O zaman Şoygu’nun sözleri şöyle alınabilir: Siz bizi ta Amerika’dan gelip Karadeniz’de sıkıştırırsanız biz de size 'arka bahçenizde' Güney Amerika’da bir cephe açarız.

Emperyalist paylaşım savaşı Güney Amerika’ya sıçrar mı?

Batı emperyalizminin Karadeniz kışkırtması bütün hızıyla sürüyor. Rusya karasularına giren ve sadece bu provokasyon için gönderilen İngiliz Savaş gemisinin rotasına ateş açılmasından sonra şimdi de Karadeniz’de “Deniz Meltemi-2021” tatbikatı büyük bir katılım ile sürüyor. 

ABD’nin kuyruğuna takılarak gelen 31 ülkenin içinde kimler yok ki? Hadi Batı emperyalizminin bir parçası olan Avrupa devletlerini anladık, ama Japonya’nın, Mısır’ın, Senegal’in, Fas’ın, BAE’nin ne işi var Karadeniz’de?

Tabi Türkiye’siz olmaz bu tatbikatlar!

Ne bu ülkelerin halkları böylesine kullanılmayı hak ediyorlar, ne de Rusya’da yaşayan emekçi halklar böylesine tehdit edilmeyi.

Ama biz bu yazıya Karadeniz’den devam etmeyeceğiz ve buralardan çok uzak bir coğrafya ile ilişkileneceğiz. 

Geçen hafta Rusya Savunma Bakanı Şoygu tehdit altındaki Küba, Venezuela ve Nikaragua’ya askeri yardım sözü verdi. Tarihsel bağlara değinen Şoygu, “bu ülkelerin Rusya’nın desteğine her zamankinden daha fazla ihtiyacı var” dedi.

Bu ülkeler ve diğer bazı sol iktidarlar ABD’nin uzun yıllara dayanan insanlık dışı ablukası altındalar. Öte yandan 2019’da ABD ve işbirlikçisi komşu ülkeler tarafından Venezuela’nın askeri olarak da tehdit edilmesi gibi acil bir hazırlık yakın vadede gözükmüyor.

O zaman Şoygu’nun sözleri şöyle alınabilir: Siz bizi ta Amerika’dan gelip Karadeniz’de sıkıştırırsanız biz de size “arka bahçenizde” Güney Amerika’da bir cephe açarız.

Bilmiyoruz, belki bu askeri açıdan “iyi” bir taktiktir, ama emekçi sınıflar açısından muhtemel bir emperyalist paylaşım savaşının yeni bir cephesini tarif ettiği için kulağa hoş gelmiyor. Sonuçta Birinci ve İkinci Dünya Savaşlarında bu bölgede neredeyse kurşun bile atılmadı.

Böyle bir Güney Amerika cephesinin gerçekliği var mı diye sormalıyız. 

Sovyetler Birliği’nin tarihsel etki alanına önemli olduğu halde girmeyeceğiz. Ama bugün Rusya’nın her üç ülkeyle de askeri anlaşmaları bulunuyor. Bu anlaşmalar, Rus danışmanların görevlendirilmesi, askeri eğitim, silahların modernleştirilmesi ve yeni silah teminine dayanıyor.

2019’da Venezuela Batı emperyalizminin tipik ajanlaştırma, seçimleri gayri-meşru ilan etme, medya desteği ve oluşan karışıklığa askeri olarak müdahale etme sürecine maruz kalınca Rusya açık askeri desteğini ilan etmişti. Venezuela’daki oyun, Suriye’deki gibi o kadar aşağılık bir komploya dayanıyordu ki, Rusya müdahil olsa bir şey diyecek halimiz olmazdı.
Ama şimdi henüz ortalık biraz sakinken daha geniş bakabiliriz sürece.

Bütün karmaşıklığı ile aslında birbirine çok da benzemeyen bu üç ülke ve bütün Güney Amerika ilişkileri yerine Nikaragua’daki bir sürece eğilmek öğretici olacak.

Panama Kanalı’nın hikâyesi ABD’nin hegemonyasını inşa tarihi ile koşut kabul edilebilir. ABD Panama’yı Kolombiya’dan kopartmış, Panama Kanalını inşaya yeltenen Fransızları kovmuş, ülke halkı biraz iradesini göstermek isteyince askeri olarak işgal bile etmişti. Böylece Atlantik’i Pasifik Okyanusuna bağlayan en kısa hat 1914’ten bu yana ABD’nin elinde bulunuyordu.

Dünya ticaretinin %5 gibi önemli bir kısmının yapılmasına aracılık eden Panama Kanalı üzerindeki bu ABD hegemonyası bir süre önce bir tehdit altında kaldı.

Çin’in Güney Amerika’ya devasa yatırımlarından, verdiği kredilerden, yaptığı demiryollarından ve limanlardan burada tekrar söz etmeyeceğiz. Çin Güney Amerika’da kapitalizmin askeri olmayan yöntemleriyle ABD hegemonyasını geçen 20 sene içinde sarstı.

Buna bir de Nikaragua’da yapılmaya başlanan “çılgın proje” eklendi: Nikaragua Kanalı.

Aşağıdaki haritada kanalın güzergâhı ve Panama Kanalıyla karşılaştırılması görülüyor. Nikaragua gölünü de kapsayacak su kanalı iki okyanusu birleştirecek.

Haritada Orta Amerika ülkesi Nikaragua’da inşasına başlanan ve iki okyanusu birleştirecek olan kanalın 278 km’lik güzergâhı görülüyor.

Kanal inşası için sözleşme Çinli milyarder Wang Jing’in tekeli ve kanal inşasına katılacak diğer Çinli şirketlerin oluşturduğu HKDN Grubu ile Nikaragua devleti arasında 2013’te imzalandı ve 2014’te inşası başlandı. 

Bu girişim Güney Amerika’da 100 yıllık ABD hegemonyasının el değiştirmesinin bayrağı gibiydi. 

Hemen 2015’te Rusya inşa edilen Kanalı askeri olarak korumaya talip oldu.

2020’de bitirilmesi planlanan kanal inşası halen sürüyor.

Çevre örgütleri ve kanal güzergâhında toprakları istimlak edilenlerin şiddetli protestoları oldu. Son yıllarda neden kanal inşasının yavaşladığına ilişkin rivayetler var, ama konumuz bu değil.

Emperyalizmin hegemonya krizi dünyanın her yerinde tekrar ürüyor, emekçi sınıfları tehdit ediyor ve bütün devletleri arkasından sürüklüyor.

Sıklıkla değindiğimiz şu vurgu ile yazıyı bitirelim: 

Güney Amerika halklarının sermayesiz bir dünya kurgusuna yaslanan bir siyasi programa ve öncülüğe acilen gereksinimi var.