Samsun’da maden şirketine tepki köylere yayılıyor: ‘Dirayet lazım’

Eldorado Gold-TÜPRAG maden şirketinin Samsun’da arama ruhsatı aldığı bölgenin köylerini ziyaret ettik. Maden aramasının yapılacağı Başalan, Sıralı ve Çamyatağı köylerinde yaşayanlar şirkete karşı olduklarını söylüyor.
Cumartesi, 14 Eylül 2019 16:25

Eldorado Gold-TÜPRAG maden şirketinin Samsun’da arama ruhsatı aldığı bölgenin köylerini soL haber portalı olarak ziyaret ettik. Maden aramasının yapılacağı Başalan, Sıralı ve Çamyatağı köylerinde yaşayanlar şirkete karşı olduklarını söylüyor ama ne var ki maden şirketinin zannedilenden çok daha uzun süredir bölgede tetkikler yaptığı ve adı geçen köylerin ötesinde, onlarca köyü içeren bir sahada faaliyet yürütmeye niyetli olduğu anlaşılıyor.

Samsun’un Kavak ve Havza ilçeleri içinde kalan Şahin Dağları’nda Ağustos ayında duyulan maden gündeminin Başalan köyünde infiale neden olduğu basına yansımıştı. Son günlerde Fatsa’daki maden şirketinin arama ruhsatı uzatılırken hali hazırda yarattığı çevre ve sağlık tahribatına dair haberler Karadeniz bölgesinde maden şirketlerine dönük tedirginliği artırıyor.

Patronların Ensesindeyiz Dayanışma Ağı ve Bilim ve Aydınlanma Akademisi temsilcilerinin bulunduğu bir heyet soL portaldan habercilerle birlikte, Şahin Dağları’nda arama ruhsatı alınan bölge içinde bulunan köyleri ziyaret etti. Merkezi konumda bulunan Başalan köyü şu ana kadar haberlere konu olmuşken yakındaki Sıralı köyü ve Havza sınırlarında kalan Çamyatağı köyünde durum ele alınmamıştı. soL, bu köyleri de tarayarak konunun ve mücadelenin kapsamını araştırdı.

İzmir’deki maden şirketleri karşılaştıkları ilk mücadele örneklerinden sonra kamuoyunu maniple etmek konusunda tecrübe biriktirmiş durumdalar. Fakat o tarihlerden beri süren maden faaliyetlerinin yarattığı çevre ve sağlık sorunları yeni arama sahalarında şirket ile halk arasındaki karşı karşıya gelişleri daha çetin hale getiriyor. Şahin Dağlarındaki köyler de bu gerçeği yansıtıyor. Onlar için ne altının keşfi yeni, ne de köylüler için maden şirketlerinin arama girişimleri sürpriz. Yeni olan, kapılarına dayanan tehdit karşısında ortak bir mücadele yürütmek zorunda olmaları.

‘BEN KÖYLÜYÜM, AMA APTAL DEĞİLİM’

Ziyaret edilen Sıralı köyünde Başalan’da olduğu gibi şirket elemanlarının köylülere yol çalışması yapıldığı hikayesi anlattığını öğreniyoruz. İki sene önce anlatılan bu hikayeden sonra, Sıralı’nın Muhtarı İsmail Baş yakınlarda Celallı köyünde TÜPRAG’ın mühendisiyle karşılaşmış. "Elli metrede bir işaretliyoruz, kırmızı işaret altın, yeşil işaret başka bir maden" diyen mühendis Muhtarın gözünü boyamaya çalışmış. Yetmemiş, köylüyü ikna etmesi için ona çeşitli ‘ikramlarda’ bulunmuş, "köyün ihtiyacı neyse yaptıralım" demiş. Mühendise "Ben köylüyüm ama aptal değilim" diye yanıt vermiş Muhtar, "Televizyonlarda açık oturumlar, belgeseller seyrediyorum; maden şirketlerinin girdiği yerleri nasıl alt üst ettiğini görüyoruz".

