Ispanağı kim öldürdü?

İstanbul'daki ıspanak zehirlenmesi vakalarının sayıları her gün yenilenirken, detayları yurttaşlarla paylaşılmayan raporlar, kaynağı netleştiril(e)meyen üretici ve tedarikçiler nedeniyle henüz gerçek açığa çıkmış değil. Tarladan sofraya giden zincirde belli ki birden çok 'olağan şüpheli' var ve hepsi de olası günahlarını örtme çabası içinde.
soL - Aslı İnanmışık
Pazartesi, 04 Kasım 2019 19:54

İstanbul’da çeşitli hastanelerin acil servislerine çok sayıda hastanın “zehirlenme” belirtileri ile başvurmasının ardından tartışmalar sürüyor. 

Şimdiye kadar Sağlık Bakanlığına bağlı İl Sağlık Müdürlüğü ile Tarım ve Orman Bakanlığına bağlı İl Tarım ve Orman Müdürlüğü'nden konuyla ilgili açıklamalar geldi.

İl Tarım ve Orman Müdürlüğü detaylı açıklamalar yapmadan yoğun miktarda "atropin" ve "scopalamin" maddelerinin tespit edildiğini belirterek, raporun sonuna "Halkımızın tüketecekleri tüm gıdaları olduğu gibi, yeşil sebzeleri de dikkatlice kontrol ederek, yabancı otları ayırt etmeli ve çok iyi şekilde temizledikten sonra tüketmeleri gerekmektedir" tavsiyesini iliştiriverdi.

AÇIKLAMA YAPILDI, ANALİZİ YAPILAN MADDELER SAYILMADI

Gıda Mühendisi Bülent Şık, varlığı duyurulan raporda belirtilenler doğru kabul edilse dahi raporun daha detaylı açıklanması ve tümünün yayımlanması gerektiğini vurguluyor. Şık'a göre, gıda güvenliği konusunda bağımsız ve güvenilir bilgi üretecek bir kuruma ihtiyaç var ancak ondan önce, "yapılan analizlerde başka toksik maddelere rastlandı mı"; kamu sağlığı ve güvenliği bakımından bunun bilinmesi zorunlu.

Şık konuya ilişkin şu değerlendirmeyi yapıyor:

Yurttaşlardaki zehirlenme belirtileri Bakanlığın açıkladığı ot karışmasını doğruluyor aslında bir bağlamda. Evet, bir takım otlar böyle bir zehirlenme tablosuna, çift görmeye halüsinasyona yol açabilir. Ama tabi burada bilinmesi gereken başka şeyler var; bu otlar nasıl karıştı? Ispanak ilk defa yenmiyor bu ülkede. Daha önce böyle bir ot karışması hikayesi duymadık demek ki çok olağan bir şey değil bu.

Yenilen, yani bir gıda maddesi olarak tüketilen bitkisel gıda ürünleri de çok sayıda bitkisel toksin içerir. Ama onları yediğimiz zaman zehirlenmeyiz çünkü yiyecek hazırlama ve pişirme teknikleri bu toksinleri zararsız bir forma dönüştürür.

Dolayısıyla eğer karıştıysa, Bakanlığın açıklamasını doğru kabul edersek, bunun nasıl olduğunu tespit etmek zorunlu. Nasıl karıştı, kasıt var mı bunlar işin bir yönü. Diğer yönü ise bir analiz yapılmış olması lazım; orada Bakanlığın açıkladığı iki tane kimyasal madde var. Deniyor ki, biz bu kimyasal maddeleri tespit ettik. Bu analizin hangi cihazla yapıldığını ben tahmin edebiliyorum. Bu cihazla analiz yaptığınızda, o kimyasal maddeler dışında başka maddeler var mı, onları da görürsünüz. Dolayısıyla başka bir toksik kimyasal madde var mı ya da herhangi bir pestisit karışmış mı gibi sorulara da yanıtlar alınır.

