılara “Kahrolsun PKK” diye yanıt vermek aptallıktır.

Ama Erdoğan ektiğini biçiyor.

Bir yere kadar, herhangi bir sömürü mekanizmasının üstünde yükselen her siyasal iktidarın hakikatle sorunu olur. Ne de olsa “işin özünü” örtmek iktidarın birincil ihtiyacı ve hedefidir. Ama bir yere kadar!

En vahşi, en gaddar yönetim bile insanlara sırım sırım sırıtarak işkence yapamaz. Yaparsa, işkence işkence olmaktan çıkacaktır. Otoriteyi tahkim etmeye yarayan bu uygulama sapıklar tarafından icra edilir doğası gereği. Ortalama insan, eğer bir kolektif cinnetin, toplu bir linç eyleminin parçası olmamışsa, kendini savunma kabiliyetinden yoksun bir başka insana fiziki acı ve zarar veremeyecek, midesi kaldırmayacaktır. Kendi türüne ağır bir şiddetle zarar vermenin bir rasyonalitesi, hafifletici gerekçesi olmalıdır. Yoksa kusarsınız. Gerekçenin çok zayıf kaldığı bir eylem için, kusmayacak, tersine keyif alacak sapıklara ihtiyaç duyulur. Ama amaç sapıklığı tatmin etmeye dönüşemez. Göstericiye gaz sıkarken aldığı zevk aptal suratına yayılan memur, otoriteyi güçlendirme işlevini yerine getiremez.

Bir gösteriyi terör falan gibi birtakım demagojiler yardımıyla “saldırılmayı hak eden” bir olay biçiminde resmetmek mümkündür. Ama devlet saldırmak “zorunda kalır.” Kamuoyunun onayı, rızası alınacaksa göstericiler devleti insanlığın sınırlarında gezinmek zorunda bıraktıkları için şiddeti “hak etmiş” olmalıdırlar. Zevk için işkence otorite tesisine yaramaz. Artık göstericilerin gördükleri davranışı hak edip etmedikleri sorusu akla hiç gelmemektedir. Çünkü memurun sapıklığı öne çıkmıştır.

Peki gösterinin parçası olarak hareketsiz duran performans sanatçısının heykel değil canlı olduğunu algılamayan polislere aptallık madalyası takılacak mıdır? İnsanları yerlerde sürükleyerek gözaltına almak bir yıldırma fiilidir ve kendince bir mantığı ve işlevi vardır. Gösterici hareketsiz durunca görülmez oluyorsa bu mantık ve işlev çöker. Geriye, görmeyen, anlamayan aptallar kalır.

Artık her yeni gün, benzeri görüntüler rejimin aptallar eliyle yürütüldüğünü sergiliyor. Bir yere kadar fazla zekâ karanlık yanlısının işine gelmez; bunu biliyoruz. Ama bu kadarının yönetme yeteneğini yok ettiği de açıklık kazanmaktadır. Yönetmek için, yönetilenlerin rızası kandırmayı, sindirmeyi, eğlemeyi, sus payı vermeyi içeren bir paket kullanılarak alınmalıdır. Düzen işte bu kadarlık zekâdan vazgeçemez. AKP’nin aptalları paketin içine etmiş bulunuyorlar.

Erdoğan aptallık ekmeye her ağzını açtığında devam etmektedir. Bu yeni bir durum değil kuşkusuz. Ama siyasi iktidarın yönetmek için, üstelik bir kriz ortamını yönetmek için gereksindiği akıl ve yetenek hafife alınmamalıdır. Gezi günlerinin cami ve Kabataş yalanlarının arkasında bir mimari vardı. Uydurulanlar aptalları ikna etmek ve donatmak işlevini yerine getiriyordu. Giderek o aptallık düzenin bütün mekanizmalarına yerleşti. Artık olmuyor.

MİT ve Dışişleri yetkililerinin Suriye’den Türkiye’ye iki bomba attırıp savaş gerekçesi yapmayı konuştukları o bant kaydı yine belli bir akıl ve yeteneği içinde barındırıyordu. Şimdi bıraksanız bombaları atarken selfi çekip facebooka koyarlar. Bu, yönetme ehliyetinin tükendiği noktadır.

Gelinen nokta bir birikimin ürünü ve sonu. İslamcıların, Çanakkale’de gökten inip zafer kazandıran evliyaları hikâye etmesi dinsel ideolojilere uygundu, işlevseldi. Ama tankın egzozuna tişört tıkadıktan sonra uçağın üstüne üstüne yürüyen kahramanlar, ideolojiyi işlevini göremez hale getirir.

Erdoğan aptal üretmektedir.

Bu rejimin sömürüyü örtmesi, baskıyı meşrulaştırması, kendi tabanını güçlendirip toplumun genelinin şöyle veya böyle rızasını alması… bitmiştir.

Bu noktaya gelen bir rejimin ise kendiliğinden çökmesini kimse beklememelidir.

Aklın örgütlenmesi, Terim’e dökülen paraların hesabının yoksulluğa talim eden işçi tarafından sorulması gerekir.

Düzenin en nezih giysilerine bürünmesi kural olan havaalanlarının mafya çetelerine kadar düşmesinin karşısına havayolu emekçilerinin dikilmesi gerekir.

Emekçilerin çocuklarını şeriat eğitimine teslim etmemesi gerekir.

Aptalların grev yasaklamasına işçilerin boyun eğmemesi gerekir.

Bütün bunların örgütlü bir faaliyet olarak yapılması, yani işçi sınıfının aklının örgütlenmesi karşısında rejim kendiliğinden değil, halk tarafından çökertilmiş olacaktır.

Aydemir Güler 'ın Son Yazıları