Muhtarın anlattığına göre TÜPRAG’ın mühendisi Başalan’da toplantı yapılacağını söylemiş, "sen de halkı topla" demiş, Muhtar kabul etmemiş. Başalan köyünde oradaki muhtarın köylünün tepkisi ile kaymakamın baskısı arasında kaldığını hatırlıyoruz. Kavak’taki Orman İşletme şefiyle de görüşmüş Muhtar. Şef, "Bunu durdurma şansınız yok, sekiz yüz milyar lira yatırdılar bu ormanı kesmem için, sen ne ortalığı karıştırıyorsun" diye Muhtar’a çıkıştığında Muhtar görevini yerine getirdiğini söylemiş. "Başalan’la, Gebze’yle örgütlendik ama sesimizi yeterince duyuramadık" diye hayıflanıyor Sıralı Muhtarı. Patronların Ensesindeyiz Dayanışma Ağının birleştiriciliğinden söz edilerek yerli ve yabancı tüm maden patronlarına karşı mücadele edilmesi gerektiği üzerine duruluyor.

Sıralı köyünün bölgeden taşınması programı yapıldığını öğrenmişler. 1800’lerde Çerkeslerin yerleşerek kurdukları köyün kendi çocukluklarında yüzüncü yılının kutlandığı anımsanıyor. Genelde köyden çıkanlar ‘tahsilli’, büyük kentlerde memur ya da meslek sahibi olmuşlar. Başalan’a nazaran ufak olan köy kışın beş hane, yazın yirmiye çıkıyormuş. Fakat mesele taşınmaya geldiğinde buradaki hanelerin sayısı önemli değil, "Onbeş yirmi köy var Samsun’a kadar, yarın siyanür havuzu kurulduğu zaman hepsi taşınmak zorunda kalacak" diyor Muhtar. TÜPRAG’ın mühendisinin anlattığına göre bölgeyi bozmadan kırk metreden sondaj atacaklarmış, kuyu açacak sonra üstünü kapayacaklarmış. Muhtar, "Siyanürlü altın aranan Bulgaristan’da her tarafı sel götürdü, burası da yağışlı bölge, aynısı yaşandığında Samsun’a kadar bunu kim temizleyecek? " diye soruyor.

[Sıralı Köyü]

‘KISA ADI, SÖMÜRÜ SİSTEMİ’

Sıralı’dan sonra Başalan köyüne gidiyoruz. Burada Şahin Dağları’nda maden arandığını ilk ihbar eden ve kamuoyuna yansımasına önayak olan Mustafa Baldır ile görüşüyoruz. Kendisi de pek çok Başalanlı gibi Gebze’de çalışıyormuş, elektrik teknisyeniymiş, beş yıldan beri ise köyde yaşıyormuş. Baldır, maden şirketinin bu bölgeye küçük hesaplarla girmediğini anlatıyor: "Ülkede üretim kalmadı, her şeyi sattık, bir tek yer altı kaynakları kaldı, tefeciler alacakları karşılığı teminat olarak bizden bu kaynakları istiyorlar". Şirketin burada aldığı izinlerin borsaya sürüldüğünü, kazançları düşük göstererek vergi muafiyetleri elde ettiğini ifade ediyor.

Baldır, yaşanan gelişmeler üzerine Eldorado’nun hisselerini takip etmeye başlamış ve köylerinin geleceği üzerinden büyük bir kumar oynandığını fark etmiş. Şirket, halkın tepkisini azaltmak için kendisini ‘yerli istihdam’ yaratıyormuş, ‘yerli üretim’de bulunuyormuş gibi göstermek istiyor. Oysa arama ruhsatı aldığı süreç içinde dahi şirket hisseleri katlanmış ve bu hisselerin satışıyla kârlarını büyütmüşler. Sözleşme sürecinde Eldorado’nun İzmir’de ve Uşak’ta kayıt dışı kazanımları olduğunu belirterek, "Bunun kısa adı sömürü sistemi; devlet astronomik bir zarara uğratılıyor, dört beş koldan soygun yaşanıyor; biz burada ağaç kesmeyle meşgul oluyoruz ama bu öyle büyük bir soygun ki gördüğümüz sadece buz dağının belki de ucu" diyor Mustafa Baldır.