Zehirlenmeye yol açacak toksik kimyasal maddeler de var. Pestisitler gibi. Ancak bu örnekteki gibi onlarca insanın etkilendiği bir zehirlenme olayı için üründeki pestisit miktarının çok yüksek olması gerekli.

Bizler yurttaş olarak, Bakanlıktan, yaptıkları analizlere ilişkin sonuç raporunu açıklamasını talep etmeliyiz. Bu tip açıklamaların neye dayandığını görmek, yurttaş olarak bizim hakkımız. Bunların açıklanmıyor oluşu da tuhaf bir durum. O kimyasal maddeyi tespit etmekte kullanılan analiz yöntemi ile pestisit ya da başka bir şey olsun, diğer etkenleri de tespit etmek mümkün. Bize bunları söyleyebilirler. Artık bunları talep etmeliyiz. Bakanlık bunları açıklamalı, internet ortamında erişilebilir hale getirmeli.

Detayları bilmeliyiz şu aşamada. Bir tohum karışması olabilir diyorlar ama yani bu bir yabani ot sonuçta. Güzelavrat otu tohumları da ortalıkta satılıyor. Dolayısıyla bilmediğimiz çok fazla durum var ama Bakanlık bunu biliyor. Bizim de bunları bilmeye ihtiyacımız var.

'BEYPAZARI KAYNAKLI OLABİLİR'

Kamuoyuna yansıyan bir başka bilgi de İstanbul’daki ıspanakların Ankara Beypazarı kaynaklı olduğu ve organik fosforlu bir ilacın kullanıldığı şeklindeydi. Görüştüğümüz Beypazarı Ziraat Odası Başkanı Mustafa Ateş, bu iddiaların da doğru olabileceğini ve fazlasını söylüyor:

Ürünün hangi tarladan gittiği belli ama ne işlem gördü bilmiyoruz. Patlıcan familyasına ait söz konusu otun karışmış olabileceğini düşünüyoruz ancak ne kadar tüketilmiş, toplarken mi karışmış bilmiyoruz. Çıkan ürünlerin hepsi hale bildiriliyor, hepsi kayıtlı. Bizde çiftçi bilgisi de var.

'ÜRETİCİDEN SONRA PROBLEM OLMASI MUHTEMEL'

Ateş, Tekirdağ'da da vaka görüldüğünü hatırlattığımızda, İstanbul dışında herhangi bir yere Beypazarı'ndan ürün götürülmediğinin kesin olduğunu söyledi. Bunun üzerine "Üreticiden çıktıktan sonra sorun yaşanmış olabilir mi?" sorumuz üzerine Ateş şöyle konuştu:

Bizden sonra durum değişmiş olabilir. Ispanağın 3-5 günlük raf ömrü var. Arttırmak için bir şey yapılmış olabilir. Tarlanın küçük bir alanında karışıyor ıspanağa, 15 tonda yaklaşık 150-200 kilo. Yani yüzde 5'i geçemez, ıspanağa karışan bitki. Dolayısıyla 40 kişiye yayılması çok zor. Çiftçiden sonra problem olması muhtemel.  

Ateş'in bu sözleriyle birlikte, gerçekten bir yabancı ot karışmışsa bile bunun tarlada olamayacağı görüşü de ortaya çıkmış oluyor. Tarlada bir yabancı ot karışmış olsaydı, bunlar belirli bir sevkiyat içinde yoğunlaşırdı, dolayısıyla Tuzla'dan Beylikdüzü'ne ulaşan ve bir ihtimal Tekirdağ'da da görülen zehirlenmelere değil daha belirli bir lokasyondaki zehirlenmelere neden olurdu.

Ateş, zehirlenmeye yol açan karışıklığın market aşamasında yaşanmış olabileceğini de gündeme getirmiş oluyor.

28 KİŞİ GÖZLEM ALTINDA TUTULUYOR

İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü'nden yapılan son açıklamaya göre, İstanbul'da 108 kişi ıspanak zehirlenmesi nedeniyle hastanelere başvurdu. Hastalardan 80'inin taburcu olduğu, 28'inin ise hâlâ gözlem altında olduğu duyuruldu.