AKP’ye Muhalefet

17/12/2008 Çarşamba
AKP’ye Muhalefet

Bunların hepsi muhalefet başlığının altında yan yana getirilebilir mi?

AKP'yi IMF ile imza masasına oturmayı geciktirdiği için eleştirmek / AKP'yi IMF'ye boyun eğdiği için eleştirmek.

AKP'yi krizi iyi yönetemediği için eleştirmek / AKP'yi emekçileri yok saydığı için eleştirmek.

AKP'yi AB sürecini tavsattığı için eleştirmek / AKP'yi ülkenin bağımsızlığının üstüne çizik attığı için eleştirmek.

AKP'yi aileden sayılan sermaye gruplarını kayırdığı için eleştirmek / AKP'yi sermayenin en edepsiz taleplerinin sözcüsü ve takipçisi olmakla eleştirmek.

Bu liste uzar gider. Bu listenin sermaye eleştirisi ile emek eleştirisini içerecek iki sütuna bölünmesi gerekir. Bu iki sütun, AKP eleştirisinde buluşanların bir ve tek tablosunun iki parçası değillerdir. Bu iki sütun, iki karşıt sınıfın konum ve tezlerini yansıtmaktadır.

Bu karşıtlığın üstünden geçip sınıf sınırının ötesinde ortak payda arayan çok yanılır. Yıllardır yanılmaktan bıkmayan siyasal kesimleri boş verin... Ama bunların, öncüleri ve kitleleri yanıltmaları önemli bir sorundur.

Seçim süreci başladı. Türkiye üç buçuk aya yakın süreyle ilginç bir dalgalanmaya sahne olacak. Anlaşılan, ülkenin birinci partisinin AKP olduğu tartışılmaz bir gerçek olarak teslim edilecek. Öte yandan "kamuoyu" denen ve tanıma ihtiyaç duyan alanda AKP yerlerde süründürülecek!

Bu iki durum arasında kuşkusuz bir çelişki var. Ancak siyasette güç dengesini belirleyen biricik faktörün kitle veya oy olmadığını bilmek durumundayız. Önemlidir kuşkusuz. Ama ortaya çıkacak siyasal güç denklemlerinin bir bileşeni, bileşenlerinden yalnızca biri olarak.

Yine de AKP'nin sahip olduğu birikimin kof bir kalabalıktan ibaret olduğunu kimse iddia edemez.

AKP'nin tepetaklak gitmesinin hayli güçlü bir olasılık olduğu "kamuoyu" nedir peki? Lafı dolandırmaya gerek yok. Bu kamuoyu Türkiye'nin geleneksel büyük sermayesidir. Aile adlarıyla bilinen büyük holdinglerdir. Başta Doğan olmak üzere merkez burjuva medyasıdır. Kuşkusuz emperyalist çevrelerdir. Bunların şu veya bu şekilde bağladığı devlet kurumları, entelektüeller, üniversite çevreleri... Burada AKP angajmanının belirlediği bir ayrım yapılabiliyor.

Bir taraf hayli geniş, "egemen" sıfatı atfedilebilecek ölçüde güçlü bir görünüm verirken, AKP'nin kendi kapalı dünyasına sıkıştığı zannedilmemelidir.

Başlarken örneklediğim emek ve sermaye "sütunları" arasında ortaklık aramak aymazlıktır, yanılsamadır. Geleneksel burjuvazi ile AKP cephesi arasında ortaklık ise yanılsama falan değil, büyük gerçektir. Emek ile sermaye uzlaşmaz düşman, sermaye fraksiyonları ise düşman kardeştir. Bu kadar basit.

Dolayısıyla -biraz Marksist el kitabı alıntısını çağrıştıracak ama zararı yok, faydası var- sorun iktidardaki geleneksel burjuvazi ile aynı iktidarın siyasal temsilcisi AKP arasındadır. Taraflardan biri diğerinden daha az sömürücü, daha az işbirlikçi, daha az halk düşmanı ve daha az gerici değildir.

Bu durumda sorun bu kardeş kavgasının nereye kadar gideceği, gidebileceğidir. Sorunun yanıtını ararken değişik parametrelere, alanlara bakabiliriz. Burada iki öğeyle yetineceğim. Birincisi CHP.

AKP'nin en çok oy toplamaya aday muhalifi olarak CHP'yi AKP'yle eşitlemeyi önermeyeceğim. Ancak herkes bilmelidir ki, CHP kendini geleneksel burjuvaziye beğendirmekten başka bir kaygı gütmemektedir. Aleni örnekleri herkes biliyor. Size satır arasından bir örnek vereyim. Son olarak anti-kriz programına dahil edilerek talanı yeniden programlanan 2B arazileri hakkında Deniz Baykal, bu alanların yağmalanmamasını, ama örneğin "yatırımlara açılmasını" söylemiştir. Deniz beyin kulağı ağzından çıkanı duymaktadır. CHP için bu kamusal alanların kamuya, topluma geri döndürülmesi, doğal ve tarihsel değerlerin sermayeye karşı korunması diye bir sorun yoktur. Burjuvazi yağma denen şeyi eski akıncıların tarzıyla taş üstünde taş, omuz üstünde baş bırakmamacasına yapmıyor. Burjuvazi yatırım yapıyor!

İkinci öğe veya boyut ise kriz.

Türkiye'nin geleneksel büyük burjuvazisi, üstünde var olduğu kapitalist sistemle daha "sorumlu" bir ilişki içinde olması nedeniyle, artık bir büyük depresyon olarak geliştiği kesinleşen ekonomik krizin sistemin tamamına fatura edilmemesi için önlem arıyor. Geleneksel büyük burjuvazi, krizin yıpranma etkisini AKP'nin sırtına yüklemeye karar verdi.

AKP yükü taşımak için sermayenin bütünü adına emeğe elinden geldiğince saldıracaktır bu dönemde memleket yönetmenin ancak gericiliğin gazına sonuna kadar basarak ve sokakta adam vurarak mümkün olduğunu pratikte gösterecektir...

Sonuç herhangi bir gizli anlaşmada önceden yazılmış değil. Bu, siyasal mücadele. AKP bu süreçten küçülerek çıkabileceği gibi, militarist, faşist bir rejimin lideri olarak sivrilebilir de.

AKP eleştirisi tablosunda emek sütununda yer alanlar bütün bunları gözlemlemek, stratejileriyle bütünleştirmek durumundadırlar. Asıl işimiz ise, bu düşman kardeşlerin zemininin dışına çıkmak, bunun dışındaki zemini büyütmektir. Mücadelenin sömürücü, işbirlikçi ve gericiler arasında geçen ve halkımız ile ülkemiz için felaketten başka kapıya çıkmayan bir didişmenin ötesine taşınabilmesinin biricik şansı buradadır.

ÖNCEKİ YAZILARI

Sehven 04/04/2020 Cumartesi
En büyük distopya 28/03/2020 Cumartesi
Virüs de sınıfsal 21/03/2020 Cumartesi
Yönetilemeyen ülke 14/03/2020 Cumartesi
Ateşkese evet, ama yetmez 07/03/2020 Cumartesi
AKP savaşta 29/02/2020 Cumartesi
Gezi gerçekten de yargılanamadı 22/02/2020 Cumartesi
TİP, tarih, bugün 15/02/2020 Cumartesi
Afet yaratmak 08/02/2020 Cumartesi
Devrim güncellemesi 01/02/2020 Cumartesi