‘HALKIN SESSİZ KALACAĞI BAŞALAN’DAN BAŞLAYALIM’

Jandarma ile görüştüklerinde her türlü devlet izninin alındığını belirtmiş. Alanın nereden nereye uzandığını sorduğunda "Divanbaşı köyünden Güvercinlik köyüne otuz-otuzbeş kilometrelik bir hat" olduğu söylenmiş. Başlangıç noktası olarak Başalan’ı seçmiş olmaları insanların sessiz kalacağını düşünmelerinden kaynaklanıyor. Ama hesaplar tutmamış. Baldır’ın anlattığına göre "Köyün yüzde doksanbeşinde yoğun tepki var, kadınlar ‘biz de çıkalım, ses verelim’ diyorlar".  "Buradan bir başladı mı çorap söküğü gibi Bafra’dan ta Tekkeköy’e kadar gidecek" diye devam ediyor, "Bizim avantajımız henüz işletme ruhsatı için ÇED raporu yok, işin daha başındayız". Baldır, Kavak Belediyesi’ne konuyla ilgili bir başvuruda bulunmuş, ‘bizi ilgilendirmiyor Bakanlığın işi’ demişler. "Ben bakanı seçmedim ki, seçilmiş olan muhtarı da tehdit ediyorlar" diye tepki gösteriyor.

Baldır anlatmaya devam ediyor: "Dün sahada birkaç kişiyle görüştüm, kesim yapanlar ‘bir yıl ertelediler’ dedi, ‘herhalde yoğun tepkiden kaynaklandı’. İnanmıyorum dedim, bir yıllık zaman zarfında tepkiyi elimine edecekler. Çok profesyoneller. Belki burası onlar için beş yüzüncü film. Neler yapmaları gerektiği, eksikleri neler varsa çıkarmışlardır. Mesela bu adamların çalışma şekillerinden biri de çevre örgütlerinden sivrilen isimleri pasifize etmek, öğretim görevlilerini yanlarına çekerek yazılarla, açıklamalarla madeni şirin göstermeye çalışmak." Bilim ve Aydınlanma Akademisi olarak konunun hukuksal ve bilimsel olarak inceleneceği üzerine konuşuluyor.

Baldır, son dönemki orman yangınlarının da maden olduğu bilinen yerlerde çıktığına dikkat çekerek bu bölgede hiç yangın yaşanmadığını, benzer olayların yaşanmasından endişe ettiklerini belirtiyor. Kendisi yine de umutlu. "Bu ülke daha kötü dönemlerden geçti, bir adam çıktı ‘Geldikleri gibi giderler’ dedi. Yine öyle olacak. Satın alıyorlar, alsınlar. Bir yerde tıkanıp kalacaklar, uzun sürmeyecek. Yasalar onları koruyor, haklı olansa biziz" diyor.

ŞİRKETİN ARGÜMANI: DÜZEN PARTİLERİNİN HEPSİ AYNI

Beraber gittiğimiz köy meydanında Cuma namazından çıkan köylülerle görüşüyoruz. Birçoğu Gebze’de sanayide çalıştıktan sonra emeklilik için köyüne dönmüş. İleri yaşta bir köylü, "Doktorum ‘iğne vurmayla, tablet almakla olmaz, senin ilacın Başalan köyü’ dedi, üç senedir buradayım, sıhhatim iyi" diye anlatıyor. Şirket köyde bir toplantı düzenlemeye cesaret edememiş, gördüğü köylüleri birebir ikna etmeye çalışıyor. Kimine ‘siyanür kullanmayacağız’ demiş, kimine kullanacakları siyanürü ‘bir gram sızdırmayacaklarını’ söylemiş. Köylülerden birini ‘sağı solu talan etmeden nokta atış sondaj yapacağız’ diye ikna etmeye çalışmışlar.

Köylüler, şirketten değil bakanlıktan yetkililerin gelip kendileriyle görüşmesini talep ediyor. TÜPRAG’ın 2008 yılından beri yayınlanmış çeşitli broşürleri köylülerin eline tutuşturulmuş. Madenlerin camilerde kullanıldığı örneklerden Atatürk’ün madenlerle ilgili özlü sözlerine varıncaya kadar herkese hitap edecek onlarca argüman sıralanmış. En ‘ikna edici’ olansa, AKP, CHP ve MHP’nin madencilik ve yatırım politika belgelerinden madenlerle ilgili yabancı sermayenin destekleneceğini hemen hemen aynı şekillerde ifade eden alıntılar.

[Başalan Köyü]

‘ÇAMYATAĞI’NDAN AKAN SU ZEHİRLENECEK’

Köy ziyaretimizin son noktası Havza’nın Çamyatağı köyü. Şahin Dağlarının arka tarafında kalan Çamyatağı, köyün mahalleye dönüşümünden diğerlerine göre daha fazla etkilenmiş görünüyor. Görüşülen köylüler madenin yaratacağı etkiyi biliyorlar ve tepkililer. "Başalan’a olacak zarar bize de olacak; hatta bize daha çok, çünkü bizim suyumuz, malımız oradan geliyor" diyorlar. "Bunu organize ederek köylüye anlatmak" gerektiğini söylüyorlar, "yoksa bize provokatör derler". Üç beş sene sonra köyden kovulmaktan endişelerini dile getiriyorlar.

Başalan köyünde kaya patlatmalarının köy yaşantısına olumsuz etkisinin konuşulduğu aktarılıyor. Mevcut maden şirketindense köylerine henüz uğrayan olmamış. Dediklerine göre Şahin Dağlarının onların tarafında kalan kısmı orman niteliğinde, fakat aynı zamanda akarsu var. "Maden açıldığı zaman bu dağlar hep zehirlenir, tepeden gelen çaydan ne mal su içer, ne adam su içer" diyorlar. Çamyatağı yüksekte kaldığı için yağmur yağdığında suyun Başalan’dan çok kendi köylerinden geçtiğini, zararın daha çok kendilerine olacağını dile getiriyorlar.

‘MUHTARIN İMZASI BİTTİ, İHALELER ANKARA’DA BAĞLANIYOR’

Yüz yirmi olan hane sayısına son beş yıl içinde ‘köye dönüş’ furyasıyla iki yüz yirmi hane eklenmiş. Eskiden köy üç yüz seksen haneyken 1978’de İstanbul’a göçle köy boşalmış. Eski Muhtar, "Havza’nın en büyük göçü" diyor, şimdi ise geriye dönüş başlamış. Görüştüğümüz köylülere göre madene karşı halkı yeni muhtarın toplaması lazım. "Bu köyde yaşayan herkes madene karşı, ama bunu muhtarın söylemesi gerek; ‘kardeşim bu toprağa basmayacaksın’ dediğinde bitti" diyor bir köylü. ‘Dirayetli bir muhtar’ olmadığından şikayet ediyor. Başalan ve Sıralı’da olduğu gibi Orman şefliğine güvenmiyorlar. "Orman dairesi dağın düşmanı, ormanı korumuyor" diyorlar, "Burada bir gariban odun kesse hemen yakalayıveriyorlar, öte yanda kamyon kamyon odun götürüyorlar. Orman kesiminin bir projesi vardır, şef projeyi uygulatmıyor, ehliyetsiz insanları gönderiyorlar, sıradan kesim yapıyorlar".

Orman kesimi konusunda muhtarın yetkisi üzerine başlayan tartışma maden konusundaki sıkışmışlığı açığa çıkarıyor. Köylüler, muhtar imzası olmadan kesim olamaz derken, eski muhtar itiraz ediyor: "Siz hala farkında değilsiniz, büyükşehire geçildi. Muhtarlığın imzası bitti. Artık bakanlık giriyor bu işe. Ankara’dan ihaleyi veriyor sizin haberiniz bile olmuyor. Biz ancak internetten takip ediyoruz. Müteahhitler oradan girip işlerini bitiriyorlar". Bir köylü karşı çıkarak, "O zaman köylüyü kadınlarıyla kızlarıyla yığ, kamyonu geçirme! " diyor. Eski muhtar ise "Devlet yolu açar" diyor, "Bu köyde herkes karşı, ben de mücadele ettim, ama olmuyor. Ormancılara yine gebesin, prosedürün içine girdiğin zaman görüyorsun". Köylüler yeni muhtarın öncülüğü istiyorlar, "Başalan’la, hep birlikte olmalı" diyorlar.

[Çamyatağı Köyü]

Şahin Dağları’nda maden şirketine yönelik tepki yayılırken Samsun kent merkezinde bu tepkiye örgütlü destek artıyor. Samsun Çevre Platformu’nun desteğiyle bir grup demokratik kitle örgütü 15 Eylül Pazar günü Şahin Dağları’na kalabalık bir gezi düzenleyeceklerini duyurdular. "Şahin Dağlarında Altın Aramaya Hayır" başlıklı çağrıda saat 10:00’da Atatürk Anıtı önünde bir basın açıklaması yapılacağı ve Başalan köyüne araçlarla gidilerek Şahin Dağlarında yürüyüş düzenleneceği duyuruldu.